Reklamı Kapat

Ümmet, İslam Birliği‘ni bekliyor

Ümmet, İslam Birliği‘ni bekliyor

Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) tarafından düzenlenen 21. Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi‘nin ikinci gününde  ‘Hak ve Adalet Merkezli Nasıl Bir Siyasi Yapı‘, ‘Hak ve Adalet Merkezli Nasıl Bir Ekonomik Yapı‘, ‘Hak ve Adalet Merkezli Nasıl Bir Medya, İletişim, Bilim ve Teknoloji‘ başlıkları tartışmaya açıldı. Dünyanın birçok ülkesinden katılan davetliler, İslam dünyasında yaşanan güncel gelişmeleri de değerlendirdiler. Konuşmalarda öne çıkan ortak kanı ise İslam Birliği‘nin gerekliliği oldu.

Timuçin Mercanoğlu

Önce insanlar sonra da toplumlar kurgulanıyor

Hak ve Adalet Merkezli Nasıl Bir Medya, İletişim,  Bilim ve Teknoloji‘ oturumunu yöneten Mili Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş, medyanın toplum üzerindeki etkisine ve toplumları nasıl harekete geçirdiğine dikkat çekti.  Konuşmacılardan Gazeteci-Yazar Mustafa Yılmaz da, medyanın silahsız savaş gücünü anlattı.

Medyanın topluma kendi tercihlerini dayattığını söyleyen Kurdaş, "Medya bir kurgu dünyası. Önce insanlar sonra da toplum kurgulanıyor. Medya bugün insanlara ve toplumlara a,b, c seçenekleri sunuyor. Bunu seçin diyor. Önümüze konulan tercihler noktasında dikkat etmemiz gerekiyor. Haberleri belli bir süzgeçten geçirerek değerlendirmeliyiz" ifadelerini kullandı.

Güçlünün değil haklının güçlü olduğu bir medya

Konuşmacılardan Milli Gazete Ankara Temsilcisi Mustafa Yılmaz da, dünya medyasındaki Yahudi etkisine değinirken, soğuk savaş döneminde ABD‘nin medyayı etkin bir şekilde kullandığını ifade etti. İnsanların ideolojik görüşleri ile duygularının dahi medya gücüyle yönetilebileceğine dikkat çeken Yılmaz, ABD‘nin Sovyet Rusya‘yı devirmek maksadıyla yaptığı medya çalışmalarını anlattı: "Parayı kontrol eden egemen güçler, medyayı her zaman önemsemişlerdir. Hocamızın (Erbakan) bir sözü olan ‘at sahibine göre kişner‘ de bunu anlatır. Medya halkın talebini iktidara değil, egemenlerin talebini halka dayatma olarak görülmektedir. Dünyanın küreselleşmesi, egemenlerin medyayı kontrol sorununu daha fazla istemektedirler. ABD medyasının yüzde 60‘ını Yahudiler kontrol etmektedir. Fakat ABD‘deki Yahudi nüfusu ABD nüfusunun yüzde 3 ‘tür. Baba filminin efsanevi aktörü Brando, Yahudilerle ilgili açıklamalarının ardından onu ünlü yapan aynı medya yine kariyerini de sonlandırmıştır.  ABD, Sovyetleri yıkmak için Rusça yayın yapan medya araçlarıyla komünizm karşıtı yayınlar yaptırmıştır. ABD, Rus bloğunu yıkmak için özgürlük radyosunu kurmuştur. Medya, aynı zamanda insanların duygularını, egemenlerin isteği doğrusunda manipüle ediyor."

Medya alkolü de tetikledi

Medyanın toplum üzerinde büyük etkiye sahip olduğunu belirten Yılmaz, "Türkiye‘de 90‘lı yılların başında kurulmaya başlayan özel kanlardan sonra alkol tüketimi 20 kat artmıştır. Dizilerimizdeki hacı-hoca rolündeki adamları genelde ‘sahtekâr‘  kişiler olarak göstermişlerdir. Medya bize 10‘a kadar saydırıp sonra da ‘süt‘ dedirtebiliyor. Güçlünün haklı olduğu bir medya yerine haklının güçlü olduğu bir medya görmek istiyoruz" diye konuştu.

Kendi medyamızı kurmalıyız

TV5 Yönetim Kurulu Başkanı Yakup Budak, teknolojik olarak gelişen süreçte insanların duyduklarına değil de gördüklerine inanır duruma geldiğine vurgu yaparak, "görsel insan tipi oluştuğu" değerlendirmesinde bulundu. Budak, "İslam dünyasını bölmek isteyen kesimler medyayı sonuna kadar kullanmak istiyorlar. Günümüzde insanların yetişme tarzında görsel bir insan tipi çıkıyor. İnsanlar dinlediklerinden ziyade gördüklerine inanan bir yapı oluştu. Bugün insanlık bir haber bombardımanı içerisindedir. Dolaysıyla neyin doğru neyin yanlış olduğunu idrak etmekte zorlanıyorlar. İslami ülkeler olarak medyamızı nasıl güçlendirmemiz gerekiyor? Bunun çalışmasını yapmamız lazım. Kendi aramızda ortak bir medya oluşumu içerisine girmeliyiz" şeklinde konuştu.

Ümmet İslâm Birliği‘ni bekliyor

Ümmet yeniden alanlara dönmeli ve büyük yenilikler yapılmalı.‘ değerlendirmesinde bulunan Selman Nadwi de "İslami politikalarımız olamadığı için değişim hareketlerini yapmakta zorlanıyoruz. Hilafeti bir daha ayağa kaldırmaları lazım. Müslüman halklarının birleşmeleri lazım. Bu şekilde de hürriyete ulaşmaları lazım. Suriye‘de yapılan katliamlar şu ana kadar kahır ve zulüm içinde olduğu açık ve nettir. Neden savaşmıyorsunuz Allah yolunda. Türkiye gençleri hilafetin varisleri artık emanet sizdedir. Haydi meydanlara inin. Allah sizlerle olacaktır. Osmanlı döneminde bir kadın Hindistan‘da tecavüze uğradı. Ve Bağdat‘tan büyük bir ordu yola çıkarak o kadına yardıma koştu. Nerde Müslümanlar. Bu kadar tecavüz ve hak gaspı varken? Türkiye‘nin, İslam birliğini kurması gerekmektedir. Ey Türkiye ve Saadet Partisi, artık Arap Birliği‘nin ruhuna Fatiha okuyun ve İslam Birliği‘ni kurun. Ümmet sizden bunu bekliyor." şeklinde konuştu.

‘Böl, parçala, yok et‘ taktiği uygulanıyor

Pakistan Cemaati İslami Başkan Yardımcısı Dr. Syad Azman da "Pakistan‘da Müslüman kardeşlerinizi sürekli hücre hapsine maruz bırakıyorlar. Hücre‘de insan sadece duvarlarla konuşuyor. Bu Kabil‘in attığı ilk ok gibidir. Biliyorsunuz ki Kabil, kardeşini öldürüyor ve kendisini kargadan bile kötü görüyor. Şu an yaşadığımız bu dünyada ki Müslümanların dağınıklığı ve ayrılığı İblis‘in bir oyunudur. Kardeşler arasında ki ayrışmanın arttığını görüyoruz. Irak‘ta, Afganistan‘da hatta Pakistan‘da da aynı durumu görüyorsunuz. Pakistan‘da ayrılıkçı bölgeler var. Buralarda ABD İşgalleri hüküm sürüyor. Kendi dillerini, ulusal marşlarını okuyamıyorlar. Bu bölgeleri ayırmaya çalışıyorlar. ABD İşgali, mezhebi anlaşmazlığı derinleştirmeye çalışıyor. ABD‘deki bir çok makaleyi tercüme ettim. Bu makalelerde böl, parçala, yok et diyorlardı. Ümmeti parçalamaya çalışıyorlar. Biz Müslümanlar olarak safları birleştirmek zorundayız. Birlik olmak zorundayız." ifadelerini kullandı.

Vizeleri kaldırmalıyız

Fas Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı Rıza Bin Haldun da  "Arap Baharı geldi ve göstericiler sokaklara döküldü. Demokratik bir yönetim istediler. Onlar iktidarın yıkılmasını değil sadece reform yapılması ve demokrasiyi istediler. 2000‘li yıllardan sonra bir siyasi parti kuruldu ve bu parti Tunus‘ta olduğu gibi tek parti yönetimini oluşturmaya başladı. Arap Baharı geldikten sonra ise bu partiye ‘git‘ dediler. Anayasayı oluşturmak için kralın kurmuş olduğu parlamentoda çalıştık. Çok sayıda konu hakkında anayasayı düzenlemek için çalışmalarda bulunduk. Arap Baharı‘ndan sonra yapılan son derece demokratik ve şeffaf bir seçimin ardından biz Adalet ve Kalkınma Partisi olarak 110 sandalyeyle birinci parti olduk.  Bizim asıl hedefimiz öncelikle Mağrip-Fas Birliğini gerçekleştirmektir. Bu ülkede Arap Baharı‘ndan sonra büyük değişimler yaşandı. Bin Ali şu an da yok. Artık Nahda Partisi ülkeyi yönetiyor. Arap ve İslam dünyası açısından ekonomik işbirliği ne düzeyde? Öncelikle vizeleri kaldırıp sınırları aşmamız gerekiyor."dedi.

Petrolümüze göz dikiyorlar

"İslam‘ın öncelikleri arasında ekonomik kalkınma yer alıyor." Diyen Suudi Arabistan İslam Ekonomileri uzmanı Prof. Dr. Ahmet Ferit Mustafa da "Peygamberimize bir sahabe geliyor ve ondan bir sadaka istiyor. Peygamberimiz ise ona bir balta veriyor ve çalışmasını istiyor. Bütün insanlığa faydalı olmalıyız. Toplumda bir denge sağlanması gerekir. Sermaye sadece zenginlerin arasında dönmemesi gerekir. Allah Teâlâ şöyle der. ‘Allah‘ın size yasakladıklarından uzak durun ve tövbe edin. İsraf etmemeliyiz. İsrafta bulunanlar şeytanın kardeşleridirler.‘ Bu büyük nimet diğer insanların ümmeti İslam‘a saldırmasına sebep kılmıştı petrol zenginliğimizden dolayı."şeklinde konuştu.

Borca dayalı para sistemi değiştirilmeli

Prof. Dr. Gültekin Çetiner da "Bizim dinimizi önceki semavi dinlerden ayıran nedir? Borca dayalı para sisteminden kaynaklanan faiz... Ben cebimdeki yüz lirayı taşımak için yılda 8,5 lira vergi ödüyorum. Bizim kitabımızda faiz, diğer semavi kitaplardan farklı olarak Allah ve Resulü‘ne harp sebebi sayılmıştır. Halkımızın yüzde 95‘i borçlu. Nedeni ise borca dayalı para sistemidir. Bu sistem mutlaka değiştirilmeli ve yerine adil, Hakk‘ka dayanan yeni bir sistem getirilmelidir."dedi.

Fotoğrafın bütününe bakmak lazım

"Laiklik asla din ve vicdan hürriyeti değildir." diyen Prof. Dr. Burhanettin Can da "Din kavramı bir mümin için hayatının A‘dan Z‘ye her şeyini kapsar. Fakat Laiklik dini camiye veya ibadet haneye hapsetmiştir. Büyük Ortadoğu coğrafyası bütün etkin dinlerin doğduğu bütün imparatorlukların cereyan ettiği bir coğrafyadır. Bu coğrafya dünyanın en hayati coğrafyasıdır. NATO‘nun yeni konsepti ise küresel satranç tahtasında İslam‘dır. İslam coğrafyası sistem ve millet çatışması içinde olmakla birlikte diktatörlüklerin altında. İslam ülkeleri yaşanan süreçleri iyi gözlemlemeli ve neler olduğuna kimin ne oyun oynadığına iyi bakmalıdır. Yani fotoğrafın bütününü görmelidir. Ortadoğu‘da Demir yumruklu diktatörler yerine kadife elli diktatörler gelmesin." Şeklinde konuştu.

Sosyal medya halka cesaret verdi

Katar Araştırma Merkezi Direktörü Dr. Hişam Mursi yaptıkları bir araştırma üzerinden örnekler verdi. Mursi  "Bizler bir araştırma yaptık. Değişim üzerine bu araştırma. Geçmiş, Şuan ve Gelecek. Geçmişi, günümüzü ve geleceği nasıl tasavvur ediyoruz. www.aoc.fm sitesinden bu araştırmanın ayrıntılarına ulaşabilirsiniz. Bir el bizi ilerlememize rağmen başladığımız noktaya geri getiriyordu. Bu yakın dönemde diktatörlükler üzerinde bir durgunluk söz konusuydu. Ve biz bu araştırmada bu durgunluğun değişimini araştırdık. Halk diktatöre nasıl karşı koyabilir? Ve farklı alanlarda çalışan aktivistler diktatörlere nasıl karşı konulabiliri konuştuk. Değişimlerde Mısır ve Tunus‘u konu aldık. Tunuslular böyle bir değişim yapıyorsa bizde böyle yapabiliriz. Diğer değişim ise medya. Sadece El cezire değil de Facebook, Twitter ve haber siteleri idi. Arap devrimi konusunda sürekli haberler yapılıyordu. Bu değişim sebebiyle artık halklar hareket etti ve sokaklara inmeye başladı." değerlendirmesinde bulundu.

Bağımsız ekonomi şart

Katılımcılara hitaben bir konuşma yapan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Temel Karamollaoğlu: "İktidara gelmek demek ille de başarılı olmak demek değil. Ama iktidara geldikten sonra bir takım zaruretler karsısında taktik değiştirip başka güçlerin etkisine giriyorsak, taviz veriyorsak o zaman çok dikkatli olmamız lazım. Dünya yeniden şekilleniyor mu yoksa şekillendiriliyor mu? Onların istediği yeni dünya düzeni sömürü. Bizim istediğimiz dünya düzeninde demokrasi ve eşitlik var. Biz baskı ve zulüm istemiyoruz. Bu sömürü sistemine karşı çıkmak istemeyenler, başka bir idealin peşinde. Onlar ‘biz demokrasiyi de insan haklarını da ortadan kaldırabiliriz‘ dediler. İşkenceye cevaz verdiler. Bu sebepten dolayı ki bizim bu zulme karsı güçlü olma mecburiyetimiz var. Önce sanayi ekonomide bağımsız olmaktan geçiyor. Biz bunları sağlamadan bağımsızlığımızı iddia edemiyoruz. Mutlaka İslam birliğini kurmamız lazım bu bağımsızlık için. ABD‘den aldığınız bir uçağı onun istemediği bir istikamette kullanamıyoruz. Sağlıklı bir ekonomiye nasıl ulaşırız? Bu toplantı sonunda inşallah bunu sağlarız." dedi.

28 May 2012 - 22:30 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?