Reklamı Kapat

Cenaze defnindeki garabetler

Cenaze defnindeki garabetler

Ölüm denen gerçekle bu dünya hayatının faalyetleri sona eriyor. Mezar denen bir kapıdan geçerek de öbür âlem denilen hayat başlamış oluyor. Âlimlerimiz ve ariflerimiz bu geçişi yumurta ve civciv misaliyle basitleştirerek izah ederler. Civciv yumurtanın içindeki hayattan memnundur. Onun dışına çıkmak istemez. Ama gün dolup kabuğu kırıp dışarı/dünyaya çıktığı zaman "oh be burası daha ferah ve daha hoş imiş" dermiş. İşte insanoğlu da böyledir.

İnsan ölür. Mezar denen kapıdan geçmesi için geride kalanlar onu oradan geçirmek gayesiyle bir hayli koşuşturmalarda bulunurlar. Fıkıhta bu koşuşturmaların tamamına techiz, tekvin ve gömü denir. Peygamberimiz (s.a.v.) bu hizmetin nasıl yapılacağını bizatihi göstermiştir.

Ancak günümüzde sünnet üzere yapılması gereken defin işlemlerine bir hayli hurafe ve haramlar sokuşturulmuştur. Bunları kısaca şöyle özetleyebiliriz:

Cenaze törenlerimize alkış illeti musallat oldu. Cenaze nakil ve defni esnasında ona "saygı" adına alkış tutuluyor. Cenazede alkış müşriklerin duâsıdır. Böyle bir tavır haramdır.

Cenaze törenine gelip de câmiye girmeyenler cenaze namazına da katılmazlar. İşte bunlar içlerindeki tedirginliği yatıştırmak, bir "şey" yapabilmek için tabutu alkışlamaya başlarlar. İşte bu alkış bir trajedinin bütün unsurlarını taşır. Buradakilerin "yarımlığını" son alkış kadar dramatize eden örnek pek azdır.

Alkış, "sanatçı"ların cenazesinde başladı, her yere yayıldı. Mum yakıp şamata ediyorlar. Cenazelerde câmi avlusundan mezarlığa kadar alkışlar yükseliyor. Bu iğrençliğe mâruz kalmamak için sanatcı Cem Karaca vasiyetine "Alkış ile değil tekbir ile gömülmek istiyorum" cümlesini eklemişti.

İnancımız cenaze kabre indirilirken Kur‘an okunmasını gerektiriyor. Şimdi bol bol nutuk çekiliyor. Biran önce toprağa verilmesi gereken cenaze kurum kurum dolaştırılıp saygı duruşları, alkışlar ve merasimler yapılıyor. Cenazenin katafalka konulması, mum yakılması, tabuta çiçek atılması, tabuta gelinlik gibi elbiseler örtülmesi, herhangi bir eşya ile gömülmesi, abartılı mezarlar yapılması, ölünün isminin "rahmetle" değil de "saygıyla" anılması, cenazelerde ölünün resimlerinin yakalarda ve ellerde taşınması, ölü evinden helva dağıtılması, yemek yedirilmesi... gibi hususlar Hıristiyan gelenekleridir; Müslümanlara icrası haramdır.

Avrupalı gibi yaşayanlar Avrupalı gibi ölüyor ve ölülerini de Avrupalılar gibi gömüyorlar. Diyeceğimiz odur ki, taklitçilik hayatımızı değiştirmişti, artık mematımızı da değiştiriyor. Cenazede yüksek sesle tekbir, tehlil ve Kelime-i tevhid ve ilâhiler okumak da asla câiz değildir. Ölürlerin arkasından üç günden fazla dirilere başsağlığı da câiz görülmemiştir.

Cenazelerinizi alkışlatmayın. Aksi halde bize "Toprağı bol, alkışı gani olsun" demek düşer.

28 Nis 2012 - 03:20 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?