Reklamı Kapat

Sömürü ve tahakküm: Küreselleşme

Sömürü ve tahakküm: Küreselleşme

Tarih boyunca nefse esir olan, şeytanın igvasına (saptırmasına) kapılan birtakım insanlar başkalarını sömürmek, onların mallarına, emeklerine, bedenlerine el koymak istemişlerdir. Bunun için de kendilerini hak sahibi görecek veya gösterecek pek çok meşrulaştırıcı mekanizmalar üretmişlerdir. Bunların başında geleni, kendini üstün görme sapkınlığı ve saplantısıdır. Kendisi üstündür, bu nedenle öteki üzerinde hak ve imtiyazı vardır. Öteki geridir, barbardır, kötüdür, medenileştirilmesi gerekir. Bu nedenle onunla eşit olması mümkün değildir. Bir kere öteki haline getirilince artık ona karşı yapılacaklar meşrulaştırılmaya başlanır.Diğer taraftan "yeryüzündeki kaynaklar sınırlıdır, ihtiyaçlar sonsuzdur" paradigması üzerine oturtulmuş bir eşya-insan ilişkisi zihinlerde kazıyye-i muhkeme haline getirilip, üstünlük iddiasının yanına ihtiyaçları karşılayamama korkusunu da eklediniz mi; ötekinin elindeki kaynak ve servetleri ele geçirme ve kontrol altına alma zarureti(!) kaçınılmaz olur.Ancak "geri, barbar, kötü" de olsa; öteki elindeki malları ve kaynakları gönüllü olarak vermemekte, köleleşmeyi kabul etmemektedir. O zaman buna birtakım meşru veya meşruiyet kılıfı giydirilmiş gerekçeler bulacak ve saldıracak.Tarih bunun çok çeşitli örnekleri ile doludur. Bu örnekler ilk dönemlerde mevzii, yerel boyutlarda iken 10. yüzyıl haçlı seferleri ile giderek yaygın bir hal almaya başlamış, 16. yüzyılda başlayan sömürgecilik hareketi ile sistematikleşerek ve yaygınlaşarak tüm dünyayı kapsayan soygunlar, yağmalar, köleleştirmeler şekline dönüşmüştür. Öyle ki; 19. yüzyıla gelindiğinde, dünya üzerinde Güneyi ile Kuzeyi ile Amerika Kıtasının tümü, Afrika nın yaklaşık %80 i, Güney ve Doğu Asya (Çin, Hint Yarımadası, Çin Hindi), Pasifik ve Avustralya batılı sömürgecilerce; Orta ve Kuzey Asya ve Avrasya Çarlık Rusya sı tarafından sömürge haline getirilmişti. Ortada Osmanlı İmparatorluğu yönetimindeki İslâm coğrafyası sömürgeleştirilemeyen bölge olarak sıkışıp kalmıştı. 19. üzyıl boyunca hasta adam ilan ettikleri Osmanlı İmparatorluğunu paylaşma operasyonu sürdü ve 20. yüzyılda elde ettikleri üstünlüğü kalıcı hale getirme hamlesidir bugün yaşananlar. Buna da BOP adını verdiler. Fas tan Endonezya ya kadar, 22 ülkede operasyon yapacaklarını açıkça ilan ettiler. Bugün kan, zulüm ve işkence ile bu operasyonu yapıyorlar. Böyle bir zulmün kalıcı olabilmesi, insanların zalimlere boyun eğebilmesi ancak manevi esaretle mümkündür. Bunun için de kendini üstün gören bu "Müstekbir"ler, "Mustaz af"ların her türlü direnişini kırmak için ellerinden geleni yapıyor. Tarih boyunca karşısındaki en güçlü direniş kaynağı Hak Din, Tevhidi İnanç olmuştur. Çünkü bu inanç kula kulluğu reddeder, üstünlüğü, istikbarı reddeder, insanın eşitliğini ve kardeşliğini kabul eder, hakkı üstün tutar, kul hakkını korumayı emreder. O nedenle müstekbirler daima Tevhid e karşı çıkmışlar, Tevhid inancı ile mücadele etmişler ve onu tahrif etmeye çalışmışlar ve zaman zaman bunda başarılı da olmuşlardır. BOP çerçevesinde Ilımlı İslam, Furkanulhak gibi çalışmalar hep bu tahrif etme, dejenere etme çalışmalarıdır.Sömürgecilerin en önemli güç kaynakları ve işlerini kolaylaştıran unsur ise saldırıya maruz kalanlar arasındaki işbirlikçiler olmuştur.Bu insanın en mühim imtihanıdır. Dünya bugün çok açık bir yeniden sömürgeleştirilme operasyonu ile karşı karşıyadır. Bunu adını da "Küreselleştirme" koydular. Evet bir küreselleşme vardır, o da; sömürgeciliğin küreselleşmesidir. Bütün dünyayı bir sömürge haline getirme çalışmasıdır. Zulmün, tahakkümün küreselleşmesidir. Dünya barışın, adaletin, hukukun, kardeşliğin, eşitliğin, refahın küreselleşmesine muhtaç. Bu da batının değerleri ile değil İslâm Medeniyetinin değerleri ile olacaktır.Kurban Bayramınızı tebrik ediyor, yeni yılın hayırlara vesile olmasını diliyorum.

26 Aralık 2006 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?