Reklamı Kapat

Fetih Bir Başkaldırıdır

Fetih Bir Başkaldırıdır

Göreve geldiği günden itibaren gece gündüz demeden gençler için çalışan Anadolu Gençlik Derneği Genel Başkanı Salih Turhan ile önümüzdeki cumartesi günü İstanbul İnönü Stadyumu‘nda yapılacak olan Fetih Şöleni kutlamaları başta olmak üzere gençliğin durumu, Dindar Gençlik, 19 Mayıs Kutlamaları tartışmaları ve Fetih 1453 film ile ilgili sohbet ettik. Fethin önemine değinen Turhan, gençliğin içinde bulunduğu durumdan kurtuluş için, öze dönüşün gerçekleşmesi gerektiğini söyledi.Ahmet Açıkay-Ramazan Kaya

Bu yıl Fetih Şöleni sizin için ilk programınız olacak. Fetih sizin için ne anlam ifade ediyor?

AGD olarak fetih kutlamamızda sebepler var. Öncelikle İstanbul‘un fethi bir çağın kapanıp bir çağın açılmasıdır. Bu tarih açısından önemli. İslam inancı açısından ise Peygamber Efendimizin vaad ettiği bir fetihtir. ‘İstanbul‘u fetheden komutan ne güzel komutan‘ hadisi ile Peygamber Efendimiz bu fethi müjdeliyor. Tarih boyunca yıllardır zulüm eden Roma medeniyetinin yıkılmasıdır fetih.  Fetih açmak demek. Karanlıktan aydınlığa, kötülükten güzelliğe doğru bir hicret demektir fetih. Batıldan Hak‘ka doğru bir geçiştir. Bununla birlikte mazlum coğrafyaların kurtuluşudur fetih. Tarih boyunca İslam medeniyetine sahip olan Müslümanlar olarak bir yeri almak fetih ifade edilirken, Batıl için ise bir yeri almak işgali ifade ediyor. İki tane örnek var. Peygamber Efendimizin Mekke‘nin fethi sırasında yol üzerinde bir köpek görüyor. Köpeğin yaralı olduğunu görünce bir askerini o köpeğin ihtiyacını karşılamak için görevlendiriyor. Bizim medeniyetimizin fethe bakışı bu. Batılın bakışı ise Irak‘ta Ebu Gureyb‘teki Müslümanlara köpekler ile saldırılmasıdır. Hak‘kın dışındaki yapılanlar işgal iken Müslümanlarınki ise fetihtir. Gönüllere medeniyeti açmak anlamı taşır. Batıl‘dan hakka doğru bir geçiş.

Fetih ruhu AGD için ne anlam ifade ediyor?

Türkiye‘miz 30 yaşın altında 40 milyon genci olan bir ülke. Ne yazık ki Milli Eğitim‘in yanlış eğitim sistemleri yüzünden gençlerimiz yanlışa kanalize edilmeye başlandı. Geçenlerde gündeme geldi. Zonguldak da bir lise öğrencisinin 55 yaşındaki bir insan tarafından öldürülmesinin nasıl bir izahı var. Bu milleti nereye sürüklemeye çalışıyorlar. Bizzat AGD olarak Çanakkale‘den İstanbul‘un Fethi‘ne, Malazgirt‘ten Sarıkamış‘a birçok programı icra ediyoruz. Burada sadece şehitlerimizi yad etmek için yapmıyoruz. Türkiyemiz‘deki gençliğimize ‘ey gençlik sizin bu noktadaki dikkate alacağınız medeniyet şuanda yaşamız olduğunuz bu medeniyettir. Sizin dikkate alacağınız medeniyet Sarıkamış‘ta eksi 45 derecenin altında 90 bin şehit verilmesinin manasıdır‘ diyoruz. Çanakkale‘de 14-15 yaşındaki dedelerimizin gösterdiği mücadele bir medeniyet projesidir. Şu anda Batı‘nın ise toplumumuza empoze etmek istediği tüketim toplumu mantığının temelinde işgale dayalı bir medeniyet projesi var. Bizi dinimizden, kültürümüzden uzaklaştırmaya yönelik girişimler var. Bizim gençliğimize doğruyu hakkı göstererek, İstanbul‘daki manayı anlamaları için bunları yapıyoruz. Gençliğimize işin aslını göstermek için.

FETİH BİR BAŞKALDIRIDIR

O zaman Fetih sizin için bir başkaldırı hareketi midir?

Bu anlamda muhakkak ki fetih Batıla karşı bir başkaldırı, hakkın karşısında bir teslimiyettir.

Gençler demişken, ülkemizde gençlerin de büyük sıkıntıları var. Daha çok manevi yönde yaşanan sıkıntılar için neler söyleyeceksiniz?

Hem ahlaki hem maddi problemlerin diz boyu olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Ülkemiz özellikle eğitim konusunda çok gerilerden geliyor. Matematik, fen bilimlerinde üçüncü dünya ülkelerinin gerisinde. Binlerce öğrencimiz sınavlarda sıfır çekiyor. Manen bir şey olmadığı gibi maddende bir şey yok. Ne yazık ki ülkemizdeki gençliğimizi bir çok sınava mahkum ettiler. Yarışa atına döndürdüler gençlerimizi. Çocuklarımız sınavdan sınava koşar bir hale geldi. Toplum ise bu şekilde İslami değerlere zaman ayıramayarak uzaklaşmış oluyor. Daha önceleri ise toplumun büyük bir ekseriyeti Allah rızası için yapılan çalışmalara destek verirdi. Annemiz babamız bizleri alıp, bu çocuğun ‘eti senin kemiği de senin‘ diyerek çocuklarımızı vakıflara teslim ederlerdi. Şimdi ise ‘aman çocuğum şu sınavı kazansın, bu sınavı kazansın‘ diye koşturuyorlar. Bu şekilde de 20 yaşında çocuğa ne öğretebilirsiniz. Gençlerimizi kapitalizme, materyalizme doğru sürükler bir hale getirdik. Manevi olarak da gençlerimize eğitim verilmediği için her 12 gencimizden biri çete üyesi haline geldi. Türkiye‘deki liselerde her lisenin başına bir polis uygulaması başlatıldı. Her okula bir polis değil her gencimizin başına bir polis koysanız, gençlerimize Allah korkusunu kalplerine vermediğiniz müddetçe yanlışa doğru sürüklenecektir. Gençlerimizin İslami hassasiyetlerini doğru dürüst vermemiz gerek.

Değişikliği yeni yapılan 4 4 4 eğitim sistemindeki uygulamaları bu maksatla nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yeni eğitim sisteminde seçmeli dersler var. Bunların müfredatları çok önemli. Sadece Peygamber Efendimizin doğum tarihini, babasının adını, annesinin adını öğretmek yeterli olmaz. Allah Resulü‘nün fetihten fethe koşan bir Peygamber olduğu, İslam ümmetinin lideri olduğu, Devlet başkanı olduğunu, merhamet Peygamberi olduğunu ve her yönüyle efendimizi gençlerimize öğretmemiz lazım. Bu noktada eğitim sistemindeki sıkıntıları da bilerek hareket edilmesi gerekir. Yeni eğitim sisteminde hafızlık müessesesi, Kur‘an kursları ihmal edildi. Bunlarla alakalı düzenlemelerin yapılması gerekir. Biz sivil toplum olarak ne ifade edersek edelim, devletimizin kurumları müeyyide makamları. Bunların harekete geçmesi gerekir. Bu açıdan fetih sadece yılda bir defa olarak kutlamak meselesi değil. Uygulamalarımızla yaptıklarımızla, gençlerimize fetih şuuru vermek önemli. İstanbul‘un ne mana ifade edildiğini ve Peygamber Efendimizin bir müjdesi olduğunu gençlerimize öğretmemiz gerek.

AGD olarak Fetih Şuuru‘nun içine neyin konması gerektiğine inanıyorsunuz?  Neler olursa toplum bu şuuru yakalamış olur?

Ahlaki ve manevi değerlerine bağlı bir neslin yetişmesi noktasında gayret fetih şuuruna uygun bir gayret olacaktır. Sadece ahlaki değil, ülkemizde kardeşlik ile ilgili sorunlar var. Rahmetli Hocamızın ifade ettiği gibi Büyük İsrail Projesi için çalışmalar yapılıyor. Bu kapsamda ülkemizin doğusunu kapsayan sadece bir toprak hedefi değil, milleti İbrahim olan bu milleti birbirine düşürmenin derdindeler. Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Sunisiyle, Arabıyla hepsi milleti Müslüman. Kardeşlik vazifesini yerine getirirsek fetih şuurunu yerine getirmiş oluruz. Kaybedilen değerler bu anlamda ön plana çıkarılmalı. Mazlumun yanında da yer almalıdır. Sadece kardeşliği tesis etmek değil, dünyadaki Müslümanlar zulüm altında. Bunları da bir araya getirmek gerekir. Sadece Filistin ve Afganistan akla gelir. Dünyanın her yerinde Müslümanlar sıkıntı içindeler. Kardeşlik ve mazlumun yanında yer almanın yanı sıra ahlaki ve manevi değerlere sahip bir nesil yetiştirmek fetih şuuru ile hareket etmek demektir.

Bütün bunların yanı sıra ülkemizde bir başörtüsü sorunu da var. Genç kızlarımız bu ülkede son zamanlarda kısmi düzenlemeler dahi olsa rahatça eğitim göremiyor. İş hayatında büyük sıkıntılar yaşıyor. Buna nasıl bakıyorsunuz?

Çocuklarımız üniversiteye kadar başları açık. Üniversitede başlarını örtüyorlar. Sonrasında iş hayatında yine yasak önümüze çıkıyor. Bu şekilde bukalemun bir nesil yetiştirmenin derdindeler. Bunları iyice düşünmemiz gerekir. Fetih şuuru sadece kılıçla yapılan bir mücadele değil, insanların İslam‘a doğru yöneltilmesi ile alakalı yapılan çalışmalar da farklı bir versiyonu. AGD olarak kendi bünyemizdeki bütün teşkilatlarla 40 milyon gencimizi İslam‘a yöneltilmesi için çalışıyoruz. Batı‘nın kültür empozesinden uzaklaştırılıp kendi medeniyetine doğru bir çalışmayı hep beraber yürüteceğiz. İnşallah bu maksatla yapılan çalışmalar sonucu toplum kendi aslına dönecektir. Fetih kutlamaları da aslına dönecek toplumun birer provası olarak değerlendiriyorum.

Gençlerimizin model alacağı şahsiyetlerle ilgili neler söyleyeceksiniz?

Gençlerimiz televizyon dizilerinde gördükleri insanları rol model olarak görerek ona göre hareket ediyorlar. Bu karakterleri rol model alıyorlar. Şunu bilmek gerekir. İslam bir gençlik dini. Peygamber Efendimizin gençliği bize örnek olacak. Yanındaki sahabelere baktığımızda birçok sahabe bize rol model olacak. Musap Bin Umeyr örneğinde olduğu gibi 17 yaşında Bizans‘a komutan olarak savaşa gönderiliyor. Bu nasıl güven duygusu nasıl bir bakış açısı. Peygamber Efendimiz yine o dönemin büyük şehri olan Taif‘e yönetici olarak gönderiyor. Genç sahabelerimiz var örnek alınacak. Tarihimizde Sultan Fatih var. 21 yaşında İstanbul‘u feth ediyor. Sultan Abdulhamit Han var. Mücadele gösteren en büyük padişahlarımızdan. Son olarak da merhum liderimiz Erbakan Hocamız var. En çok bize kıymet verendi. ‘Bir milletin asıl gücü; tankı topu değil, imanlı gençleridir‘ diyordu hocamız. 85 yaşında görevi başında şehit oldu. Ayrıca Adnan Demirtürk abimiz var, örnek alınacak. Yeter ki gençlerimiz kendilerine model alacak birilerini arasınlar.

GENÇLERİMİZİ GÜVENECEK HALE GETİRMELİYİZ

Ülkemizde gençlerimize bir güven sorunu mu var?

Sistem gençlerimizi güvenecek hale getirmiyor. Bu eğitim sistemi ile sorumluluk verilmiyor. Sadece okullardaki bilgiler satıh bilgiler, fiiliyatta hiçbir karşılığı olmayan bilgiler. Dolayısıyla gençlerimize güvenecek bir hale getirmiyor bu sistem. Gençlerimizin de hayata bir küskünlüğü var. Gençlerimiz sınavdan sınava koştukları için üniversiteyi bitirmeden emeklilik hesabı yapıyorlar. Böyle bir sıkıntı ile karşı karşıyayız. Geçen gün 31 yaşında bir arkadaşımızla karşılaştık diyor ki; ‘Başkanım 25 yaşında üniversiteden mezun oldum. Doğru dürüst geçinemiyorum. Özel sektörde insanlar ezdiriliyor. Annemin, babamın eline bakıyorum. Ne evlenebildim; ne yuva kurabildim. Eğer intihar dinimizce caiz olsaydı intihar edecektim‘ diyor. Allah aşkına sormak lazım. Hükümet üyeleri her ile üniversite açmanın gururu içinde olduklarını söylüyorlar. Bunlar iyi şeyler ama bu adımları atarken bunun alt yapılarını konuşmak lazım. Binlerce mezunlarımız var. 7-8 yılını dershanelerde çürütüyor. Eğer öğretmen adayı sayısını azaltmak istiyorsan o zaman eğitim fakülteleri sayısını azaltırsın ya da fen-edebiyat fakültelerine bir sistem getirirsin. İlk olarak liselerde mesleki yönlendirmeler yapmanız lazım. Devletin açık olduğu ihtiyaç sahibi olduğu alanlarla alakalı fazla kontenjanlar koyarsın. İstihdama göre bir eğitim sistemi koyarsın. Yığılma olan alanları da kısıtlarsın. Bir yandan öğretmen adayı var öte yandan ise yüzlerce okulda öğretmen açığı var. Üniversite mezunu ile ilkokul mezunu arasında neredeyse bir fark yok.

Ülkemizde son günlerde dindar gençlik tartışması var. Siz buna nasıl bakıyorsunuz?

Toplumda son 15 yıllık süreçte dindar değil, dini dar bir gençlik yetiştiriliyor. Biz sivil toplum olarak dindar bir gençlik talebinde bulunabiliriz. Böyle bir özlemimizi ifade edebiliriz. Ama uygulama makamları bu sistemleri koyan insanlar. Onların böyle bir talebinin olması çok da iyi bir talep değil. idealist bir nesil yetiştirilmesi gerekir. Dindar nesilden kasıt etliye sütlüye karışmayan, suskun puskun. Toplumda herkesi kuşatan, kardeşinin bir tanesinin saçına zarar getirtmeme idealinde olan, yaşanabilir bir Türkiye hedefinde olan bir nesil lazım. Ama ne yazıkki eğitim sistemleri gençlik kapitalist, manfaatçi, babasına bile güvenmeyen bir nesil yetiştirdiler. Yeni eğitim sisteminde imam hatipler olumlu ama yeterli değil. bir sebze bile 3-5 ay içinde yetişiyor. Bir nesil yetiştirmek istiyorsanız uzun yılları planlamamız gerek. Ne hayata hazılyırolra ne topluma karşı mesüluyetlerini bilen bir nesil ortaya çıkıyor. Sonra anne babasına düşman kişiler ortaya çıkıyor. Eğer iyi adımlar atılmasa dindar değil, gerçekten dini dar bir gençlik ortaya çıkar.

PROGRAMLARI HALKIN BENİMSEMESİ GEREKİR

Son günlerde 19 Mayıs kutlamaları ile ilgili yapılan sivilleşme tartışmaları bağlamında Fetih Şöleni‘ni nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yapılan çalışmaları halkın sahiplenmesi gerekir. İnsanımızın sahiplenmesi lazım. Halkın sahiplenmediği, zorlama programları yaparsanız olumsuz tepkilerle karşılaşırsınız. Gönüllere hitap edecek programları ortaya koymanız gerekir. Bununla birlikte çalışmalara manalar yüklenmemiz önemlidir. Hep şu kıyası yaparım. Nasıl ki, insanımız 1453 yılında İstanbul‘un fethi ile alakalı nasıl gelip o fethe katıldılarsa bizim programımıza da aynı azim aynı aşkla aynı şuurla katılıyor bizim milletimiz. Bu manayı vermemiz lazım. Diğer zorlama programların hiçbir etkisi yok. 19 Mayıs kutlamalarında çok gayri ahlaki şeyler de oluyor. Kültürümüzle uyuşmayan etkinlikler ortaya konuyor. Bir erkek ile bir kız nasıl güreş müsabakası yapar. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Resmi kutlamaları halkın sahipleneceği bir şekle dönüştürmek çok güzel çalışma. Resmi kurumların gelip bizim yaptığımız Fetih Şöleni programlarını iyi analiz etmesi gerekiyor. Ekonomik olarak bin bir türlü sıkıntı içinde olmasına rağmen, programa katılmak için geliyorlar. Milletin gönlüne namzet programların çalışmasını ortaya koymak gerekir.

FETİH ÜMMETİMİZ İÇİN BİR HELVELE

Peki bu hafta sonu İstanbul‘da yapılacak Fetih Şöleni programında neler var?

Bütün teşkilatlarımız olarak 1,5 -2 aydır bu çalışmayı yapıyoruz. Bu sadece AGD‘nin değil, Milli Görüş‘ün bir çalışmasıdır. Bu İslam ümmetinin bir programıdır. Çünkü İslam ülkelerinde de birçok üst düzey yetkili katılıyor. Yabancı misafirlerimiz bize, ‘Biz bu toplantıları görünce ümidimizi hiçbir şekilde yitirmiyoruz‘ diyorlar. İstanbul‘un fethi İslam dünyası için bir helvele. Hazırlıklarımız bitme aşamasında. Özellikle ortaöğretimdeki gençlerimiz çoğunlukta olacak. Her imam hatip lisesinde bir otobüs kalkması için hedef koyduk. Bu fetih de 5 ayrı tiyatro gösterisi olacak. Aşama aşama fetih insanlarımıza gösterilecek. Birçok sanatçı kardeşimiz iştirak edecek. Kur‘an ziyafetleri yer alacak. Stadyumda kareografik gösterilerde yapılacak. Stada 50 bin kişinin katılacağı bazı çalışmalar olacak. Rekorlar kitabına girecek bir çalışmayı da arkadaşlarımız yapacak.

Düzenleyeceğiniz Fetih Şöleni‘nde bu yıl bir farklılık olacak mı?

Bu yıl diğerlerinden farklı olarak Ayasofya ile ilgili çalışmamız olacak. Ayasofya‘nın önünde binlerce kişi ile basın açıklamamız olacak. Bu Fatih‘in bir emaneti. Fatih İstanbul‘u Feth ettiğinde bütün her şey bizimdir demedi. Fatih kiliseleri camiye çevirirken, kilise sahiplerine para ödedi. Fatih Ayasofya için para ödedi. Daha sonra camiye çevirdi. Böyle bir emanet 1934‘ten bu yana mahsun bir şekilde duruyor. Biz bunu böyle bırakamayız. Ayasofya‘nın açılma fişeğini biz atmış olacağız. Bizim niyetimiz, ‘Allah‘ım inşallah zincirleri kıracak çalışmayı bize nasip et diye‘ düşünüyoruz. Bazı provokatif eylemler düşününler olabilir ama biz bunlara mahal vermeyeceğiz. Ayasofya‘nın tekrar cami olması için insanımız orda dua da edecek.

Peki son olarak bu yıl vizyona giren Fetih 1453 filmine nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yapacağımız Fetih Şöleni‘ndeki 5 tiyatro gösteriminin amacı işte bu. Bu filimde birçok karakteri küçülterek vermişler. Basit hedefleri olan insanlar olarak göstermişler. Fetih‘ten önce fetih ile alakalı yapılan seferler var. Peygamber Efendimizin müjdesi vardır. Bu filmde her zaman olduğu gibi ruhu verilmiyor. Yapacağımız 5 ayrı tiyatro gösterisinde maksat bu işin mücadelesini, ruhunu, çilesini, sıkıntısını göstermek için yapıyoruz. Cevabi değil işin aslını göstermek için yapıyoruz.

24 May 2012 - 23:20 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?