Reklamı Kapat

Bulamadığım fotoğraf karesi

Bulamadığım fotoğraf karesi

Bir kare fotoğraf, uzun bir yazıdan daha çok şey anlatır, daha derin şeyler söyler. Üstelik kulağımızdan çok yüreğimize ve belleğimize yönelir fotoğrafın dedikleri. Kelimenin eksik kaldığı yerde fotoğraf o eksikliği giderebilir.Önceki hafta yayınlanan "Bazı şeyler dağınık kalsa... Kurban gibi? " başlıklı yazımı bitirince metne uygun fotoğraf arayışına başladım. Önce kendi arşivime göz attım, içime sinen bir fotoğraf bulamadım. En iyisi web tabanlı fotoğraf sitelerine bakmak dedim, Google girdim. "Kurban" yazdım, 6 binden fazla sonuç çıktı. Sıra ile bakmaya başladım. Aradığım yoktu. Flickr e yöneldim. 300 e yakın sonuç da orda çıktı. Hepsine baktım ama "olmaz bunlar" dedim. Sonra diğer sitelerde aramaya başladım. Sxc, yahoo, fotofan, fotokritik? Baktım olmuyor, anahtar kelimeleri çoğalttım; kurban, kurbanlık, bayram, kurbanbayramı, koyun, adak, bayramveçocuk, kurbanveçocuk? Yetinmedim bazı kelimelerin Arapça, Almanca, İngilizce karşılıklarını da girip çabamı sürdürdüm.Bu sitelerin bir kısmı Türkçe, bir kısmı da uluslararası üye tabanına sahip yabancı siteler. Hepsinde binlerce dini temalı fotoğraflar var. Bir çok fotoğraf karşısında büyüleniyorsunuz. Yerel unsurlarla ilgili çok başarılı çekimlere rastlamak da mümkün. Ancak, sonuç benim açımdan başarısız idi, bulamamıştım. Her aramamda karşıma yüzlerce fotoğraf çıkıyordu ama izini sürdüğüm kare yoktu. Baktıklarımda kansız, kesimsiz, bıçaksız fotoğraf yok gibi idi.Ben ise başka fotoğraflar arıyordum. Kurbanı sadece "kesim" temasına mahkum etmemiş kareler? Bir çocuk mesela? Kurban için alındıktan sonra kınası sürülmüş, kurdelesi takılmış bir koyuna su veriyor, yiyecek veriyor. Çocuğun bakışlarından sevgi ile kaybetme arası bir duygu yansıyor kareye. Veya şöyle? Bir koç? Taranmış, temizlenmiş, sırtı ve boynuzları kınalanmış, gözleri renkli bir kurdele ile kapatılmış, herkes tekbir getiriyor, çocuklar da yandan yarı kapalı gözlerle bakıyor, bir kısmının elleri de duada. Söyle bir fotoğraf da güzel olurdu: Çocuklar, anne, baba, dede, babaanne, anneanne, komşular yani herkes bir arada? Önde bir kız çocuğu, kurbanlık koçu kınalamak için uğraşıyor. Parmakları koçun sırtında, boynuzlarında geziniyor, gezindikçe kınalı koç biraz daha güzelleşiyor. *Hep böyle bir fotoğraf karesi aradım? Benim çocukluk yüreğimde kalan resimler bunlardı çünkü. Eminim bir çok aile albümünde böyle fotoğraflar vardır; siyah beyaz, kenarları hafifçe sararmış, az kırışmış ama huzur verici.Şehirleştikçe, zenginleştikçe, çoğaldıkça kurban sanki ellerimizden uçup gidiyor. Medeniyetimize, insaniyetimize, estetiğimize uygun bir kurban resmi çekmek bile zorlaştı. Hem şehrimiz, hem de yüreğimiz başka iklimlerin imarı ile bayındırlaştı sanki. Kurban bayramının çocuksu iklimini yaşatamadığımız çocuklarımız bizden bu sene "yılbaşı eğlencesi" için talepte bulunmaktan çekinmeyebilirler. Çocuk bu? Neşe arar, oyun peşinde koşar, bayram ister. Bütün bunlar çocuğu yoğurur durur. Mimarlarımız, mühendislerimiz, belediyelerimiz kültürümüze, geleneklerimize uygun kurban günleri için cidden bir model oluşturamayacak mı? Yazıyı geçen haftaki yazıdan mini bir alıntı ile bitirmek istiyorum: "Kurban edilecek bir hayvana dokunmak, onu sevmek, su vermek, kesilirken tekbir getirmek, gözlerini kapatmak, sırtını sıvazlamak, kesilen kurbanlardan paketler hazırlayarak komşulara götürmek, bu mahallede hangi evde fakir var sorusunu sormak ve araştırmak, elde paket sessizce bir kapıyı tıklamak, Allah rızası için kesilen kurban eti vesilesi ile bir sofrada ailecek beraber olmak, kurban derisini mahallenin camisine veya bir hayır kurumuna vermek, kapıya gelen çocuk misafirlerimize harçlık vermek, şeker tutmak, mendil hediye etmek? Bunlar, ruhumuzu, yüreğimizi, sevgimizi, dostluğumuzu yani insanlığımızı çoğaltan şeyler. Kolaylık niyetiyle kurbanı soğuk, sıradan bir rutine dönüştürmemeliyiz. Bayramınız hayrolsun efendim. Mehmet Amca?Önceki hafta "Binbir Gece, Şehrazat, Deniz Feneri, Cansuyu, IHH" başlıklı yazımın bir yerinde şöyle bir kısım vardı: "Öyle sessiz sedasız çalışan insanlarımız var ki, ?tek başına hayır kurumu olma özelliğine sahipler. Geçtiğimiz yıl hikayesini dinlediğim Gaziantepli Mehmet Tekerlek Amcanın hayır defteri bile bu toprakların sahip olduğu hazineyi anlatmaya yeter."O günden sonra dostlarımızdan bazıları bana Mehmet Amcayı sordular. Mehmet Amcanın hikayesini geçen yıl Vakıflar Haftası nda dinlemiştim. Okuyucularımıza onunla ilgili nasıl bir adres gösterebilirim diye araştırırken Deniz Feneri Dergisi nin Kasım 2003 sayısında güzel bir dosyaya rastladım. Okumak isteyenler için adresi vereyim: www.denizfeneri.org.tr/pdf/3yoksullugu.pdf Sınav kaygısı ölçüm ve başetme programı  Sınav ve sınanma kaygısı yaşam boyu karşı karşıya kaldığımız ve başarımızın, performansımızın ve kişiliğimizin karşılaştırıldığını düşündüğümüz düşünce biçimimizdir. Sınavlara hazırlığın yoğun yaşandığı dönemlerde sınav kaygısı ile baş etme becerisini öğrenciye kazandırmak önemlidir.YÖRET Vakfı bu amaçla bir program düzenliyor. Programda, kaygı nedir?, sınav kaygısı ve nedenleri, kaygı ile başetme becerileri, sınav kaygısı ölçümü ve değerlendirmesi,  psikolojik danışmanlar kaygılı öğrencilere nasıl yardımcı olabilir? gibi sorulara cevap aranıyor. Programa, psikolojik danışmanlık ve rehberlik alanında çalışan meslek elemanları davetli. Katılmak isteyenlerin 10 Ocak 2007 Çarşamba gününe kadar YÖRET Vakfı nı arayarak kayıt yaptırmaları gerekiyor. YÖRET Vakfı: www.yoret.org.tr - Tel: (212) 219 28 67 - 246 76 47Yirmibir günde bir tasavvur"Yazdık. Yazmamızın nedenini sormadık. Derdimizi de paylaşmak değildi yaptığımız. İmrenilecek örneklerimiz vardı. İmrenilecek derecede okumadan, yazmaya başladık. Zaman harcadık. mekan harcadık. Noktalama işaretlerini her zaman kullandık. Hayatımızda da değer verdik noktalamalara. Durmasını ve kalkmasını öğrenmeliydik. Kararımız çok değişti. Zor dedik yazma isine. Bıraktık, bırakamadık sonra. Okumamız bitti sanki. Ve yazmaya cüret ettik yeniden. Dedik her insan kendince tasavvur etmeli o zaman. Ve o kadar tasavvur ettik sonraları. Ve yazmaya da başladık. Tasavvurumuz ne kadarsa o kadar yazdık. Allah yolumuzu açık ede. Yanlış düşüncelerden sakındıra. Vesselam..."Dergi formatında hazırlanan bir sitenin tanıtım metninden aktardım bu cümleleri. Site, yirmibir günde bir güncellenecek. Uğramak isterseniz www.tasavvur.org adresinde sizi bekliyor.

27 Aralık 2006 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?