Hakkı üstün tutmak veya batıldan yana olmak

Hakkı üstün tutmak veya batıldan yana olmak

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan, hesap gününün sahibi, yaratan, yaşatan, yöneten, dünya ve ahiret saadetinin tek çaresi İslam‘ı gönderen, Allah(c.c)‘a hamd, son peygamber, âlemlere rahmet, yaşayan Kur‘an Peygamber Efendimize (s.a.v) salât ve selam olsun.

Geliniz bugün bir nefis muhasebesi yapalım. Sadece bugün değil hergün nefis muhasebesi yapmak zorunda değilmiyiz. İnancımıza göre ahiret dünya hayatımızın hesabıdır. Ogün gelmeden önce sanki bugün hesap veriyormuşuz gibi kendimizi hesaba çekmek aklın ve ilmin gereğidir.

İnsan, Allah‘ın yeryüzünde İslam‘dan sorumlu kıldığı halifesi olarak büyük bir sorumluluğa sahiptir. İnsanın ahiret yolculuğunda yüklendiği yükü vardır. Bu yük Kur‘an-ı Kerim‘de şöyle anlatılmaktadır: "Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara arzettik, onlar onu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korktular da, onu insan yüklendi. Şüphesiz o (insan) çok zalim, çok cahildir. Münafık erkek ve münafık kadınlarla müşrik erkek ve müş¬rik kadınlara azap etmek ve mümin erkeklerle mümin kadınların da tevbelerini kabul edip affetmek için (emaneti insana yükledi) Allah Gafur‘dur, Rahim‘dir. (Ahzap: 72-73)

Âlimlerimiz emanetin  "İlahi Teklifler" olduğunda görüş birliği içersindedirler. Yani bu Allah (c.c.)‘ın kuluna verdiği yetkiler ve yüklediği sorumluluklardır.

Biz, Allah‘ın verdiği bu yetki ve sorumluluklarımızı Hak-Batıl mücadelesi şeklinde tanzim edilmiş dünya imtihanı içinde kullanmak ve kuşanmak zorundayız.

Hak nedir? Batıl nedir?

Hak: Allah(c.c)‘ın güzel isimlerinde birisi, şanı yüce olan Kur‘an, yakîn, sabit ve şüphe olmayan şey, İslâm, adâlet, hüküm ve kaza olunmuş iş, mal, mülk ve vâcip gibi anlamlarda kullanılan bir mefhumdur. Kur‘ân-ı Kerim‘de Hak kelimesi ve türevleri 285 kadar ayette geçer.

Hak İslam‘dır. Hiç bir şart altında değişmeyen gerçektir. Islah yoludur. Marufu, adaleti, iyiliği emreder. Münkeri, zulmü, kötülüğü yasaklar. Bu yolu tarih boyunca peygamberler ve onların yolundan yürüyen takva sahibi şuurlu Müslüman topluluklar temsil etmişlerdir. İnsanlık ne zaman bu asıl yolda yürümüşse saadet bulmuştur. Günümüzde bu asıl ve sağlam yolu MİLLİ GÖRÜŞ temsil etmektedir. Hakkın gayesi: Bütün insanlığın dünya ve ahiret saadetidir. Hak erinde gecinde hâkim olacaktır. "O günahkârlar istemese de, Allah hakkı sabit ve üstün kılacaktır." (Enfal: 8)

BATIL: Gerçekle ilgisi olmayan, doğru ve haklı olmayan, boş, temelsiz, yanlış şeyleri ifade için kullanılan bir mefhumdur. Batıl kavramı Kur‘an-ı Kerim‘de yirmisekiz ayette geçmektedir.

Batıl Materyalizm‘dir. Her şart altında yanlış olan şeydir. İfsat yoludur. Münkeri, zulmü, kötülüğü emreder.  Marufu, adaleti, iyiliği yasaklar. Bu yolu tarih boyunca Şeytan‘ın hilelerine aldanarak nefislerini ilah edinenler, Nemrutlar, Firavunlar, Ebu cehiller temsil etmişlerdir. İnsanlık ne zaman bu fasit yolda yürümüşse krize düşmüş ve helak olmuştur. Günümüzde bu fasit ve batıl yolu ırkçı emperyalizm, Siyonizm ve onların işbirlikçileri temsil etmektedir. Batılın gayesi: İnsanları ifsat ederek dünya ve ahiret hayatlarını karartmaktır.

Allah Hakkı üstün tutmamızı ve Batılı reddetmemizi emrediyor. "Hakkı batıla karıştırıp da bile bile hakkı gizlemeyin." (Bakara: 42). Allah bu konuda kitap ehlini de batıl davaları yüzünden İslam‘ı gizledikleri için uyarıyor. "Ey kitap ehli, neden hakkı batıla karıştırıp, bildiğiniz halde (bile bile) hakkı gizliyorsunuz." (Âli İmrân: 71). Ayrıca Kur‘an‘da "Hak geldi, batıl yok oldu. Zaten batıl ortadan kalkmaya mahkûmdur." (İsra: 81) buyrularak Hakkın hâkim olduğu yerde, Batıl‘ın barınamayacağı ve her zaman batıl nizam ve iktidarlarının yıkılmağa mahkûm olduğu gerçeği ifade edilmektedir.

Rabbimiz bizden İslamın yanında ve onun hâkim olması için cihad görevini yerine getirmede net bir duruş sergilememizi istemektedir. "Yoksa sizin içinizden cihad edenleri, Allah‘tan, Rasulünden ve müminlerden başkasını dost edinmeyenleri, Allah ayırt etmeden bırakılıvereceğinizi mi sandınız? Allah yaptıklarınızdan haberdardır." (Tevbe:16) Rabbimiz bu ayet ile içimizdeki mücahid olanları ortaya çıkarmadan, Allah‘ı, Resulü ve müminlerden başka kişileri dost edinenleri de ortaya çıkarmadan, yani hainleri ortaya çıkarmadan serbest bırakılacağınızı mı zannediyorsunuz diyor. Bu hususu iyi düşünmemiz gerekir.

Bizi dünya ve ahirette kurtuluşa götürecek şey İMAN ve CİHAD‘tır. "İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda malları ve can¬larıyla cihad edenler Allah katında derecesi en büyük olanlardır. İşte onlardır kurtuluşa erenler." (Tevbe:20)

İslama karşı sorumluluğumuzu yerine getiriken batılı savunanlar ile bir akrabalık bağımız olsa, bunlar babalarımız ve kardeşlerimiz dahi olsalar bile tecihimizi İslam‘dan ve onu yürütenlerden yana kullanmamız, dikkate almamız gereken en hassas konudur. "Ey iman edenler, eğer babalarınız ve kardeşleriniz imana karşı küfrü severlerse, onları veli ve dost edinmeyiniz. Sizden kim onlardan veli ve dost edinirse onlar zalimlerin ta kendisidir." (Tevbe: 23) Bu ayetle bize emredilen bu hususun hafife alınacak tarafı da yotur.

Ayette geçen evliya, velinin çoğuludur. Veli de, Türkçe de kullandığımız vali kelimesi de oradan geliyor. Vali; halkını dostça seven yönetici anlamına ge¬liyor. Allah (c.c.) "onları yönetici ve dost edinmeyiniz." diyor. Babanız, kardeşiniz bi¬le olsa, onlar İslam‘ın aleyhinde iseler, dost ve yönetici edinmeyiniz" diyor. Değil falan parti¬nin başkanı, geç onları, baban dahi olsa, erkek kardeşin bile olsa, mademki İslam‘ın aleyhindedir, onu dost ve yönetici edinmemiz yasaklanıyor. Edinirsek ne olur. Rabbimiz ne olacağını bize haber veriyor. "Sizden kim onları kendisine dost ve yö¬netici edinecek olursa işte onlar zalimlerin ta kendisidir."  Zalim oluruz zalim.

Müslüman bu dünya hayatında Allah‘ın halifesi olma sorumluluğunun gereği olarak şu ayeti kerimenin de muhatabı olduğunu unutmamalıdır. "Deki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, düşmesinden korktuğunuz ticaret ve hoşlandığınız evler, size Allah‘tan, Resulünden ve O‘nun yolunda cihaddan, daha sevgili ise o halde Allah‘ın emri gelinceye kadar bekle¬yin. Allah fasik topluluğa hidayet vermez." (Tevbe: 23)

Günümüzde dinden uzaklaşmıyoruz. Ancak İslami çizgiden uzaklaşıyoruz. Batıcı ve liberal oluyoruz. Bir Müslüman AB yanlısı ve liberal olamaz. Çünkü hem batı ve onun bir ürünü olan Liberalizm ve türevleri inkârı ve şirki birlikte bünyesinde barındıran akımlardır. Bu akımların İslam ile uyuşması imkânsızdır. Bu özelliklerinden dolayı onların manevi durumlarını Kur‘an bize şöyle haber vermektedir. "Ey iman edenler, şüphesiz müşrikler neces (pislik) dirler." (Tevbe: 28) Burada müşriklerden kasıt Yahudiler, Hristiyanlar ve puta tapanlar¬dır. Allah, Meryem oğlu İsa ilahtır diyenler kâfirdir diyor.

Öyle ise ne yapacağız

Allah ve Resulünün dediğini yapacağız. "Kendilerine kitap verilenlerden Allah‘a ve ahirete iman et¬meyenlerle, Allah ve Rasulünün haram kıldığını haram saymayan¬larla, hak dini ile dinlenmeyenlerle, küçülerek elleriyle cizye verin¬ceye kadar harbediniz." (Tevbe: 29)

Çünkü onlar İslam‘ karşı büyük bir kin içersindedirler ve onu yok etmek için bütün imkânlarıyla onu söndürmek isterler. "Ağızlarıyla Allah‘ın nurunu söndürmek isterler. Kâfirler hoşlanmasalar da Allah nurunu tamamlayacaktır." (Tevbe: 32)

Bizler, var gücümüzle onlar karşısında kendisiyle Allah‘ın nurunu tamamladığı kahramanlar olalım diye gece gündüz çalışmaya gayret etmeliyiz.

Çünkü bunu yapmamanın vebali cok büyüktür. Ey iman edenler, size ne oluyor ki, "Allah yolunda birlikte cıhada katılın denildiğinde yere doğru ağırlaştınız. Ahirete karşılık dünya hayatına mı razı oldunuz? Dünya hayatının geçimliği ahirete göre çok azdır. Eğer birlikte cihada katılmazsanız, sizi acıklı bir azapla ceza¬landırır ve sizin yerinize bir başka toplumu getirir. Ona hiç bir şeyle zarar veremezsiniz. Allah herşeye gücü yetendir. (Tevbe: 38-39)

Rabbimizle yaptığımız şu alış verişe sadık kalmak zorundayız. "Allah, cennet karşılığında müminlerden canlarını ve mallanın satın almıştır. Allah yolunda harbederler. Öldürürler, öldürülürler. Tevrat, İncil ve Kur‘an da hak olarak yaptığı bir (cennet) vadidir. Allah‘dan daha çok sözünü kim yerine getirir? O halde onunla yaptığınız bu alışverişe sevinin. İşte büyük başarı budur." (Tevbe: 111) vesselam.

02 May 2012 - 01:16 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?