Reklamı Kapat

Teşkilatçı bir başkan: Adnan Demirtürk

Teşkilatçı bir başkan: Adnan Demirtürk

"Müminler içinde Allah‘a verdikleri sözde duran nice erler var. İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir; kimi de sırasını beklemektedir. Onlar hiç bir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir." (Ahzab, 23)

15 MAYIS 1999 günü, acıklı bir trafik kazası sonucu, iki çalışma arkadaşı ile birlikte Hakk‘a yürüyen Milli Gençlik Vakfı‘nın efsane genel başkanı Adnan Demirtürk‘ün en güçlü yönlerinden biri de çok iyi bir teşkilatçı oluşu idi. 6 Eylül 1997 Kongresi‘nde Milli Gençlik Vakfı Genel Başkanlığı‘na seçildi. 28 Şubat zihniyetinin Türkiye‘yi kasıp kavurduğu, gençlerimizin ıslahı için çalışan Milli Gençlik Vakfı şubelerine eş zamanlı olarak baskınlar düzenlendiği günlerde genel başkanlık yaptı. Bitip tükenmeyen azmi, yorulmak bilmeyen çalışkanlığı, liderine bağlılığı ve mümin feraseti ile kadrolarını ve Milli Gençlik camiasını ayakta ve canlı tutmayı başardı. Eşi Ayşe Hanım onun bu özelliğini şu sözlerle anlatır: "Teşkilatçılık konusu uzmanlık alanı idi. Büyüğümüzden (Erbakan Hoca) örnekler alıp hayatına uygulamıştı. Hayatı plan, program ve projelerle geçti."

Rahmetli Adnan Demirtürk, kuvvetli fırtınalara maruz kalan bir geminin usta kaptanı gibi görev yaptı. Milli Gençlik kadrolarını birer "muhabbet fedaisi" ilan etti. Onları, "Hz. Ebubekir teslimiyeti" ve "sonsuzluk özlemi" ile çalışmaya çağırdı. Yeni çalışma döneminin özelliğini de "kader birliği, gönül seferberliği ve ağız tadıyla çalışmak" şeklinde özetledi.

TUTTUĞU ELİ BIRAKMADI

Adnan Başkan; ancak, baştan beri davanın çilesini çeken kadrolarla geleceğe yürüyebileceğini çok iyi biliyordu. Kadrolarına karşı aşk seviyesinde muhabbeti vardı. Genel Merkez kadroları ile diğer alt kadrolar arasında mütekabiliyet -karşılıklı sevgi ve bağlılık- oluşturmuştu. Sık söylediği bir söz var: "Başkanlarıma, üniversite başkanlarıma, gençlerime ve bir de büyüğüme (Erbakan Hoca‘ya) doyamayacağım.

Hele, Erbakan Hoca‘ya olan bağlılığı bir başka idi. Çünkü, Erbakan Hoca sıradan bir insan değil, bir "lider"di. Davalar liderleriyle anılır ve geleceğe yürürdü. 28 Şubat sonrası, dış güçler ve içteki işbirlikçilerinin yönlendirmesi sonucu, bazı Milli Görüş kadrolarında bir ümitsizlik ve gevşeme baş göstermişti. Hatta, "Bu iş Erbakan‘la olmuyor" söylemleriyle gezip dolaşanlar bile vardı.

Rahmetli Adnan Demirtürk böyle bir atmosferde görevinin ciddiyetini iyi kavradı. Baştan beri, davasından zerre miktar taviz vermeden yürüyen bir lidere (Erbakan Hoca‘ya) karşı sadakatını devam ettirdi. Konuşmalarında sık sık "Lidere bağlılık davaya bağlılıktır; liderin gündemi bizim gündemimizdir" diyordu.

Lidere itaati o noktaya ulaşmıştı ki, ondaki sadakat ve muhabbet sebebiyle, liderin üslubu konuşmalarına da yansıyordu. Çok kere Adnan Bey konuşurken "Erbakan Hoca konuşuyor" havasına kapıldığımız olurdu.

Vefatından birkaç ay önce, Ankara‘da yapılan bir "Genel Merkez Toplantısı"ndan sonra Erbakan Hoca‘yı ziyarete gitmiştik. Ziyaret sırasında yaptığı brifing takdim konuşmasına şöyle başlamıştı: "Muhterem Efendim! Bugün 15 genel merkez personeli, 10 bölge başkanı, 64 şube başkanı ve 47 üniversite komisyonu başkanı olmak üzere toplam 136 kadromuzla birlikte Bölge Sorumluları ve Şube Başkanları Toplantımızı yaptık ve huzurlarınıza geldik. Evlatlarınız olarak görüşlerinizi bekliyoruz."

ALDIĞI GÖREVİN HAKKINI VERDİ

Adnan Demirtürk, çok zor ve sıkıntılı bir dönemde genel başkanlık yaptı. Yüksek bir performansla çalıştı. Milli Gençlik kadroları ve Milli Görüş camiasına ümit ve güven kazandırmayı başardı. Bunda, onun teşkilatçılık anlayışıyla hareket etmesinin rolü büyüktür. Kayınbiraderi Veysel Topçu Bey şöyle der: "Teşkilatçılık yönünü, canından çok sevdiği Hocası‘nın yanında yıllarca çalışarak geliştirmiştir."

O, okuduğunu anlayan, gördüğü örnek çalışmaları tatbikata geçirebilen bir zeka ve beceriye sahipti. İdeal bir vazife adamına görev verildiği zamanki cevabının şu sözler olması gerektiğini söylerdi: Hemen!.. Derhal!... Baş üstüne!... Emredersiniz!..

Kadrolarını eğitir, yetiştirir ve hep yapıcı olmaya davet ederdi. Sık sık "Kendi işinizi yapın. Kardeşlerinizin aleyhinde konuşmayın. Fitne ve fesat mihrakı olmayın. Sürüye kurt getirmeyin. Elinizde zehir kovasıyla dolaşmayın" gibi nasihatlarda bulunurdu.

Adnan Bey‘in çalışmaları meyvesini verdi. Onun görev yaptığı fırtınalı ve çalkantılı dönemde Milli Gençlik Vakfı kadroları fire vermedi, hep artıya geçti. Yaşasaydı, Milli Görüş camiasının durumu çok farklı olurdu, diye düşünüyorum. Ama, yüce Rabbimizin hikmetinden sual olunmaz. "Hak, şerleri hayr eyler." Hepimiz imtihandayız. Takdir yetkisi her zaman Rabbimiz‘e aittir.

Vefatlarının 13. yılında Adnan Demirtürk ve beraber Hakk‘a yürüyen çalışma arkadaşları Ahmet Zahit Turan ve Talha Özcan Eyüboğlu‘nu rahmetle anıyor, Cenab-ı Hak‘tan mağfiretler niyaz ediyorum.

15 May 2012 - 02:06 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?