Birazcık Vefa Duygusu Sayın Mengüşoğlu

Birazcık Vefa Duygusu Sayın Mengüşoğlu

Toplumsal dönüşümler insanları daha çok savuruyor. Zaman içinde kişi, karakterine uygun bir hayat çizgisini sürdürür. Bu, olumlu anlamda da olumsuz anlamda da olabiliyor.

Çevre, hayat koşulları insanları kimi zaman değiştirebiliyor. Bunun örneklerine son zamanlarda sık karşılaşıyoruz ne yazık ki. Bu, son zamanlarda oldukça fazla.

Bir de kimi insanlar içlerindeki hınçlarını, niyetlerini, öfkelerini içlerinde tutuyorlar. Yer ve zamanın koşullarının değişimiyle gerçek yüzlerini ortaya koyuyorlar.

Üstat Necip Fazıl‘ın hem doğum hem de ölüm ayında bulunuyoruz. Mayıs ayıdır bu. Üstat hayatta iken kendisine düşman olanlar bile kalem oynatmada cesaret edemezlerdi. Dönemin matbuatını incelerken, Üstad‘a karşı kimi yakıştırmalarda bulunuluyor, kimi göndermeler yapılıyor, fakat hiçbir zaman bir atılganlık ile üzerine atılamıyor ve çullanamıyorlar. Bunların arasında, Orhan Veli‘nin zaman zaman hamleleri oluyor, fakat bunlar da usturuplu yapılıyor. Hiçbir zaman bir aşağılama yok.

Ölümünden sonra hemen birçok kesim ona olan saygısını asla yitirmedi. Üstad‘a "Üstat" demeyi sürdürdüler. Bunlardan biri Mümtaz Soysal‘ın çok anlamlı bir yazısı, Milliyet‘te yayımlandı. Türkçe büyük ustasını kaybetti anlamındaydı yazı.

Fakat Üstadın ölümünden sonra, İslâmî çevrelerde, özellikle son zamanlarda, bir de Yahudi kökenli kimi yazarların Taraf gazetesinde saldırıları oldu. Tabiî gerek Taraf gazetesindeki Yahudi yazarın ve gerekse Nuray Mert‘in bir yazısında anti semit diye nitelendirdikleri ağır yazıları bizi öfkelendirdi, ama üzmedi. Onlar sonuçta kendi mizaçlarını ortaya koydular. Niyetleri ve yerleri belli.

Sözü şuraya getirmek istiyorum.

Umran dergisi dostlarımızın çıkardığı bir yayın. Ancak burada Metin Önal Mengüşoğlu, ikinci kez Üstad‘ı hedef alan, benim görebildiğim iki yazısı yayımlandı. Bu her iki yazısında da, belli bir amaç ve niyetle Üstad‘ı ağır eleştiren, küçümseyen ve hatta dışlayan yaklaşımı oldukça üzücü.

Daha önce Bursa‘da benim Büyük Doğu üzerine katıldığım bir toplantıda, kendileri, Büyük Doğu‘dan nasıl beslendiğini, nasıl heyecanla beklediğini anlatmıştı. Umran dergisindeki son yazısında da buna zaman zaman dönüyor. Ancak bu dönüşler yazının ağırlığı içinde bir hiç konumunda. Çünkü Üstad‘ı dışlayan ve hatta küçümseyen dışlayan yazısı -bunları bilerek söylüyorum- vefa, beslenme, saygı denen olguların tamamını silip süpürüyor.

Necip Fazıl mı yerli, Nâzım mı? Sorusuna, Nâzım‘ın daha yerli olduğunu söylüyor Mengüşoğlu. Allah aşkına Sayın Mengüşoğlu Materyalist olmak yerlilik midir, Anadoluculuk mudur? Savunma refleksiyle şunu söylüyor, ben bu iddiaları öne sürerken, "komünizm" denen olgudan söz etmeden geçemiyor. Şunu söylemeye getiriyor. Ben, Necip Fazıl yerli değil, Anadolucu değil, Nâzım daha yerli ve Anadolucudur dersem önüme komünistliğini öne sürecekler, diyor. Öyle mi, bunu yazısı içinde savunma refleksiyle kendisi öne sürüyor.

Doğrudur, Nâzım gençlik döneminde hece ile millî ruha dönük şiirler yazmıştır, bunlar basit şiirlerdir. Hatta Yahya Kemal ile bu şiirler üzerinde çalıştığı da bilinir. Ama onun Anadoluluğu ve yerliliği bu kadardır. Geride kalan bütün hayatı, Materyalizm eksenlidir. Anadoluculuk materyalizmi kucaklar mı, kucakladı mı? Oysa Necip Fazıl, düşüncede, ruhta, inançta, eylemde, çilede Anadolucudur, yerlidir.

Kimsenin Allah diyemediği, nefes alamadığı, konuşamadığı bir zamanda Üstat "Allah" dedi, mücadele etti. Hapse girdi, çıktı. İnsanlar yetiştirdi. Gençliğe öncülük yaptı. Büyük bir çığır açtı. Matbaası Masonlar tarafından parçalandı, fikir kulübü ele geçirilmek istendi, gazetesi CHP‘li bir aile tarafından ele geçirildi, hapislere girdi, çıktı. Yılmadı. Kelle koltukta yaşadı. Evet aristokrattı, ama çocukları, kış ortasında, kendisi Toptaşı cezaevinde hapiste yattığı sırada evlerinin kirasını ödeyemedikleri içini sokağa atıldılar.

Aslında uzun yazısının irdelenecek üzerinde durulacak çok yönü var. Biz sadece bir noktadan konuyu ele aldık.

Hem Sayın Mengüşoğlu bu eleştirilerini, Üstadın konuşamadığı, yazamadığı bir zamanda yapıyor da sağlığında niye yapmadı? Neden?

Üstadın eserlerini, düşüncesini, bakışını küçümsemek, yok saymak size ne kazandırır? Size bir alan mı açar, sizi daha mı yüceltir, sizi daha hakşinas ve doğrucu mu kılar? El insaf... Falih Rıfkı‘lığa soyunmak size zevk mi veriyor?

22 May 2012 - 01:20 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?