Reklamı Kapat

İnsanlığın Saadeti İslam ile mümkündür

İnsanlığın Saadeti İslam ile mümkündür

60 ülkeden 90‘ın üzerinde İslam ülkesi temsilcisinin katılacağı, 21. Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi, 27-28 Mayıs 2012 tarihlerinde İstanbul‘da gerçekleştirilecek.  ESAM tarafından düzenlenen kongre bu yıl, "Baskı ve Sömürü Düzeninden Adil Yeni Bir Nizama" başlığı altında gerçekleştirilecek.  Müzakerelerde, özellikle Arap Baharı olarak tanımlanan yeni süreç ele alınacak. Toplantıya, İhvan-ı Müslimin, Cemaati İslami gibi etkili İslami hareket liderlerinin yanı sıra, parti genel başkanları ve önemli devlet adamları katılacak. ESAM genel başkanı Recai Kutan, bu önemli toplantı ile ilgili Milli Gazete‘nin sorularını cevaplandırdı ve çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Ahmet Yavuz

Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) 21 yıldan bu yana her sene Mayıs ayının sonunda Uluslar arası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi adıyla bir toplantı düzenler. Buraya Müslüman ülkelerdeki özellikle önemli fikir adamları, siyaset adamları, önemli sivil toplum örgütlerinin liderleri davet edilir. Bu sene 27-28 Mayıs tarihlerinde bu kongreyi düzenledik. Önce IYFO, ardından ESAM‘ın toplantıları olacak.

Müslüman ülkelerin lider seviyesinde insanlarını davet ediyoruz. IYFO ise gençlerini davet ediyor. Bizim davetimiz neticesinde bu toplantıya Müslüman ülkelerden 90 civarında konuk gelecek. Endonezya‘dan başlayarak Uzakdoğu,Ortadoğu ve ağırlıklı olarak bu sene zulüm ve yokluk altındaki Afrika ülkelerinden, ağırlıklı olarak Balkan ülkeleri ve Türk Cumhuriyetlerinden davetler yapıyoruz.

Gündem İslam ülkelerindeki dönüşüm olacak

Her sene İslam aleminin önemli konularından biri gündem oluşturuyor. Bu sene özellikle İslam aleminde meydana gelen önemli değişimler var. Bu değişim gözden geçirilecek. Önce bu Müslüman ülkelerden gelen kardeşlerimizle kendi ülkelerinde durum nedir, bunun bir müzakeresini yapacağız. Dünyanın içinde bulunduğu sıkıntılı durum ve İslam ülkelerinin bu sıkıntılardan kurtulmak için nasıl bir program uygulaması gerektiği ve netice olarak da mutlaka ve mutlaka İslam Birliğinin kurulması için yapılacak çalışmalar da Dünya Müslüman liderlerinin gündemini teşkil edecek.

Toplantının ana başlıkları

Bu seneki 21.Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongremizde ana başlıklar olarak şunlar görüşülecek. İslam dünyasında değişme ve gelişmeler. Müslüman ülkeler Hak ve adalet merkezli nasıl bir siyasi yapıya kavuşacak. Hak ve adalet merkezli nasıl bir ekonomik yapı. Hak ve adalet merkezli nasıl bir medya, iletişim, bilim ve teknoloji. Ve yine Hak ve adalete dayalı insan hakları, yardımlaşma dayanışma nasıl olacak? Ve yine bizim Hak ve adalet anlayışımıza göre nasıl bir eğitim kültür faaliyeti olacak? Netice olarak dünyaya huzur ve barışı getirebilecek olan, ki biz Saadet dünyası diyoruz. Bu saadet dünyasını ancak ve ancak Müslümanlar kurabilir. Bunun temel ilkeleri nedir? Bütün bu konular bu seneki Müslümanların kongresinde müzakere edilecek.  40‘a yakın ilim ve fikir adamı bu konudaki tebliğlerini sunacaklar.

İnsanlığın saadeti İslam ile mümkündür

Önce tabi bazı protokol konuşmaları olacak. Hükümetten bazı ilgili bakanların katılacağını tahmin ediyoruz. Şu ana kadar kesinleşen isimlerden biri, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ. Bunun dışında siyasi parti genel başkanlarından şu ana kadar Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak Bey katılacak. Ayrıca yine çok sayıda Türkiye‘den ilim adamı iştirak edecekler.

Bu iki gün içinde şu hususun altı çizilecek. Artık bütün dünyadaki gelişmeler gösteriyor ki Batı medeniyetinin metotlarıyla insanlık aleminin huzur ve barışa kavuşması mümkün değil. Çünkü Batı medeniyeti dünyaya sadece zulüm, sömürü, gözyaşı ve kan getirdi. Dolayısıyla dünyanın meselelerini Batı medeniyetinin prensiplerine göre çözmek elbette bir sonuç getirmeyecek. O halde bizim kendi değerlerimize, inançlarımıza uygun İslam Medeniyetinin yeryüzünde hakim olması için gerçek anlamda adil, yaşanabilir bir dünyayı ancak ve ancak Müslümanlar kurabilir. Tabi bu temenni yetmez. Hangi adımları atarak bu neticelere ulaşır, bütün bunlar değerlendirilecektir.

İslami uyanış başlamıştır

Bir kere gelişmeler İslam alemi yönünden bence hakikaten önemli. Dünyada meydana gelen fevkalade kötü gelişmeler, Batı alemi ve Batı medeniyetinin gerçek yüzünü apaçık ortaya koydu. Dolayısıyla bütün Müslüman ülkelerde gerçek anlamda bir İslami uyanış başladı. Batı aleminin zaten korktuğu, ürktüğü şey de budur. Madem ki bu şuur, uyanış başlamıştır. O halde bize düşen bütün bu Müslüman ülkeler kardeşçe bir araya gelmeli ve birlikte hareket etmelidirler.

Yine bu toplantıda açıkça ifade edilecektir ki, vaktiyle kurulmuş olan D-8, Batılıların gelişmiş G-8‘i ile çatışmak üzere kurulmuş bir kuruluş değil. Nitekim D-8 kurulduğunda Erbakan Hocamız tarafından bütün dünyaya deklare edilen ana prensiplerinde savaş değil, barış, çatışma değil diyalog olacak, sömürü değil işbirliği, Batılıların kendi kendilerine kibirlenmesi değil eşitlik olacak. Çifte standart değil adalet. Baskı tahakküm değil, insan hakları, hürriyet ve demokrasi olacak denilmiş idi.

Dolayısıyla dünyadaki ezilen 5 milyar insanın kurtuluşunu temin edecek Adil ve Hakka Dayalı bir Nizam kurulsun. Bu istikamette fikirler, yol haritaları çıkarılmış olacak.

İslami Hareketlerin Liderleri gelecek

Efendim bir kere malum Uzakdoğu ülkelerinin hepsinde Cemaati İslami var. Merkezi de Pakistan. O halde Pakistan‘dan ve Bangladeş‘ten Cemaati İslami‘nin lider  kadrosu gelecek. Endonezya‘da İslami hareketi temsil eden partinin lider kadrosu teşrif edecek. İran‘dan bir Ayetullah ve bir ilim adamı geliyor.

Bir de Ortadoğu ve çevresinde en etkili olan İhvan hareketidir. Bunun merkezi olan Mısır ve diğer Arap ülkelerinden İhvan-ı Müslimin‘in en üst seviyedeki isimleri katılacak. Öte yandan Afrika‘da zulüm altında olan Somali, Sudan gibi ülkelerden üst seviyede iştirakler var.

Tabi bizim için Balkanlar fevkalâde büyük önem taşıyor. O ülkelerde genellikle Müslümanlar azınlık durumundadırlar. Ancak bunların kendilerinin organizasyonları var. Bosna‘dan, Makedonya‘dan, katılımcılar. Yine Avrupa‘da İsviçre ve İngiltere‘den Müslümanları temsil eden lider seviyesinde insanlar katılacak. Dolayısıyla çok faydalı bir toplantı olacağına yürekten inanıyorum.

Attığımız tohumlar yeşeriyor

Bu çalışma ve kongrelerimiz, tabir caizse tarlaya tohum atmaya benziyor. Vakti zamanında 1996‘larda buna benzer şeyler söylendiğinde herkes bu ideal ve çalışmaları hayal olarak görüyorlardı.

Oysa İslam Birliğinin kurulması şarttır ve bunun için kendi kurumlarımızın da kurulması lazım. Mevcut olan Birleşmiş Milletler insanlık alemine hizmet etmez. Sadece Batının emperyalist ülkelerine ve İsrail‘e hizmet eder. O halde Müslümanların kendi Birleşmiş Milletleri olacak. NATO savunma sistemi gene onlar için. O halde Müslümanların kendi İslam Savunma İşbirliği Teşkilatı olacak. Onların UNESCO‘su varsa, İslam aleminin müşterek kültür teşkilatı olacak. Ve yine Batı alemini en çok ürküten şey, Müslümanlar müşterek bir para sistemine gidecek. Bu söz ifade edildiği zaman henüz Euro diye bir şey yoktu. Ve herkes bu hayal, olacak şey mi diyordu. Halbu Erbakan Hoca, "bakın adam bir yeşil kâğıtla hepimizi sömürüyor. Gelin bir de biz kırmızı kağıt basalım. Petrol mü, maden mi, kömür mü alacaksın o kırmızı kağıt ile alacaksın" diyordu. Bunlar ilk söylendiğinde hayal gibi görünüyordu. Şimdi hangi Müslüman ülkeye gitsem, bir süre evvel Kuveyt‘e, ondan sonra da Sudan‘a gittim. Baktım ki herkes aynı şeyi konuşmaya başlamış. Yani tarlaya atılan tohum yeşermeye başlamış..

Halkın istediği olmalı

Şimdi İslam alemimin problemi şu: Halk ile yönetimler arasında tam bir uyum yok. Ama şimdi yavaş yavaş şimdi ciddi anlamda hareketler başladı. Fas ve Tunus‘ta olduğu gibi. Halk diyor ki, hayır biz ne diyorsak tepede, yönetimde de o olacak.

Örneğin Tunus‘ta Gannuşi bizim Müslüman Topluluklar Birliği toplantımıza hep geliyor idi. Şimdi Hükümet oldular. Elhamdülillah Fas‘ta bizim bu toplantılarımıza hep iştirak eden Adalet ve Temniye Partisi şimdi hükümeti kurdu. Demek ki yavaş yavaş bu şuur uyanıyor. Gidiyorsunuz Fas‘a, en yetkilileri diyorlar ki, "Erbakan sadece sizin lideriniz değil, bizim de liderimizdi. Çünkü bize bu partiyi kurma talimatını Erbakan verdi. Çünkü biz bir cemaat idik. Gençleri alıp eğitiyorduk iyi bir Müslüman olmaları için.Ve diyorduk ki biz biz görevimizi yaptık. Erbakan bize geldi ne yapıyorsunuz diye sordu. Biz yaptıklarımızı anlatınca, "Allah sizden razı olsun. Yaptığınız hizmet gereklidir. Ama yeterli değil. Eğer siz bir siyasi güç haline gelmezseniz, bizim başımıza geldi Türkiye‘de. Gücü elinde bulunduran menfi görüşlüler gelirler, sizin yaptığınız bu İslami hizmetleri yasaklarlar. Bir de parti kurun dedi" diyorlar. Partiler kurdular şimdi Elhamdülillah şimdi iktidardalar.

Ben kendi adıma ümitliyim. Tabi bu arada bazı menfi gelişmeler de olmuyor değil. Suriye‘de cereyan eden olaylar gibi. Halbuki o olaylar olmasa diyelim ki Endonezya‘dan başlayıp, Bangladeş‘e, Pakistan ve İran‘a gelip, oradan Türkiye, Mısır ve Nijerya‘ya gidiyordunuz bir zincirin halkası gibi müşterek bir anlayış var idi. Ama şimdi Suriye meselesi olunca bu sefer İran‘ın tavrı değişti. Zamanla bunlar hep düzelecektir. Mesele bu şuurun geliştirilmesi ve Müslümanların artık kendilerinin ayağa kalkmasıdır. Elhamdülillah Müslümanlar ayağa kalkmaya da başladılar.

Fetih islam aleminin ortak ruhudur

İslam alemini İstanbul‘un fethine çok büyük önem veriyor. Sultan Fatih‘in fetihten sonra diğer Müslüman ülke ve liderlere gönderdiği mektupta söylediği gibi o zafer ve fetih bütün İslam aleminin ve Müslümanların ortak fethidir.  Öyle sıradan bir fetih değildir.

Biz bir de taa baştan beri şunu düşündük. İstanbul‘un fethine 25-30 bin civarında gencimiz iştirak ediyor. Müslüman ülkelerde böyle bir manzarayı görmek pek mümkün değil. Bizim Müslüman Topluluklar Birliği toplantımıza katılıyorlar. Sonra da İstanbul‘un fethi kutlamalarına katılıp o kadar coşkulu genci görünce fevkalâde duygulanıyorlar. Ve çok büyük ümitler içinde ayrılıp ülkelerine dönüyorlar. VE Türkiye için de şöyle bir durum ortaya çıkıyor. Evet bu İslami hareketlerin lideri Türkiye‘dir. Hepsinin aşağı yukarı kanaati bu yönde.  Kendi ülkelerinde yaptıkları toplantılarda da inşallah bu zafer Türkiye‘den olacaktır diyorlar.

Eskiden malum. Batılılar yaptığı propaganda ile Araplara gidip, "Bu Osmanlı var ya, sizi yıllarca sömürdü" dediler. Ve inandılar. Bize gelip, "Bu Araplar var ya, bunlar sizi arkadan hançerledi" dediler. Biz de inandık. Ama şimdi bizim bu fetih kutlama ve toplantılarımıza gelince bütün bunların iftira olduğunu anladık diyorlar. Elhamdülillah gelişmeler inşallah iyi. Ama kabul edelim ki Batının hile ve desiseleri her geçen gün biraz daha gelişiyor.

24 May 2012 - 23:25 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?