Reklamı Kapat

28 Şubat dedikleri memleketin iç kanamasıdır...

28 Şubat dedikleri memleketin iç kanamasıdır...

Meclis toplantısı...

Yer; Yenimahalle Belediyesi.

Başkanlık koltuğunda CHP‘li Tuncay Alemdaroğlu oturuyor... Bense yerimdeyim...Meclis üyelerine ait olan sıralarda.

Kulaklarım uğulduyor...

CHP teşkilatı tam kadro beni yuhalamak için orada...

Islıklar, yuhalamalar, henüz meclis salonuna girmeden üzerimden geçiyor... Ne çok öfke Allah‘ım...Ne çok kin. Dışarı sesleri...Birbiri ardına geliyor...

Bir önceki dönem beş yıl süreyle meclis üyeliği yaptığım toplantı salonundan bu kez yuhalamalar, "dışarı" yaygaraları eşliğinde atılmak isteniyorum...

28 Şubat sürecinin tam ortasındayız...Cadı avı gibi her şey...Gazeteciler de "türbanlı üye" olarak adlandırdıkları benim peşimde...

Şahit ol Allah‘ım...

Sonra başkanın uyarıları...Üç kez önündeki uyarı metnini okuyor...Bana dışarıyı gösteriyor...Ve bu üç okumanın sonunda dava açacaklarını bildiriyor...CHP‘liler çılgınca alkışlıyorlar...Parçalamak için hazır bulundukları ava ilk darbeyi vurmanın garip sarhoşluğu içindeler...

Bense tutulduğum iç kanamadan muzdaribim...

Allah‘ım "Sen şahit ol" diyorum...‘Şahit ol...‘

Cadı avı...

Ve...Cumhuriyet Başsavcılığı‘na suç duyurusu.

TCK‘nın 312‘inci maddesi uyarınca "Halkı sınf, ırk,din,mezhep ve bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik suçundan..."

DGM‘de devam eden süreç...

Mahkumiyet...İtirazlar...

Ve...Kapıma dayanan polisler...Karakollar...

Kurulmuş bir tiyatronun görevli oyuncuları olarak beni haksız yere yargılayanlar...Suçlayanlar...Yuhalayanlar... 28 Şubat kurulu tiyatrosunda hiçbir yer ve hiçbir şey eksik bırakılmamıştı...

Hava kurşun gibi ağırdı...Ankara‘ya keder yağıyordu...

Bense tam ortasındaydım...

Cadı avının bir kolu da üzerimden yürütülüyordu...

Hepimiz payımıza düşen kadarını yaşıyorduk...

İç kanamam durmuyordu...

Geçti...

28 Şubat bir süreçti...

Alnımızın ortasına çizgiler çekerek, içimizden dudakları hep yerde küskünler ordusu kurarak, kalbimizin denizlerinde fırtınalar kopartarak geçti...

Yıktı geçti ...Ezdi geçti... Çoğu zaman başımı dizlerimin arasına aldığım günlerde, "Ayağa kalkacak mecali sen ver Allah‘ım" diyerek geçti...

Kovularak geçti...Dışarı sözleriyle geçti...Hakaretlerle geçti...Yuhalamalarla geçti...DGM‘lerle geçti...Yargılamalar, kapıma dayanan polislerle, karakollarla geçti...Efendiler ve köleler ayrımı hissettirilerek geçti...‘Memleketin zencileriyiz biz‘ kederleriyle geçti...

Tarihe not düşmek...

Yıllar yılı bunları kendime bile tekrar etmedim...Kendimle bile konuşmadım... Ve bugün elimi bile sürmediğim dava serencamını gösteren belgelere bakıyorum...Yıllar sonra ilk kez...

Davamı fisebilillah yürüten Avukat Mehmet Ali Bulut‘a "Ağabey, o gün, bugündür sizinle hiç bunları konuşmadık ve bu dosyaları ben sizden hiç istemedim..." derken..., O yaşanan hukuk garabetinden söz ediyordu...

Bense farkındaydım...Üzeri açılsaydı, konuşsaydım, biliyorum ki iç kanamam tekrar başlayacaktı...

Tüm bunları neden mi anlattım...

Hadi tarihe not düştük diyelim...

Tarihse geçmişten ibret alınmak için okunmayacaksa ne için okunacak?

18 May 2012 - 02:26 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?