Rusya‘dan "sıfır sorunculara" kalkan tehdidi!

Rusya‘dan "sıfır sorunculara" kalkan tehdidi!

Rusya Genelkurmay Başkanı Nikolay Makarov, Moskova‘da gerçekleşen füze savunma sistemi konferansında çok net bir şekilde; "Kalkanı vururuz" dedi ve bu çıkışıyla "nükleer düello"daki tansiyonu daha da yükseltti.

Rus Genelkurmay Başkanı; son yıllarda ABD, NATO ve Rusya arasında sert tartışmalara neden olan, bundan dolayı da Moskova‘nın gazını almak için "İran tehdidine" karşı Avrupa‘yı korumak amacıyla inşa edildiği söylenen ve bir ucu da bize, "Malatya-Kürecik"e kadar uzanan Füze Kalkanı‘nı işaret ederek; muhataplarına amiyane tabirle, "yemezler" dedi!

Dolayısıyla, Rus Ordusu‘nun bir numarası tarafından yapılan tehdidin fazlasıyla ciddiye alınması gerekiyor, özellikle de Moskova ile bölgesel anlamda ihtilaflara ve yeni çıkar çatışmalarına "gebe olan" ve sistemin alt yapısına "ev sahipliği" yapan Türkiye açısından.

Fakat ilginçtir, İran‘ın ardından gelen bu "vururuz" açıklamasına bizim cenahtan yine "tık" yok. Oysa, Makarov‘un bahsettiği "kalkan", bizim "kılıç-kalkan oyunlarından" bildiğimiz kalkan değil...

Onun için birilerine bu açıklamanın ne anlama geldiğini burada izah etmemiz gerekiyor!

Açıklama, her şeyden önce, Rusya‘nın ulusal güvenlik noktasında ciddi anlamda bir tehdit algısı ile karşı karşıya bulunduğunu gösteriyor. Çünkü Rus Genelkurmayı‘na göre ABD, NATO üzerinden Rusya‘yı "çevreleme" ve Rus nükleer gücünü "etkisizleştirme" anlamında uygulamaya koyduğu bu stratejisi ile bir üst aşamaya geçmek üzere.

Bu ise, Rusya‘nın güvenlik politikalarına ve bu bağlamda uygulamaya koyduğu yeni nükleer doktrine açık bir meydan okuma olarak değerlendiriliyor.

Bir diğer ifadeyle, ABD‘nin NATO üzerinden "Füze Kalkanı" adı altında uygulamaya soktuğu ve temelde Rusya‘nın nükleer caydırıcılığını hedef alan bu proje, Moskova tarafından Rus askeri doktrininde ortaya konulan ve Rusya‘nın bir saldırı veya saldırı olasılığı karşısında nükleer gücünü devreye sokmasına olanak tanıyan "önleyici nükleer darbe" ilkesinin anlamsızlaştırılması ile eşdeğer kabul görüyor.

Nitekim Makarov bu tespitimizi şu sözleriyle teyit ediyor: "Maalesef hali hazırda ABD ile Rusya arasında diplomasi yoluyla füze kalkanı problemine çözüm bulunamamıştır. ABD‘de toplanacak NATO zirvesinde Avrupa üzerinde kurulan füze kalkanı ikinci etabı tamamlanarak kısmen çalışır hale geldiği ilan edilecek. Biz seyirci kalmak niyetinde değiliz. Rusya güvenliği açısından bir tehdit hissettiği an duruma göre kalkanın ilgili unsurlarını nerede olursa olsun ilk vuran taraf olabileceğini bu kürsüden ilan ediyorum."

Dolayısıyla Moskova, "Rus Kaba Gücü"nün bir numaralı ismi üzerinden ABD‘nin "önleyici darbe" girişimi açısından önemli kararların alınması gereken ve 20-21 Mayıs tarihleri arasında Şikago‘da gerçekleştirilecek olan NATO zirvesi öncesinde başta İttifak üyeleri olmak üzere, tüm dünyaya ciddi bir uyarıda bulunuyor ve nükleer oyunda "kırmızı çizgisi"ni çekmiş bulunuyor.

Türkiye‘yi de çok yakından ilgilendiren bu son gelişme, Savunma Bakanı Anatoly Serdyukov‘in "Durum, fiilen çıkmaz sokağa girmiş bulunuyor" açıklaması sonrası, Doğu-Batı arasındaki çok kutuplu yeniden yapılanma sürecinde Moskova‘nın aldığı pozisyonu keskinleştirmesi açısından büyük önem taşıyor.

Nitekim Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Nikolay Patruşev de son durumu şu sözleriyle özetliyor: "Siz hâlâ füze kalkanının dünya stratejik dengesini bozmadığını nasıl savunabilirsiniz."

Dünyanın yeni bir Soğuk Savaş dönemine girdiği böylesi bir ortamda 2008 Gürcistan Savaşı‘yla hemen sınırlarımızın yanı başında yakaladığı bölgesel psikolojik üstünlüğü ve "kırmızı çizgiler" noktasındaki kararlılığını devam ettirmek isteyen Rusya‘nın bundan geri adım atması, mevcut şartlar altında pek olası görünmüyor. Özellikle de Arap Baharı‘nın Kafkasya ve Türkistan boyutunun gündeme gelmeye başladığı, Rusya‘nın Akdeniz‘den tamamen silinmek istendiği ve Karadeniz-Hazar boyutunda suların ısınmaya başlandığı böylesi bir ortamda...

Ve göz ardı edilmemesi gereken bir önemli "kırmızı çizgi" daha... Bundan bir kaç ay önce "İran‘ı yedirmem" anlamında bir çıkış yapan Moskova‘nın bu ülkeye yönelik saldırıyı yeni bir dünya savaşının başlangıcı olarak ilan etmesi, açıkçası Türkiye‘yi de dolaylı bir şekilde içine alan son tehditlerden biriydi.

Şimdi düşünme ve hayal kurma zamanı. Bırakın İran‘a bir saldırıyı... Suriye‘yi kırmızı çizgisi ilan eden İran, yarın bir gün Suriye üzerinden (ve bu gidişle Irak da buna dahil olabilir) bir savaşa girdiğinde Malatya-Kürecik‘teki kalkanı vuracak olursa, o zaman ne olur? Velev ki savaşa giren İran bu sefer dediğini yapmadı, yani Kürecik‘i vurmadı ama kendisi vuruldu; peki, o zaman sizce Kürecik‘teki kalkanı kim vurur?

07 May 2012 - 00:35 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?