Sıddık-ı Ekber

Sıddık-ı Ekber

HZ. Ebu Bekir Resul-i Ekrem‘e en yakın sahabe idi. Kızı Aişe ile Hz. Peygamber‘in evlenmesine dair hicretten önce verilen karar onların dostluğunu daha da pekiştirdi.Amine Ateş Kabaktepe

Resul-i Ekrem bütün işlerinde Ebu Bekir‘e danıştığı için bazı kaynaklarda kendisinden "Peygamber‘in veziri" diye söz edilmektedir. Resul-i Ekrem‘in vahiy kâtiplerinden olan Hz. Ebu Bekir onun sırrını saklamayı çok iyi bilir, yanında pek edepli davranırdı. Medine‘ye elçiler geldiğinde onlara Hz. Peygamber‘i nasıl selamlayacaklarını öğretir, huzurunda sükûnetle oturmalarını tembih ederdi. Gördüğü rüyaları Resul-i Ekrem‘e anlatır, bazen Hz. Peygamber‘in veya diğer sahabelerin rüyalarını onun huzurunda yorumlar, olaylar ve verilecek kararlar üzerinde değerlendirmeler yapardı. Resul-i Ekrem‘e en çok kimi sevdiği sorulunca önce Hz. Aişe‘nin, sonra da Hz. Ebu Bekir‘in adını zikreder, insanların genellikle kendilerine yapılan iyiliğe karşılık verdiklerini, Hz. Ebu Bekir‘in yaptığı iyiliklerin karşılığını kıyamet gününde Allah Teâlâ‘nın vereceğini söylerdi.

Hz. Ebu Bekir Kur‘an-ı Kerim‘i, Resul-i Ekrem‘in söz ve hareketlerini en iyi ve en süratli şekilde anlama kabiliyetine sahipti. Kur‘an-ı ezbere bilir ve çok duygulu bir şekilde okurdu.

Mütevazi, yumuşak huylu, hassas, uysal ve hoşsohbet bir insan olan Hz. Ebu Bekir halifeliği sırasında daha da mütevazi olmaya çalıştı. Kendini beğenenlere çok kızardı. Fakirlere, zor durumda olanlara yardım eder, misafirlere ikramda bulunurdu. Hiddeti, cesareti ve atılganlığı hemen fark edilmezdi. Her zaman vakarlı ve ağır başlıydı. Az konuşur, kumandan ve valilerine de az konuşmalarını tavsiye ederdi. Onun dürüstlüğü çok meşhurdu. Başkalarının hakkına titizlikle riayet ederdi.

Hz. Ebu Bekir ile Hz. Ali sahabeler arasında en güzel konuşan iki hatip olarak tanınır. Hz. Ebu Bekir‘in, tanınmış edip ve hatiplerin sözlerini gençliğinden beri dikkatle dinlediği, okuduğu, birçoğunu ezberlediği, bunları sık sık tekrarladığı ve ezberindeki şiirleri çok güzel okuduğu bilinmektedir. Hz. Ebu Bekir‘in şair olduğunu ileri sürenler de vardır. (İslam Ansiklopedisi-Cilt 8)

Hutbelerinden birini, örnek olarak burada nakledelim:

"Ey nas! Size her işte ve her durumda Allah Teâlâ‘dan korkmanızı tavsiye ederim. Sevdiğiniz-sevmediğiniz her işte, Hakk‘a tutunmanızı öğütlerim. Çünkü doğru olmayan sözde, asla hayır yoktur; yalan söyleyen facir, fısk-ı fücura meyleden kişi ise, helak olur. Övüngeçlikten sakınınız! Haddizatında topraktan yaratılmış ve toprağa döneceği kesin olan çaresiz insanın, övüngeçlik taslamasını anlamak mümkün değildir. İnsan; bugün diri ise, yarın ölüdür. O halde güzel işler yapınız, Salih ameller işleyiniz ve kendinizi ölmüş gibi kabul ediniz. Aslına eremediğiniz şeyin bilgisini, Cenab-ı Hakk‘a havale ediniz. Kendiniz için hayırlar yapınız ki, yarın onları karşınızda hazır bulasınız. Çünkü Hak Teâlâ, Kur‘an-ı Kerim‘inde "Kıyamet gününde herkes, dünyada hayır ve kötülükten yaptığı şeyi hazır bulacak ve ister ki, o kötülüklerle arasında uzak bir mesafe bulunsaydı. Yine Allahü Teâlâ size kendinden korkmanızı emreder. Allah kullarını çok esirgeyicidir." (İslam Tarihi-Hüseyin Algül)

Hz. Ebu Bekir hakkında inanılması güç hadiselerden biri şudur; Taif gününde Hz. Ebu Bekir‘in oğlu Abdullah‘a bir ok isabet eder ve Abdullah kırk gün sonra bu yaranın tesiriyle vefat eder. Hz. Ebu Bekir, oğluna atılan bu okun kim tarafından atıldığını araştırır. Aramalar sonunda oğluna ok atanın Beni Aclan kabilesinden Saad bin Ubeyd olduğunu öğrenir. Hatta kendisi de bunu itiraf eder.

Ciğerparesi oğlunu kaybetmiş olan Hz. Ebu Bekir, bir taraftan yüreği kan ağlarken, oğlunu katledene şunları söyler;

"Allah‘a (cc) hamd olsun ki, senin elinle Abdullah‘a kerem ve şeref verdi de, Abdullah‘ın eliyle seni cehenneme göndermedi."

Bunu anlamak, hatta anlasak bile kabul edebilmek mümkün değil. Belki o şöyle düşündü; dünya fanidir, her ne kadar üzülsem de, oğlum şehit oldu. Onu vuran da belki inanır ve o da cennete gider. Böylece her ikisi de cennetlik olur.

Bunu böyle düşünebilmek bizler için yine de zordur; ama bu, duasında şöyle diyen Hz. Ebu Bekir için zor değildir;

"YA RABBİ, BENİM VÜCUDUMU ÖYLE BÜYÜK YARAT Kİ; CEHENNEMDE BENDEN BAŞKASINA YER KALMASIN."

(Sıddık-ı Ekber Hz.Ebubekir - Ebubekir Subaşı)

07 May 2012 - 21:05 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?