Reklamı Kapat

Eğitim ve sağlık üzerine

Eğitim ve sağlık üzerine

Eğitim ve sağlık alanında yeni ve iyi şeyler yapmak için çaba sarf ediliyor. Söz gelimi zorunlu eğitimin 8‘den 12‘ye çıkartılması eğitim alanında atılmış önemli adımlardan birisi. Ama,bu iş için gerek mekan gerek öğretmen olarak yeterli olduğumuz söylenebilir mi? Bu arada son olarak en ve edebiyat fakültesi mezunlarının öğretmen olabilmelerinin önünün kesilmesi de öğretmenlerin eğitim fakültelerinde yetiştirilmesi düşüncesine dayandığını düşünüyorum.Ancak, daha işin başında öğretmen olmak düşüncesiyle fen ve edebiyat fakültelerine kayıt yaptırmış öğrencilerin uğradığı hayal kırıklığının nasıl tefli edileceği acaba hesaba katılmış mıdır? Katılmamış ise "Böyle uygun gördük" demekle işin içinden çıkmak mümkün müdür?

Hemen belirteyim derdim alınmış bir takım kararlara muhalefet etmek değil. Alınan kararların iyi niyete dayandığından hiç şüphem yok.Ancak,alınan kararlardan iyi sonuçlar alınabilmesi için iyi niyetli olmanın yetmediğine dikkat çekmek istiyorum.

Söz gelimi sağlık alanında sistemde önemli değişiklikler yapıldı. Bunun başında sağlık hizmetlerinin tek çatı altında birleştirilmesi geliyor.Ambulans helikopter uygulamasının yaygınlaştırılmasını alkışlayanlardanım. Atılan adımların bazılarının tam olarak uygulanamadığı görülüyor olsa da, özellikle yargıyı çok başlılıktan kurtarmak için askeri -sivil yargı ayrımına son verilemediği gibi sağlık hizmetleri de tam olarak tek çatı altında birleştirilebilmiş değil. Buna rağmen anlaşmalı özel hastanelerden herkesin yararlanabilmesi hizmet alınan kurumlarda çeşitlenmeye yol açtı. Ancak,hayatımızın her alanında olduğu gibi geçmişten gelen bir takım yanlış ve kötü örnekler toplumda ciddi bir güven sorununa yol açtı. Bu sebeple gelinen son noktada bazı ilaçların işin uzmanı doktorlar tarafın yzılması gerekiyor. Aslında bir ilacın işin uzmanı tarafından yazılması kadar doğal bir uyulama olamaz. Ama, peki gittiğiniz hastanede hastalığınızla ilgili uzman doktor yoksa ya da gündüz var ama acil olarak gittiğinizde yoksa ne olacak? Benzer bir olaya şahit olduğum için aktarmak istiyorum. Bir ilçenin devlet hastanesinin acil servisine düşük tehlikesi olan bir hasta getiriliyor. Acildeki nöbetçi doktor hastanın tansiyonundaki yükselme sebebiyle gözetim altına alıyor ve kendisine bir ilaç vererek tansiyonun düşmesi bekleniyor. Bu arada söz konusu hasta  daha önce aynı hastaneye geldiği ve hatta iki gün yattığı için uzman doktorla telefon görüşmesi yaparak görüşünü alıyor. Arkasından da bir reçete yazıyor. Hastanın yakını hemen nöbetçi eczaneye giderek reçeteyi yaptırıyor. Ancak, "Eczacı bu ilacı ücretsiz veremeyiz.Uzman doktorun yazması gerekiyor" diyerek ilacın bedelini istiyor. Bedel ödeniyor ilaç alınıyor. Hastanın halen hastanede yattığını, uzaman doktorun olmadığını,ancak uzman doktorla telefonla görüşülerek reçetenin yazıldığını söylemek fayda etmiyor. Derdim uygulamanın doğru ya da yanlışlığını tartışmak ve birilerini suçlamak kesinlikle değil. Çünkü,geçmişte bazı eczanelerin önce ilacı verip sonra  doktorlara reçete yazdırdıklarını, bu yüzden haklarından soruşturma açıldığını biliyorum. Bu tür uygulamalara karşı bakanlığın tedbir almak istediğini de anlıyorum. Ancak, yukarıdaki gibi benzer olaylarda hasta ve yakını mağdur olmaz mı? Diyelim ki o anda hastanın yanındaki refakatçinin de cebinde yeterli para yok. Ne olacak? Uzman bir doktor bulmak için evine mi gidilecek? Bu da doğru olmaz. Hastanın geçmişini biliyor olsa bile hastayı görmeden reçete yazmak istemeyebilir? Hasta ise hastanede gözetim altında,yüksek tansiyonu düşürülmeye çalışıyor?Bu durumda gerçekten sıkıntılı bir durum söz konusu.

Demek istediğim o ki, her şeyin başı gelip insana, yanlış uygulamaların oluşturduğu güvensizliğe dayanıyor. Böyle olunca da yanlış uygulamalara son vermek adına beklenmeyen problemler ortaya çıkıyor. Bu uygulama büyük şehirlerdeki her türlü uzman doktorun birden azla bulunduğu hastaneler için geçerli olabilir ama,ülkemizin pek çok ilçesinde genellikle uzman doktorların sayısı yetersiz ya da bazılarında birkaç branşta uzman doktor bulunuyor. Yani bazı kararların istenen sonucu verebilmesi için alt yapının tam olması gerekiyor.

NOT. Dünkü yazımda salatalığın kilosunun serada üreticiden 25 kuruşa alındığını yazmıştım. Öğrendim ki bu fiyat Salı günü 20 kuruşa düşmüş. Bunun anlamı komisyoncular üreticilere artık seradaki ürünlerini toplamayın, sökün diyorlar.

26 Nis 2012 - 01:15 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?