Reklamı Kapat

Yalansavarlar cephede

Yalansavarlar cephede

Son zamanlarda müzakere/mütareke basın ve televizyonlarının manşetleri çocuk pornografisi, tecavüz ve cinayet haberleriyle dolup taşıyor. Bu manşetler sayesinde kimin hangi mankene ilaç vererek uyutup, sonra da tecavüz ettiğini; tecavüz sahnelerinin nasıl internet sitelerinde dolaştığını; meselenin nasıl mahkemelik olduğunu; sahnelerin internet sitelerinde görüntülenmese, muhtemelen kimsenin kimseden davacı olmaya bile niyetinin olmadığını anlıyoruz.Bu arada ortalık çocuk pornografisi görüntüleriyle dolup taşıyor. İğrendiğimiz ve içimiz kaldırmadığı için haberlerini bile izleyemediğimiz görüntüler ve hikayeler gırla gidiyor. Manşetler bir gazetede başlıyor; ayrıntılar ertesi gün bir başkasında manşet oluyor. Televizyonlar aynı iğrençlikleri ana haberlerine alıp, üzerinde uzun uzadıya yorumlar yaptırıyorlar. Utanmadan... Ve de bütün bu haber ve yorumların çocukların psikolojisini nasıl etkileyeceği konusunu hiç hesaba katmadan...Bir başka haber kaynağı da cinayetler... Gencecik insanlar üstelik kendi kuzenleri tarafından doğranıyor. Akıl alacak gibi değil... Ayrıca namus cinayetleri, yasak aşktan kaynaklanan cinayetler vs.. Hepsi de ortalığı kasıp kavuruyor. Bu haberlere bakıldığında toplumun ahlâkî değerlerinin tamamen yıkıldığı ve hiç kimseye güvenmememiz gerektiğini düşünüyoruz ilk bakışta. Belki de bütün bu konuların fütursuzca manşet yapılıp, utanmadan bütün ayrıntılarının televizyon programlarına taşınmasının gayesi de bu...Toplumu birbirine güvenmez hale getirmek. Herkesin ahlâksız olduğu veya kolaylıkla olabileceği intibaını hakim kılmak. Yani Amerikan toplumunda ve Avrupa da nasıl insanlar birbirlerine güvenmezse bizde de öyle olmalı mantığı. Oysa bizim toplumumuzun kendine has hasletleri, yardımlaşması, çocukların aileler tarafından ortaklaşa korunması, dayanışma kültürü vs. devam ediyor toplumun ana gövdesinde. Ve bütün bu basın ve televizyonlara rağmen o ana gövde yıkılmıyor; hatta belki de hem büyüyor hem de güçleniyor.Ama bu manşetleri söz konusu basın ve televizyonlar atmak zorundalar. Çünkü AB, IMF ve Amerika konusunda malzeme bitti. Attıkları yalan manşetler artık halkı kandıramıyor. 17-18 Aralık 2004 ve 3-4 Ekim 2005 tarihinde attıkları manşetler dünya yalancılık tarihinin en şahaser örnekleri olarak yerini almış durumda. Ancak bu manşetler halkı kandıramadığı için, dikkat edilirse, bu sene ne 17 Aralık milli bayramımız (!) konusunda ne de AB ye dair manşet manşetler yapamadılar. Çünkü AB işi bitti. 15 Aralık günü AB zirvesinin aldığı kararlar ve bir hafta sonra Abdullah Gül ün en az dört başlıkta müzakerelere başlanılacağı beklentisine dair söylediklerine AB tarafı adeta tokat vurur gibi kararlar aldı. Dört başlık yerine sadece bir başlıkta müzakerelere belki başlanabileceğine dair Ankara ya mektup yazdı. O başlıkta bile başlanacağının garantisi yok. IMF politikaları çöktü. IMF yoluyla Türkiye nin kurtulacağına dair yürütülen yalan kampanyasının yerini muhtemel finans kriziyle ilgili ciddi korkular ve kuşkular aldı. Piyasalar tam manasıyla diken üstünde. Amerika yı güzel göstermek için yürütülen basın ve televizyon kampanyalarının ne kadar yanlış olduğu; Amerikan askerlerinin haydut sürüleri gibi davrandığı; hareket eden her hedefe ateş açtığı; önlerine gelen kadınlara tecavüz ettiği gün gibi ortada. Ne Irak ne de Afganistan da başarılı olabileceğine dair ihtimal var. Yani Amerika yenildi Amerika nın yenilmezliği konusunda anlatılanların hükmü kalmadı. İsrail in yenilmezliği efsanelerini Hizbullah yaz içinde yırtıp çöp sepetine attı. İşte bu sebeplerden dolayı bizim basın ve televizyonlar malzeme sıkıntısı çekiyor. Acaba şimdilerde bile bile yalan haber yazmaktan dolayı bunlar hakkında tüketici hakları çerçevesinde dava açabilir miyiz? Bunları düşünmenin zamanıdır... Ama görünen o ki, mızrak çuvala sığmıyor. Yalanlar Brüksel den, Irak tan, Afganistan dan ve IMF merkezinden geri dönüyor. Kusura bakmayın bunlar bitti; varsa dağarcığınızdaki yenilerini görelim... Biz yalansavarlar olarak cephede bekliyoruz...

27 Aralık 2006 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?