Reklamı Kapat

Halil İnalcık, Tony Cliff döngüselliğinde; Arap işçi sınıfı

Halil İnalcık, Tony Cliff döngüselliğinde; Arap işçi sınıfı

Troçki kızıl ordunun başında Nazilere karşı savaşırken, hiç şüphe yok ki Troçkizm diye bir siyasi akıma öncülük edeceğini bilemezdi. Musevi asıllı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Troçki, Stalin e karşı giriştiği siyasi mücadelesini hayatıyla ödedi. Ama bugün dördüncü enternasyonal adı altında Troçki nin siyasi idealleri halen tartışılmakta ve savunulmakta. Günümüzde Troçkizm i yeniden yorumlayarak, siyasetin gündemine taşımaya çalışan isimlerin başında Tony Cliff geliyor. Troçkizm in hatırı sayılır isimlerinden biri olan Tony Cliff te Troçki gibi Musevi bir aileden geliyor. Dünya sorunlarıyla yakından ilgilenen ve Ortadoğu da yaşanan gelişmeler üzerine önemli açılımlar sunan Cliff, özellikle babasının Siyonist olmasından aldığı derslerle, Filistinlilere sahip çıkarak konuşuyor. Son yazdığı makalelerinde Filistin ve İsrail sorununun çözümü için Filistin işçi sınıfını göreve çağıran Cliff, Emperyal ve Siyonist politikanın Filistin işçi sınıfıyla yerle bir edilebileceğini savunuyor. Yaşanan sorunun devletler tarafından çözülemeyeceğini belirten Cliff ın Arap işçi sınıfına yüklediği bu misyon malesef eksik. Feodal üretim sistemini aşamayan ve henüz üretim ilişkileri açısından ileri bir aşamaya ulaşamayan Arap ülkelerinde potansiyel bir işçi sınıfından söz etmek bugün için çok mantıklı değil.Arap ülkelerin birçoğu yan sanayi bile üretemiyor, montaj sanayi olmadığı gibi uzmanlaşmış iş gücü de yok. Bu açıdan Cliff ın tezine bazı eklemler yapmak gerek. Öncelikli olarak, İsrail vatandaşlarının da bu tip bir karşı duruşa sevk edilmesi gerekir. Eğer bir işçi sınıfından bahsedilecekse Cliff, İsrail işçi sınıfından bahsedebilirdi. Eğer Filistin-İsrail arasında yaşanan sorunun çözümü illaki birilerinin sırtına yüklenecekse bu, fabrikaları olmayan, işsiz Filistinlilerin sırtına değil, daha iyi örgütlenmiş, emek- sermaye ve emperyalizm konusunda daha bilinçli olan İsrail işçi sınıfına yüklenmelidir. Ortadoğu da akan kandan nemalanan silah tüccarları durdurulacaksa bunu Musevi toplumunun yapabilmesi daha erken gözüküyor. Çünkü, bu tüccarların kim olduğu, ne yapmak istedikleri, bizzat kendilerinden oldukları için İsrail  işçi sınıfı ve muhalif kesimler tarafından daha iyi biliniyor.Cliff ın yazdıklarında Alman sermayedarların, Nazileri desteklemesine gerekçe olarak, Alman işçi sınıfının yükselişinden duydukları endişeyi gösterir. Haklıdır Cliff, Alman sermayedarlar işçi sınıfının yükselişini sübvanse etmek için Nazileri desteklemişlerdir. Fakat bu sermayedarların büyük çoğunluğu yine Musevidir. Ne kadar makus bir talih, maddi kazanımlarını kaybetmek istemeyen bir çok Musevi doğrudan ya da dolaylı olarak nelere sebep oldu. Aynı durum bugün de geçerli; silah sanayiini elinde bulunduran bu tefeci sınıf, başta kendi coğrafyasını olmak üzere, dünyayı kana buluyor. Bu anlayış dün olduğu gibi bugün de dünyayı bir felakete sürüklüyor. Bunun farkındalar mı, değiller. Tıpkı dün olmadığı gibi?Biz bunun farkında mıyız ? Evet. Çünkü önümüzde Osmanlı gerçeği var. Halil İnalcık, bunu çok güzel anlatıyor. Osmanlı devlet geleneğinin Ortadoğu yönetim biçimiyle nasıl benzeştiğini, Osmanlı nın uluslararası ticarete nasıl şekil verdiğini önemli verilerle ortaya koyuyor. Bu maalesef tam anlaşılmadı. İnalcık Hoca nın İngilizce  yazdığı, kitaplar Arnavutça Romence, Arapça ya çevrildi.* Bence çok yerinde bir davranış. Osmanlı mantığını biraz kavrasalar işler kendiliğinden yola girecek. Osmanlı tarihi deyine akla hep savaşlar geliyor. Osmanlı yı hukuksal olarak incelemeliyiz, ekonomik olarak sunduklarını anlamalıyız, bunlar öyle basit şeyler değil. Osmanlı, resmi tarih kitaplarıyla anlatılanlarla kavranmaz, batılıların Osmanlıyı kavraması gerektiği kadar bizde Osmanlıyı anlamaya çalışmalıyız. Osmanlı, zamanında sadece İstanbul değil, Suriye, Mısır ve Bursa da önemli ticaret merkezlerinin başında geliyordu.Bugün ticaret deyince, Finans kapital deyince, aklımıza nedense hep batı ülkeleri geliyor; artık Suriye bir kenara, İtalya dan dahi bahsedilmiyor. Nedeni çok açık. Dünya da artık ticaret yapılmıyor, Karadeniz bugün dünya ticaretinde ne kadar etkin, Akdeniz ticareti hangi ekonomik faaliyet üzerinden işliyor, belirsiz. Ama Osmanlı da muazzam bir ticari saha vardı. Bugün silah, uyuşturucu ve insan kaçakçılığı gibi illegal yöntemler ticaret olarak anılıyor. Ve bu işlerden kazanılan paralar, borsa, gayrımenkul, ve bir dizi ekonomik alanda ticari sahaya sokuluyor.Ticaret bölgesel değil uluslararası alanda Osmanlı nın yükselişi döneminde layıkıyla yapılmıştı. Osmanlı ticareti belli bir zümre için yapmamıştı, yapılan ticaretten herkes payını düşeni alıyordu. Merkezi bir yönetim olsa da ticari açıdan kazanımlar elde edildiği bölgeler aktarılıyor, Venedikli, Fransız, Musevi tüccarlar Osmanlı ticari hayatında önemli görevler ifa edebiliyordu. Bugün Osmanlının hüküm sürdüğü her yerde mutlak bir taş yapı vardır. Hatta şunu da söyleyebiliriz ki Osmanlı Anadolu dışındaki bölgelere çok daha fazla yatırım yapmış, önemsemiş ve sahip çıkmıştır. Olması gereken de budur zaten. Eğer bugün siyasi ve ekonomik sorunlara çözüm arıyorsak, Osmanlı yı iyi incelemeliyiz. Türkiye ye de gelen Nazareth Orkestrası, aslında bu kapsamda verilebilecek ender örneklerden biri. 16 yıldır Filistin müziğini dünyaya duyuran Nazareth Orkestrası, hem müzikal açıdan hem de işbirliği açısından bizlere ışık tutuyor. Orkestranın solisti Lubna Salameh, Ümmü Gülsüm ün şarkılarını tüm dünyada seslendirirken, ona Musevi, Hristiyan ve Müslüman müzisyenler eşlik ediyor. Başta Filistin müziği olmak üzere Ümmü Gülsüm ün parçaları kıtalar arasında çalınıp söyleniyor. Çok değil bundan 100-150 sene önce Ortadoğu ya bu tip bir hava hakimdi. Düşmanlıklar değil dostluklar ön plandaydı. Bunda Osmanlı bürokrasinin büyük payı vardı. Kantarın topuzu hiçbir toplumun lehine ya da aleyhine kaçmıyordu. Geçmişte atılan bu tohumların yeşermesini sağlamak herkesin elinde, bu tohumların yeşermesi için sadece birleri değil herkes su dökmeli. İstisnasız herkes.*Osmanlı imparatorluğu Klasik çağ 1300-1600, Halil İnalcık, YKY, İstanbul, 2005

28 Aralık 2006 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?