Solcu olmak İslam düşmanı olmak mıdır

Solcu olmak İslam düşmanı olmak mıdır?

Başlığa bakıp şimdi bu soruda nereden çıktı diye düşünebilirsiniz. Bu soruya ilk vereceğim cevap elbette ülkemiz ile diğer ülkelerin şartlarının farklı olduğunu hatırlatmak olacaktır. Aslında başlığı ‘Solcu olmak din düşmanı olmak mıdır?‘ şeklinde düşünmüştüm. Bu düşüncemden sonra vazgeçtim. Türkiye şartlarında din düşmanlığı deyince akla gelen İslam düşmanlığıdır. İslam‘a karşı tavır koyanların diğer dinler söz konusu olduğunda anlayışlı davrandıklarını biliyoruz. Tüm din karşıtları ülkemizde İslam‘a karşı kampanyalarda ortak rol almaktalar. Bu durum uzun yıllardan beri değişmemiştir. Bu bakımdan İslam‘a karşı olmak için ille de solcu olmak gerekmez. Bugün dünya üzerinde sağcısı ve solcusu, liberali, Hristiyan ve Siyonisti ile İslam‘a karşı ortak bir davranış sergilendiğini bilmek gerekiyor. Çünkü, İslam düşmanı olmanın ilk ve tek şartı solcu olmak değildir. Bu durum belki ülkemize has  bir davranış biçimidir.

Cumartesi günkü gazetelerde yer alan ‘Amerikan ordusuna eğitim veren bazılarının İslamcıları yok etmek için Mekke ve Medine‘ye Hiroşima ve Nagazaki‘de olduğu gibi atom bombası atmayı önerdikleri" şeklinde haber ile Hacettepe Üniversitesi‘nde AGD‘nin gerekli izinleri alarak yapmayı planladığı ‘Peygamber Sevgisi‘ konulu konferansı sabote ederek engelleyen solculara karşı tepki yağdığı" haberi dikkat çekiyor ve iki haberde ortak noktanın İslam düşmanlığı olduğu görülüyordu. Bu bakımdan ister Türkiye‘deki bir takım solcular ister bir başka ülkedeki Hristiyan ya da Siyonistlerin ortak düşman olarak İslam‘ı seçtikleri artık bilinmeyen bir husus değil.

Bu gerçek açıkça ortada iken hâlâ bu İslam düşmanları ile aynı safta yer almanın, aynı çuvala girmenin ve bundan zarar görmeden çıkılacağının düşünülmesinin mantıki bir izahı olabilir mi?

İnancımız bu meselye hak ve batıl ayrımı noktasından yaklaşıyor. Tüm farklılıkları bu iki nitelendirme altında topluyor. Batılın yok olabilmesi ya da dünya üzerindeki hakimiyetinin son bulabilmesi için hakkın hakim olması gerekiyor. Bu bakımdan olayı sağcı, solcu ya da farklı kavramlarla nitelendirmek doğru olmaz.

Hristiyan dünyada İslam‘a ve İslam ülkelerine karşı yüzyıllara dayanan bir düşmanlık olduğunu söylemek yanlış olmaz. Papalığın öncülüğünde oluşturulan Haçlı ordularının  sürekli olarak İslam dünyasına dönük seferleri ve bu seferler sırasında olayın bir işgalden ibaret olmadığı bir yok etme olduğunu da tarih bizlere aktarıyor. Öylesine bir ile kin ve öfke ile hareket etmiştir ki Haçlı sürüleri geçtikleri yelerde sadece insan değil, canlı bırakmamaya yönelik bir yok etme hareketi gerçekleştirmişlerdir. Siyonist İsrail devletinin Filistin‘de yaptıkları da Haçlı ordularının yaptığından farklı değildir. Bu bakımdan diyebiliriz ki İslam‘a karşı düşmanlıkta Hristiyan Dünya ile Siyonist örgütler ortak hareket etmektedirler. Bunun içindir ki gizli dünya devleti çatısı altında Müslümanlar dışında batıl çizgisindeki her renk, düşünce ve inançta insanlar bulunabilmektedir.

Kaldı ki ülkemizde bazı İslam karşıtları kendilerine bir takım sıfatlar izafe etmişler, daha doğrusu bir takım kavramları gerçek çehrelerini gizlemek için siper edinmişlerdir. Solculukta bunlardan birisidir. Bu noktada bir takım kimselerin kendilerini nitelendirirken İslami kimliklerinin önüne ya da arkasında İslam ile ilgisi olmayan bazı kavramları eklemelerini de doğru bulmak mümkün değildir. Belki bazı çevrelerin alkışını alabilirler ama İslam‘ın safiyetini bozarak konumlarını belirsiz hale getirmiş olurlar.

Bugün ülkemizde bazı çevreler din düşmanlıklarını bazen çağdaşlık ve ilericilik, bazen solculuk, bazen de şuculuk ya da buculuk gibi kavramlarla gizlemeye çalışmaktadır. Söz gelimi toplum içinde ‘Biz de Müslümanız" derlerken İslam‘ın emirlerini çağ dışı ilan etmekte, bu emirlere uyanları toplumda dışlamanın yollarını aramaktadırlar. Hatta bunun için darbecilerle birlikte hareket edebilmektedirler. Tabi böyle bir anlayış ve yaklaşımın sahiplerinin inandırıcılığı söz konusu olamaz.?

Herkesin inancı ya da inançsızlığı kendisine ama, inanlarında İslam‘a karşı bir ortak batıl cephe oluşturulduğunu hiçbir zaman unutmamaları gerekiyor. Bu ortak cephe içinde bulunanların sıfatlarının farklılık arz etmesi neticeyi değiştirmiyor.

14 May 2012 - 01:26 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?