Ekonomik sorunlar ve siyasi istikrarsızlık

Ekonomik sorunlar ve siyasi istikrarsızlık

Ekonomik koşullar olumsuzlaştıkça siyasi istikrarsızlığın büyümesi, sorunların oluşması ve ağırlaşması, güvensizliğin büyümesi önlenemiyor. Bu durumun sadece bir kısım gelişmekte olan ekonomi veya gelişmemişler ile ilgili olmadığı artık daha iyi anlaşılıyor. 1990‘lı yıllarda iyi yönetişim, demokrasi ve etkin serbest piyasa anlayışı konusunda ahkam kesen gelişmiş ekonomilerin içine düştüğü açmaz bu açıdan ilginç bir görüntü oluşturuyor. Galiba hiç bir şey göründüğü veya gösterildiği gibi değil imiş... Finansal sermaye ile büyük çoğunluğun çıkarları çatışmaya başlayınca herşey daha iyi anlaşılıyormuş!..

Geçtiğimiz hafta sonunda Hollanda‘daki hükümet istifa etti; Kraliçe bu istifayı kabul etti ve Eylül ayında seçimler yapılacak. Koalisyonun küçük ortaklarından biri kemer sıkma paketine karşı çıkınca başka bir seçenekleri kalmadı... Yunanistan ve İtalya‘daki hükümetler de benzer sebepler ile istifa etmiş, yerlerine gelen teknokrat hükümetleri bir yandan finansal sermayeyi memnun edecek kararları almaya diğer yandan devamında erken seçime odaklanmıştı... Şahsen öne sürülen yaklaşımların, sorunları çözemeyeceği gibi ağırlaştıracağını düşünüyorum. Zira bir yandan parasal genişleme diğer yandan kemer sıkma mevcut sorunların ilacı olamaz; fakat seçmen kitleleri ile finansal sermaye arasındaki çıkar çatışmasını geometrik bir hızla büyütür. Seçimle gelenler ya seçmeni aldattıkları için, ya da borç verenlerin şartlarını yerine getiremedikleri için geldikleri gibi gitmek zorunda kalırlar. Bu süreç boyunca güvensizlik büyür, kırılganlık artar, ekonomi daralır ve kırılganlık yükselmeye devam eder... Biz bu filmi daha önce çok gördüğümüz ve yaşadığımız için sormak gerekiyor: Seçmeni sindirmek ve borç verenleri memnun edebilmek adına askeri veya sivil darbeler de gündeme gelir mi?.. Gelmez ise devamında neler yaşanır?.. Ülkemizde yaşanan siyasi gelişmeleri tüm sebep ve sonuçları ile daha iyi anlamak adına konuya bu açıdan bakmak daha yararlı olabilir...

Halktan ve adaletten yana olanların farklılıklarına göre bölünmesi ve aralarına nifak sokularak çatışma ortamı meydana getirilmesi, söz konusu kesimlerin tek bir hedefte birleşmesinin engellenmesi ne için gerekliydi? Sivil veya askeri darbelere meşruiyet kazandırmak ve insanların ne olup bittiğini anlamasını engellemek için mi? Bu tür yaklaşımlar medeniyet algılamasına, demokrasi veya serbest piyasa tanımına uyar mı?.. Belli ki dün bazı bölgelere yapılan bu tür toplumsal mühendislik projelerine teşeronluk yapan Avrupalılar benzer bir açmaza düşmüş durumda; örgütlü ve bilinçli seçmen kitlelerini nasıl ikna edip de  finansal sermayenin ağır koşullarına boyun eğdireceğini bilmiyor. Ayrıca bunu başarmanın veya başaramamanın istikrarsızlıktaki artış eğilimini terse çeviremeyeceği biliniyor. Her açmaz gibi onların da maddi ve manevi birikimleri erimeye devam edecek ve tepkiselliğin büyümesi önlenemeyecek...

Finansal sermaye ile seçmen kitleleri arasındaki çıkar çatışmasının büyümesi demokrasiyi tüketir, serbest piyasa anlayışının etkin çalışmasını engeller, sosyal ve siyasi istikrarsızlığı besleyip büyütür. Bu kaotik ortam ideolojisi ne olur ise olsun otoriter rejimlerin önünü açar, çok sancılı ve uzun bir değişim süreci kaçınılmaz hale gelebilir... Siyasi isikrarsızlık sürdürülebilir olmayan eğilimlerde ısrar etmenin bir sonucu olduğu kadar çok daha karanlık bir dönemin başlangıcıdır. Küreselleşme denilen kuralsızlık da hem açgözlülüğü ve çaresizliği besleyerek insanlığı yozlaştırmış, hem de çıkar çatışmalarının büyüyüp yıkıcı olmasına izin vererek içinden çıkılması çok zor bir ortam meydana getirir.

Medeni ve inançlı olmak güç peşinde koşmaktan değil, güç peşinde koşanlara karşı çıkmaktan ve tüm potansiyel mağdurları birleştirmeye çalışmaktan geçer... Parasal genişleme ve kemer sıkma paketleri lehine taraf olanlar siyasi istikrarsızlık ateşine destek verenlerdir...

28 Nis 2012 - 02:35 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?