Veda Hutbesi‘nde aile

Veda Hutbesi‘nde aile

Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme ait hatıraların duygusallık bölümüne oldukça düşkünüzdür. Veda hutbesinin levhalaşmış şekli, Medine posterlerinin rengârenk çeşitleri evlerimizi süslesin isteriz. Bunun imanımız ve sevgimizle alakalı olduğu doğrudur elbette; seviyoruz, sevgimiz evimizdeki levhalara yansıyor. Buna denecek bir söz olamaz. Soruşturulması gereken ayrıntı ise şudur: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin bizden beklentisi, ona ait hatıraların levhalaştırılıp duvarlarımıza asılması mıdır? Bu soru cevaplandırıldığında karşımıza, bizden beklenmeyenle bizim kendinizi avuttuğumuz sonucu çıkacaktır.

Veda Hutbesi veya Peygamber aleyhisselama ait diğer hatıralar, tarihi değerleri bakımından önem ifade eden belgeler değildir. Onlara değer katan şey, dinimizle alakalı olma yönleridir. Mü‘min bir insanın bir Veda Hutbesi‘ne bakışı, kendisine yapılmış son uyarılar niteliğinde olmalıdır. Eğer Peygamber aleyhisselama biz, bize vahyi ileten ve tartışamayacağımız kuralları koyan biri olarak bakıyorsak netice böyle olmalıdır. ‘Veda etti gitti‘ mantığı yerine ‘vedasında demişti ki‘ mantığı, imanımızın gereği olan tercih olmalıdır.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin yirmi üç yıl süren mücadelesinin neleri ihtiva ettiğini gayet iyi biliyoruz. Elimizdeki Kur‘an‘ımız, o muhtevanın özetidir. Yirmi üç yılın kapsadığı olaylar, konuşmalar, emirler, yasaklar neredeyse gün ve yerleri ile tespit edilebilecek kadar açık belgelerle elimizde bulunmaktadır. Binlerce âyet, binlerce hüküm ve binlerce konuşma vardır. Tespit edilmiş yüzlerce olay vardır. Tepkileri, öncelikli tuttuğu hususlar, ayetler ve âyetlerin inme sebebi olan olaylar hepsi elimizin altındadır. Bunlardan yola çıkarak İslam dinini özetlememiz de mümkündür.

Yirmi üç yıllık birikimin ele alınmasıyla İslam ve öncelikleri şeklinde bir özet yapabiliriz ama hiçbir özet, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin ‘bilmem sizinle bir daha buluşabilir miyim?‘ diyerek son konuşmalarını yaptığına işaret ettiği ‘Veda Hutbesi‘ kadar resmilik taşımaz. Buna bir de mekan farkını, yani Mekke, Mina, Arafat, Müzdelife farkını ilave edersek, Veda Haccı‘ndaki Veda Sözleri‘nin ne denli değerli bir özet niteliğinde olduğunu takdir etmemiz kolaylaşacaktır. Bizzat Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin dilinden ve onun tek haccı olan haccı esnasında, hemen hemen bütün Müslümanların önünde onu dinlediği bir ortamda yaptığı konuşma, bu açıdan pek önemli bir bilgi kaynağıdır. Müslüman olarak Veda Hutbesi‘ndeki mesajlara bu açıdan bakmaya çalışmalıyız; kadın olarak, erkek olarak kulağımızı veda konuşmasına doğru çevirdiğimizde, kıyamete kadar kalması istenen mesajların ihtiva ettiği incelikler bizi yönlendirici olacaktır.

En ciddi kaynaktan Veda Hutbesi bilgileri

Sahihi Müslim‘de (Hacc,19/2941) Cabir bin Abdullah radıyallahu anhın anlattığı uzunca bir hacc hadisi vardır. Hacc için yola çıkma anından itibaren bu hadiste Peygamber aleyhisselamın nerede ne konuştuğuna kadar ayrıntılar vardır. O zamanki mü‘minlerin neredeyse tamamının bulunduğu bir ortamda Allah‘ın mü‘minlerden neler istediğinin özetlendiği Hutbe‘de zikredilenleri maddeler hâlinde sıralayabiliriz:

-‘Kanlarınız ve mallarınız birbirinize haramdır; bu gününüzün, bu zamanınızın, bu şehrinizin mukaddes olması gibidir bu.‘

w ‘Cahiliyeye ait ne varsa ayaklarımın altına alınmıştır, kaldırılmıştır. Cahiliyeden kalma kan davaları da kaldırılmıştır.‘

w ‘Cahiliyenin faizi kaldırılmıştır.‘

w ‘Kadınlar konusunda Allah‘tan korkun! Onları Allah‘ın güvencesi ile aldınız. Allah‘ ‘ ? ‘ m. O da Allah‘ın kitabıdır.‘

Bu konuşmada geçen konuları başlıklar hâlinde sıraladığımızda ise şu kavramları görüyoruz:

1- Kan ve mal güvencesi,

2- Faiz ve cahiliye kalıntılarının silinmesi,

3- Kadınların Allah‘ın emaneti oluşu,

4- Kur‘an emanetinin korunması.

Kimin gözlüğü ile bakıyoruz?

Evlenmeyi, bir kadınla nikâhlanıp karı koca hayatı yaşamayı, kadının evini, yiyecek ve giyeceğini karşılamak düzeyinde anlayanlar için üzerinde durulması gereken bir noktadır burası. Bir tarafta ümmetine veda sözlerini söyleyen Peygamber aleyhisselam, bir tarafta da Allah‘ın adını kullanarak bir kadını nikâhlayan O‘nun ümmetinin erkeklerinin kadına bakışı!.. Bu iki uç, birbirine uzun bir mesafede durmaktadır. Kadınla ilgili yer, kan-mal korunmuşluğu, faiz ağırlığı ve Kur‘an azameti arasında bulunmaktadır. Kadını, evdeki bulaşıkçı, aşçı ya da temizlikçi gibi gören anlayışın yetersiz olduğunu söylemeye bile gerek yoktur. Kadının kendisi bile zatına bu gözle bakmıyordur diyemeyiz. Ne yazık ki kadın bile, zatına şu Veda Hutbesi kalitesinde bir yer biçebilmiş değildir. Kadın hâlâ, şu ayrıntının bu ayrıntının peşinde ömür geçirmektedir.

Allah‘ın insan projesi için yarattığı birinci dereceden etkili ve yetkili kadının, bu projenin dışında kalan ne varsa orada boşa zaman harcandığını söylemek hata olmayacaktır. Kadının, kadınlığın ana konusu olmayan ama bir bağlantı ile dinden olan bir alanda hapsedilmesi bile asıl proje açısından kârlı bir yatırım değildir. Kadın, Allah‘ın planındaki yerinde olmadıkça zarardadır. Bebekliğinden, yaşlanıp evinde beklediği güne kadar her yer ve zamanda kadın, Veda Hutbesi standartlarında önemlidir, önceliklidir. Sadece ‘Allah‘ın adı ile‘ elde edilmiş olması bile onun yerini belirleme bakımından hassas bir ölçüdür. Bu gerçeğin, emanetin kendisinden çok onu emanet edenin kimliği açısından düşünülmesi gerekmektedir.

Kadın, bir emanettir. Bu emanet Allah‘tandır. Aile gibi temel değerin direği olması, onu dinen olduğu kadar aklen de önemli kılmaktadır. Evlenip nikâhlanmayı ele alan sözlerimizin bu eksenden hareket etmesi gerekmektedir. Evliliğe bakışımızı da iki gencin baş göz edilmeleri seviyelerinden yükseltmeliyiz. Allah‘ın Şeriat‘ının esas alındığı uygulama düzeyine yükselterek evliliğe yeni bir yükseliş kazandırmamız şarttır artık. Evliliğin yatak odalarını da ihtiva ediyor olması, bizim evliliği sadece sonunda gusül gerektiren bir iş düzeyinde görmemizi gerektirmiyor. Şu Veda Hutbesi irad edildiğinde de, insanların evlilik konuşulunca akıllarına gelen, o gusül gerektiren işler oluyordu. Buna rağmen, ümmetine son vasiyetini yapan Peygamber aleyhisselam, yoruma, tereddüde mahal bırakmayacak bir ifade ile evliliği ve evliliğin esası olan kadınları, Allah‘ın mührü ile mühürlenmiş ve O‘nun Şeriat‘ına göre icra edilebilir işler arasına koymuştur.

Namazda örneğimiz, haccederken önderimiz olan Peygamber aleyhisselamın evlerimizde, ailemizde bizim neyimiz olduğunu muhasebe ederken Veda Hutbesi ele alınabilir. Faizden kaçarken, Allah ile savaşmak düzeyinde büyük bir günahtan kaçtığını bilen bir mü‘minin, kadınların Allah‘ın adı ile erkeklere verildiğini unutması düşünülebilir mi?

Bu muazzam gerçeği kadınların bile takdir edememiş olmasına sadece esef ederiz. Onların, böyle muazzam bir görüntüde esasen bir değer taşımayan ayrıntılar üzerinden kendilerine yer bulmaları veya kendilerini müdafaaya çekmeleri, onlar adına da, aileden bir ümmetin dirilişini bekleyen nesiller adına da üzücüdür.

23 May 2012 - 23:55 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?