Reklamı Kapat

Saray Soytarıları

Saray Soytarıları

Geçen hafta ödenekli tiyatroların özelleştirileceği gündeme gelince sözkonusu camiada fırtına kopunca ortalık tozduman oldu. Her iki tarafında sözcüleri ve aktörleri mahfillerinden seslenince ‘saray soytarıları‘ndan palyaçolarına kadar bilumum vasıflandırmalara Vasfi Rıza bile herhalde rıza göstermezdi merhum duysaydı şehir tiyatrolarının ünlü oyuncusu.

Ülkemizin batılaşma sürecinde uğradığı yedi cepheden aldığı taarruzlardan en müessir olanlarından biri de sanat cihetindeki musiki ve tiyatro dalları idi. İnsanımızın söze dayalı muhabbet bediiyatından beslenen ortaoyunu, karagöz, meddah gibi sanat yönünün iptaliyle, ...mış gibi yaparak başkalarının karakter ve rolüne giren batı tipi tiyatro uygulamasındaki dönemin öne çıkarılarak ödenekli tiyatrolarla gerek darülbedayi kökenli şehir tiyatrolarının ve gerekse Kültür Bakanlığına bağlı Devlet tiyatrolarının şişik kadrolarıyla günümüze kadar uzandı bu devletlü saltanat. Yani halkın vergilerinden gelen hazır paralarla icrayı sanat eylemek... Bir yanda özel gayretlerle ayakta durmaya çalışan özverili çabalar diğer yanda ise hazır para ile dekorunu kostümünü beğenmez şımarık kız gibi her oyuna sıfır aksesuarlarla çıkan oyunların yanısıra önceki oyunda kullandığı dekor kostümü yeni ya da diğer oyunda acaba nasıl değerlendiririm diye zorunlu tasarruf gayretinde bulunan emektarlar. Özelde çoğu yabancı çeviri eserlerden olan repertuarlarının yanısıra yerli eserlerden uzakta hatta muhteva itibarı ile de çoğu zaman adeta yerele savaş açan buyurgan oyunlarda rencide olan seyircimiz kendine yabancı bulduğu bu kurumları mahküm ederek itibar etmemiş dolaysıyla kendileri çalıp kendilerinin söylediği tarzda belli bir kesimin sesi olmuşlar bu sahneler.Arada gerek merkezi ve gerekse yerel yönetimde iktidarın değişmesi onları yine etkilememiş; meşhur‘at sahibine göre kişner‘ atasözü burada icrada bulunamamış. Ancak 1994 Refah dönemi ile yerel yönetimlerin ülke çapında değiştiği zamanlarda İstanbul Büyükşehir belediyesinin kadrolarının insanımız ve inancımız istikametinde yelpazesi değişirken bu camiada ise hiç bir esinti olamamıştır. Tabi burada hazırlıksız yakalanan muhafazkar camianın sahne sanatlarında yeterli, yetenekli, kurumsal bir ekip çalışması da olmadığından çareyi pansuman tedavi olmak üzere Gösteri Sanatları merkezi açma teşebbüsü olmuş ama ona da camia aileleri gerekli ilgiyi göstermeyince boşlukları yine aynı mahallenin zihniyeti doldurmaya başlamış.

Bu hafta sayın başbakanın sada-yı bülend ile dar-ül bedayi ve devletlü tiyatro erbabına haddlerini bildiren nutk-u hitabı ile gayet tahrik olan besleme oyuncuları, malum ocaklarından ve odaklarından cephe alarak muhalif hücumlarına yine artistik (!) aksül-amelleriyle yanıt cihetlerine geçtiler. Ama artık bunların da dönemi müruru zamana uğradı diyelim de en güzel çare de sanırım önümüzdeki günlerde yasalaşmak üzere gerçekleşecek olan özelleştirilmesi ile son nokta konulmuş olacak. Ol zaman isteyen istediği gibi kendi kitlesine kendi parasıyla kendi inanç ve düşüncelerini ifade etmiş olur. Benim paramla benim tarih ve inancıma  küfretmez halkın vergileriyle palazlanmış sahnelerinden.

ÜÇ AYLAR

Geride bıraktığımız ama geleceğe yatırım yaptığımız Nisan ayının hareketli kutlu doğum çalışmalarından sonra bu hafta ile Mayıs ayında yazın sinyallerini veren sıcak atmosferine girmiş bulunmaktayız. Bu ay içersinde başlayacak mübarek üç aylar ile Regaib Kandili‘de Ramazan‘ın müjdesini vermekte.

Bu ay Cemaziyelahir 1433 yani üçayların başlangıcı. Yeni 3 ayların başalngıcı olan Recbi Şerife, Regaib Kandili‘ne heyecenalanalım. Aynen akşam işten paydos ediyormuşcasına, haftasonu geliyormuş gibi, maaş günü gelmiş gibi, senelik izne çıkıyormuşuz gibi, gurbetten sevdiğimiz gelmiş gibi, askerden oğlumuz gelmiş gibi coşalım inşallah. Bu durumlarda nasıl hayatımızda değişik programlar yapıyorsak içinde bin aydan hayırlı Ramazan‘ın bulunduğu bu şerefli günlere de aynı yüksek dozda coşku ve heyecanla başlangıç hazırlıkları yapalım; ne dersiniz?

BU SABAHLARIN BOĞAZI

Her sabah Anadolu yakasından deniz yoluyla işlerine gitmekte olan yolcuların  erken vaktin mahmurluğunda kimilerinin koltuğunda sırtını yaslayıp hafif yollu şekerleme yaparken kimilerinin garsonun sabah çaylarından yudumlayıp yanında simit ya da kaşarlı tostla yarım kalan ya da tamamı olan kahvaltısını halletmesiyle boğaz trafiğinin tekne yolculuğu devam ederken martıların takip ettiği deniz seferimizde baharın dalgaları güzelleştirmesine duyarsız kalan genç yolcuların ise biteviye ellerindeki akıllı telefonlarla meşgul olup bu mevsimdeki İstanbul‘un denizden bakınca her iki yamacını süslemiş erguvanlarla sezon manzaralarını kaçırmalarına yazıklanıp bendenizin bu denizin mest ettiği haleti ruhiyesi ile berdevam eden seyahat-i bahrine kaptırmış Topkapı Sarayı‘nın muhteşem nazar davetine icabet ederek Eminönü sahiline yaklaşırken Süleymaniye‘nin asırların maverasından seslenen sedasına uyarak suriçi Dersaadetine ayakbasmış oluyorum.

05 May 2012 - 00:46 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?