Abdurrahman b. Avf, Ebu Bekir‘in Müslüman olmasından sonraki iki gün içinde Müslüman olmuştur.
O dönem Müslümanların Allah yolunda yaşadıkları işkenceleri o da yaşamış ve onlarla birlikte sabretmiştir. O da Habeşistan‘a hicret etmiş ve İslam için çalışmıştır. Efendimiz ve Ashabına Medine‘ye hicret izni verildiğinde, Abdurrahman bin Avf muhacirler kafilesine katılmıştı. Hazreti Peygamber onu Said ibn Er Rabi ile kardeş yapmıştı. Said İbn, Er-Rabi ona sahip olduğu malların yarısın vermek istemişti ama o kardeşine şöyle demişti:
«- Allah senin malını mübarek kılsın. Sen bana sadece pazar yerini göster, yeter...» O da , Abdurrahman‘a pazarı gösterdi. Abdurrahman ticaretle uğraşmaya, kazanmaya başladı.
Kısa bir süre sonra, bir kadına verecek kadar mehir parası biriktirdi ve evlendi. Kokular sürünerek Rasûlüllah‘ın (s.a.v.) yanına geldi.
Rasûlüllah fs.a.v.) Yemen diliyle ona :
«- Hayrola Abdurrahman?» dedi
«- Evlendim...»
«-- Hanımına mehir olarak ne verdin?»
«- Bir çekirdek (beş dirhem) ağırlığında altın...»
«- Bir koyunla olsa bile ziyafet ver, Allah senin malına bereket verir...»
Bedir‘de Abdurrahman İbn-i Avf hakkıyla dövüşmüş ve Alfal düşmanı Umeyr İbn-i Osman İbn-i Ka‘b et-Teymî‘yi öldürmüştü.
Uhud‘da bozgun olup bazıları savaş meydanından kaçtığında o, sebat göstermiş ve çarpışmadan yirmi küsur yarayla çıkmıştı. Bu yarlarının bazıları çok derindi...
Abdurrahman İbn-i Avf‘ın canıyla yaptığı cihâd, malıyla yaptığıyla kıyaslandığı daha küçük kalır. Rasûlüllah (s.a.v.) bir seriyye hazırlamak istiyordu ve şöyle dedi :
«- Sadaka veriniz. Çünkü ben bir müfreze çıkarmak istiyorum».
Abdurrahman îbn-i Avf hemen evine gitti, koşarak geri döndü ve şöyle dedi :
«- Yâ Rasûlallah! Bende dört bin var. İki binini Rabbime borç verdim. İki binini de aileme bıraktım».
Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu :
«-Allah senin verdiklerini de bereketli kılsın...
Allah senin vermediklerini de bereketli kılsın...»


