Reklamı Kapat

Televizyonda habercilik anlayışı

Televizyonda habercilik anlayışı

Ekranda haberleri izlemiyorum. Geriliyorum. Halbuki biz yaşlardaki insanların en çok izleyeceği program haber programı... Haber anchormanların sahteliği mi beni ekrandan kaçırtan veya haber bültenlerindeki şiddetin dozunun artması mı, nedir?

Her gün mobese kameralarından trafik kazalarını an be an izlemekten "öğğ" geldi. "Saniye saniye aktarılan şiddet görüntüleri beynimi dumura uğratmış durumda. Veya ani gelen ölüm haberlerini izlemekten "korkar" hale geldim.

Belki de habercilik inandırıcılığını yitirdiği için...

Medya ikiye veya üçe bölündü. Bir haber patladığı zaman, hemen karşı medya atağa geçiyor. Sağlıklı haber alınamıyor artık. Ya yandaş medya yahut candaş medya devreye giriyor.

O halde televizyonda izlenecek ne kalıyor? Hiçbir şey! Her gün haber sıkıntısı çeken kanallar ne yapıyor? Magazine sarılıyor... Muhafazakar ağababaların satın aldığı anlı şanlı kanallarda bile her sabah magazin dedikoduları ekrana geliyor. Düşünün bu dedikodular, ciddi haber bültenlerinden önce ekran alıyor. Sahi her sabah dedikodu yapacak malzemeyi bunlar nereden buluyor?

Halbuki "dedikodu" gıybettir. Bir başkasının arkasından üstelik milyonlarca kişinin önünde, orada olmayan biri hakkında ileri geri konuşmak ne derece doğru? O kişiyi resmen karalıyor, hakkında yorum yapıyor ve mimliyorsun. Üstelik çok ciddi bir konu da değil, ceviz kabuğunu doldurmayan cinsten haberlerle hem de saatlerce malayani bir meseleyi insanların gündemine sokmaya çalışıyorlar.

Bir de o programlarda sıkça dile getirilen bir konu var. Filanca kişinin filanca ile seviyeli birlikteliği sürüyor deniyor. Halbuki bal gibi "zina"dır bu söylenen.. Üstelik ekranda milyonlarca kişinin gözü önünde yapılan bir ahlaksızlıktır.

Fakat izleyenlerin, özellikle gençlerin kafalarına bu kavramı yerleştirerek ne yazık ki, safi zihinleri bulandırıyorlar.

Hem neden haber kanalları birkaç kişinin tekelinde? Zira, ABD‘nin ünlü haber kanallarının editörü bile, bizim(!) anchormanları hayli "yaşlı" bulduğunu bir röportajında dile getirmişti. Politikacıları yaşlı bulan ve onlarıın siyasi arenadan çekilmesi gerektiğini söyleyen anchormanlar, iş kendilerine gelince, gençlere yol açmak gibi bir düşüncelerinin olmadığını görüyoruz.

Bu yüzden haber kanalları tıpkısının aynısı. Yok birbirinden farkları.

Haber kanallar bu yaşlılara mahkum mu sahi? Yıllardır, Ali Kırca (Show TV), Mehmet Ali Birand (Kanal D) ve ekrandan çekilmiş olmasına rağmen Uğur Dündar habercilğinden bıktık. Bunlan genç meslektaşlarına rol model olmaktan çok uzakta... Tetikçi habercilik ile "tetkikçi" habercilik arasındaki fark, bir değirmen gibi pek çoklarını öğüttü. Yılların gazetecileri birçok olayda soğukkanlı kalamadı.

İşin özü bana göre şu: televizyon haberciliği kendini tüketti. Habercilik ile kişisel imaj öne çıktı. Yani anchorman haberin önüne geçti. Haberi reality şov sananlar, rating avcılığı yapalım derken gazeteciliğin temel ilkelerini paspas gibi çiğnedi.

Son on yıldır yaşanan yüksek tansiyon, televizyonları felç etti. Şok haberlerle izleyenleri şok etmeyi başardılar. Ardından "şok"layacak haber bulamayınca manipüle haberlere yöneldiler. Yorumlu habelerin paçalarından, partizanlık damlıyor, ideolojik manipülasyonun haddi hesabı yok. Bangır bangır sıcak habercilik yapıldığı sanılıyor. Rating hesapları telvizyoncuların sadece kafalarını karıştırmamış; aynı zamanda meslek disiplinlerini alt üst etmiş görünüyor ne yazık ki.

Kişi ve kurumlar hâlâ mağdur edilmeye devam ediliyor.

Zaten her akşam, ekran başına oturduğunuzda meselenin ne kadar vahim olduğunu görüyorsunuz. Her gün bu tarz haber yapan onlarca kanal var. Komplo teorileri ile döşenmiş haber bültenleri, olay patlak verince, "biz zaten haber yapmıştık" diyor. Çığırtkan üslupla ve peşpeşe büyük puntolarla ekrana getirilen yazılı haber döşenince, resmen halkın zekasıyla alay ediliyor. Bu rencide edici durumun ötesinde, alçaltıcı bir durum.

Evet gerilim haber, manipüle haber istemiyoruz.. Dost acı söyler.. Durum ciddi. Zaten yazılı basının önemli bir kısmı antidemokratik tutumyla ağır yara aldı. Televizyon haberciliği de aynı yolun yolcusu gibi görünüyor.

İdeolojik takıntılardan sıyrılabilir, sosyal olaylarda biraz daha naif habercilik öne çıkar, objektif yayın yapacak kadar soğukkanlı olunabilirse, tamamen siyasallaşmaya doğru giden diğer haber kanalları kendine gelebilir belki.

Elbette düşünceler farklı olabilir ama mesleğimiz bir: gazetecilik!

Madem ki, gazeteciyiz, o halde bir gazeteci bile oturup ekran karşısında tarafsız ve objektif haber izleyebilmeli. Buluşabileceğimiz değerler var. Çoğulcu ve katılımcı demokrasi, insan hakları ve adalet. Ortak değerlerde buluşabilirsek, medyadaki bu ayrışmmanın önüne geçebiliriz.

Aksi halde medya, hazin sonunu hazırlayarak, kendi elleriyle kendi başını bile bile ipe çekecek!

31 May 2012 - 00:36 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?