Reklamı Kapat

"Papa yarım kalple dünya barışını nasıl sağlayacak "

"Papa yarım kalple dünya barışını nasıl sağlayacak?"

Dinlerarası Diyalog Platformu Başkanı Prof. Dr. Niyazi Öktem, Papa XVI. Benedikt in Türkiye ziyaretinin yansımalarını değerlendirirken yaptığı açıklamalar oldukça manidardı. Şöyle ki:"Her şeyden önce bu ziyaretten Türkiye ve İslâm âlemi çok kârlı çıktı. Çünkü Papa eski Papa olmaktan vazgeçti, yepyeni, diyalogcu, İslâm ı seven, sevecen bir Papa haline dönüştü. Bu geliş İslam a ve diyaloğa yaradı. Katolik Kilisesi ve Ortodoks kilisesinin birleşmesini gerçekçi bulmuyorum; ütopya. Ne olacak? İki kilise arasında belki dostluk daha büyük bir ivme kazanacak. Bartholomeos nun sahip olduğu ekümenik statü daha da perçinlenecek. Bunun da ben Türkiye nin lehine olacağı görüşündeyim. Bartholomeos nun güçlenmesi Türkiye nin lehinedir. Ziyaret bunu da sağlamış olacak.Papa nın böyle şaşaalı bir şekilde gelmesinin nedenlerinden biri ekümenikliği perçinlemekti. Ekümeniklik bizi dolaylı ilgilendiren bir olaydır. Moskova Kilisesi bize düşmandır. Dolayısıyla ekümeniklik statüsü bu şekilde bir politik yansımadır, böyle bir yansıma da bizim lehimizedir? Görüşlerim 180 derece değişti?"***Açıklama böyle. Papa amacına ulaştı. Bartholomeos u ekümenik ilân etti. Ziyaret sonunda Öktem gibi diyalogcular Papaya seranadlar sunmaya, meğerse Papa ne şirinmiş öyle, şeklinde akıllara zarar nutuklar atmaya başladılar.  Kısacası, Papa hazretleri Müslümanlara ve İslâm a yaptığı ağır hakaretler yanına kâr kalarak ülkesine dönerken geride yerli avenelerini bıraktı?Bundan böyle bilmem hangi cemaat, bilmem hangi grup yine bütün hızıyla diyalogculuk libasına sarınarak Papaya methiyeler yapacak ve İslam a ihanetin tescili olan diyalogculuk gafletini sürdürecekler. Bir de hayatı boyunca masonlara ve onun yerli işbirlikçilerine karşı mücadele etmiş bir iman ve ihlâs adamını suiniyetlerini alet ederek, masonlara yağdanlık yapıp zangoçluk yapmaya devam edecekler. ***Öte yandan, Papanın kazasız belasız gitmesi ülkemiz açısından belki de tek kazançtı. Arkasında bir sürü hile ve desiseler bıraksa da?  İşadamlarını papanın elini sıkma yarışına girmesi ise kompleksin en acı ve en bayağı tezahürüydü. Bir de muharrir takımının el sıkma sevdası. Muharrirlere ve işadamlarını tavsiyemiz çok zor nail olabildikleri el sıkma eyleminden sonra ellerini sakın ola yıkamasınlar. Kutsanmışlığı kaybolur çünkü. Siz hiç böyle acuze bir tavır gördünüz mü? Aynı işadamları, muharrirler ülkemizde din ve diyanetten, İmam-Hatiplerden bahis açılınca irtica vaveylaları koparıp, Diyanet İşleri Başkanının yanına dahi yaklaşmazken Papaya meftuniyetleri başka ne diye açıklanabilir?***Diyalog karşılıklı konuşma ve görüşmeyi içerir. Oysa yıllardır sürdürülen bu çabalara karşın Hıristiyanların İslâm a ve Müslümanlara bakışında hiçbir değişiklik olmamıştır. Nitekim geçtiğimiz aylarda Papanın yaptığı konuşma bunun en açık örneğidir. Dolayısıyla diyalog yalnızca Müslümanlar açısından "Hıristiyanlık sempatisi" gibi bir işleve bürünmekte ve Müslüman halkların dirençlerini kırmaktadır. Bu durum diyalog girişiminin Hıristiyanlar açısından misyonerliğin yeni bir versiyonu olduğu görüşünü haklı çıkarmaktadır. Hıristiyanlarla ortaklıklarımıza gelince semavi olmanın, ehli kitap olmanın ötesinde hiçbir benzerlik ve uygunluk yoktur.Tiriniteyi kabul eden ve "Allah, İsa, Ruhül Kudüs" diyen  Hıristiyanlarla aynı Allah a inanıyoruz" ifadesiyle gelinen nokta, düşülen vahim hata nasıl açıklanabilir? Bu noktada bir yazarımızın "Dinler arası diyalog,"Allah katında din İslâm dır" ayet-i kerimesini yalanlamak için kurulmuş bir tezgâhtır." şeklindeki ifadelerini bir kez daha düşünmemiz gerekmektedir.Yine düşünülmesi ve ders alınması gereken bir başka husus, Hıristiyan dünyasının Papanın Türkiye ziyaretiyle Katoliklerin öncülüğünde 1054 teki Doğu-Batı ayrılığından sonra başlayan ayrılık ve düşmanlıkları bitirip yakınlaşma çabasıdır? Hıristiyan dünyası neredeyse on asırdır süregelen ayrılık ve düşmanlıkları sona erdirmeye, aralarındaki duvarları kaldırmaya çalışırken, İslâm dünyasının birlik ve yakınlaşma, daha doğrusu "İttihad-ı İslâm" konusunda herhangi bir çaba içine girmemesidir?Bu durum gerçekten çok acı ve bir o kadar da elim bir durumdur? D?8 girişimi gibi "ittihad" içeren anlamlı bir çabanın getirildiği nokta bu açıdan hayli esef vericidir. Çünkü bu onurlu ve anlamlı girişim neredeyse atıl hâle getirilmiştir.Evet, Papa geldi ve gitti. Yalnız giderken geride bıraktığı bir ifade çok düşündürücüydü: "Papa, İstanbul dan ayrılırken "kalbimin yarısını İstanbul da bırakıyorum" şeklinde bir ifade kullandı. Bunu sıradan biri söyleseydi, olağan ve rutin bir ifade olarak dikkatleri çekmezdi. Lâkin söyleyen kişinin "yanılmazlık" ve "özürsüzlük" zırhına bürünen Papa olunca insan ister istemez kuşkudan ve şüpheden kendini alamıyor.Dahası, Papa kalbinin yarısını niye yanında götürmedi? Çünkü bundan böyle dünya barışını(!) yarım kalple nasıl sağlayacak ve hatta "diyalogcu" Müslümanlarla diyaloğu nasıl gerçekleştirecek?Yoksa bu yarım kalp ifadesinden kastı "ekümenik" ilân ettiği Patrik Bartholomeos muydu? Türkiye nin Hıristiyanlaştırılmasını ona mı havale etmişti?Bütün bunlardan sonra asıl sorulması gereken soru şu: Kendine ekümeniklik payesi veren, üstüne üstlük Papa XVI. Benedikt tarafından Türk hariciyesinin bütün açıklamaları görmezden gelinip, bu payesi tescillenen Fener Patriği tarafından Ayasofya nın Kiliseye dönüştürülüp kendilerine iade edilmesi talebi ne zaman gündeme gelecek?Bu da nereden çıktı demeyin ve lütfen konuyla ilgili yazımızı bekleyin?Esen kalın efendim?

03 Aralık 2006 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?