90 yıllık eziyet

90 yıllık eziyet

MUSTAFA KILIÇ/ ÖZEL DOSYA

12 yılda 5 Milli Eğitim Bakanı değiştiren Hükümet öğrencilerin geleceğini karatmaya devam ediyor. Her yıl değişen sınav sistem hem öğrencileri hem velileri çileden çıkartırken, eğitim sisteminin önündeki asıl engel olan  ve 3 Mart 1924 yılında yürürlüğe konulan Tevhid-i Tedrisat Kanunu kasıtlı olarak görmezden geliniyor. Öğrenciler hala Tevhid-i Tedrisat tornasından geçerek kendi geçmişinden ve geleneklerinden kopuk yetiştiriliyor. Son dönemlerde yasa üstüne yasa çıkaran TBMM bu konuda kılını dahi kıpırdatmıyor. 90 yıl önce tek parti zihniyetinin faaliyete soktuğu Tevhid-i Tedrisat Kanunu medreseleri yasaklarken, çocukları inancına göre eğitimden de alı koyuyor.

Medreseler  Kötüleniyor

Tevhid-i Tedrisat Kanunu?nun çıkarılmasına neden olan en önemli etken Osmanlı eğitim sisteminin ?Kemalist? zihniyetin oluşmasına engel olduğu inancıydı. Bu bakımdan özellikle ders kitaplarında sıklıkla medreseler kötülendi, medreseler eli sopalı, gerici, yobaz, şiddet yanlısı hocalar, ahırdan bozma derslikler ve dünyadan kopuk bilgilerin verildiği ucube yerler olarak gösterildi.

Öğrenciler Okutulan Kitaplardan İslam Dışlanıyor

Çıkarılan kanunla birlikte  1924?ten bu yana tüm ders kitapları Talim Terbiye Kurulu?nun onayından geçmeden yayınlanmıyor. Çocuklara okutulan ders kitaplarındaki Bu kitapların içerisinde yer alan sıkıntılı bilgileri Milli Gazete daha önce de birçok kez gündeme getirmişti. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitaplarındaki Peygamber efendimize sansürden tuttun da Türkçe kitaplarında İslam inancına göre giyinen kişilere gerici olarak lanse edilmesine kadar çok fazla karalama ve aşağılama var.

MEB?DEN TEVHİD-İ TEDRİSAT?A ÖVGÜLER

Asıl ilginç olan Milli Eğitim Bakanlığı?nın resmi sitesinde yer alan belirli gün ve hafta bölümünde Tevhid-i Tedrisat Kanununa övgülüyor. MEB?in sitesinde yer alan ifadelerde  ?Bu kanunla lâik eğitime uygun, ilk ve ortaöğretim programlan belirlendi. Eğitim hizmetleri, modern bir hâle getirildi. Bundan sonra millî ve lâik eğitimi yaygınlaştırmak için, hızla ilkokullar, ortaokullar, liseler ve yüksekokullar açıldı.?  deniliyor.

Türkiye?de Milli Eğitime Cumhuriyet dönemi boyunca tek parti ideolojisi yön vermiştir. Eğitim Kurumları resmi ideolojinin yeniden üretim merkezleri olarak kurgulanmış ve CHP?nin altı oku yasa ve yönetmeliklerle eğitimin tüm unsurlarına sirayet ettirilmiştir. Resmi ideolojinin içselleştirilmesi için eğitimin her şeyden evvel batıcı ve pozitivist bir nitelikte olması gerekiyordu. Buna zarar verecek her türlü aykırılığa asla müsaade edilmedi.  Eğitim İslam?dan hep uzaklaştırıldı. 54.Hükümet Başbakan?ı Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan ?Bir ülkenin asıl gücü topu, tankı uçağı değil; inançlı, şuurlu evlatlarıdır? diyerek pörsümüş, robotlaştıran bu eğitim sisteminin çocuklara bir faydasının olmadığına da o sözüyle dikkat çekmişti. Bunu anlamak istemeyen Hükümet ise eğitim sistemi üzerinde deneyler yaparak kendince çözüm üretmeye çalıştı.12 yılda 5 Milli Eğitim Bakanı ve neredeyse her yıl sınav sistemi değişti. Bu pörsümüş eğitim sisteminin asıl sebebi ise 90 yıl önce bugün yürürlüğe konulan ve Hükümetin görmezden geldiği Tevhid-i Tedrisat Kanununda gizli.

İki Türlü Terbiye, Bir Memlekette İki Türlü İnsan Yetiştirir

Tevhidi Tedrisat kanunu ilk kez Atatürk?ün 1 Mart 1924 tarihinde, TBMM?de yaptığı konuşma ile başladı. O gün yaptığı konuşmada, eğitim ve öğretimin birleştirilmesinin önemine vurgu yapmış sonrasında Saruhan Mebusu Vasıf Çınar ve arkadaşları, Tevhid-i Tedrisat hakkında kanun teklifini TBMM?ye sunmuştu. TBMM?ye sunulan kanunun gerekçesinde şöyle denilmişti: ? Bir devletin irfan ve maarif-i umumiye siyasetinde, milletin fikir ve his itibariyle vahdetini temin etmek için Tevhid-İ Tedrisat en doğru, en ilmi, en asri ve her terde fevaid ve muhassenatı görülmüş bir umdedir?Saltanat-ı Münderise-i Osmaniye, Tevhid-İ Tedrisata başlamak istemiş ise de buna muvaffak olamamış ve bilakis bu hususta bir ikilik bile vücuda gelmiştir. Bu ikilik, vadet-i terbiye, bir memlekette iki türlü insan yetiştirir. Bu ise vahdet-i his ve fikir ve tesanüt gayelerini külliyen muhildir. Teklif-i Kanunimizin kabulü takdirinde Türkiye Cumhuriyeti dahilinde ki bilumum irfan müessesatının merci-i yeganesi Maarif Vekaleti olacaktır??. Gerekçede yer alan ? Bir millet efradı ancak bir terbiye görebilir. İki türlü terbiye, bir memlekette iki türlü insan yetiştirir? ifadeleri tek parti zihniyetinin yetiştirmek istediği tek tipçi eğitimin tohumlarının nasıl atıldığını gösteriyordu. Kanun uygulanışı itibariyle devlet denetimi dışında eğitim veren tüm öğretim kurumlarının  (medreseler gibi) varlığını son verdiği gibi din eğitimi devletin tekeline alınmış ve vakıflarda devletin tasarrufuna verilmişti. Böylece çocuklarının hafız ya da alim olmasını isteyenler bundan sonra tabiri caizse merdiven altı medreselerde devletten gizli eğitim almaları zorunda bırakılacaktı. Bu yasayla devletin asli unsurları olan Müslümanlar kendi öz vatanında birer parya olması hedeflendi.

Çıkarılan Kanun Maddeleri

3 Mart 1924 tarihinde mecliste kabul edilen Tevhid-i Tedrisat kanununun maddeleri şöyle; ?

Madde 1 ? Türkiye dahilindeki bütün müessesatı ilmiye ve tedrisiye Maarif Vekaletine devir ve raptedilmiştir.

Madde 2- Şer?iye ve Evkaf Vekaleti veyahut hususi vakıflar tarafından idare olunan bilcümle medrese ve mektepler Maarif Vekaletine devir ve raptedilmiştir.

Madde 3- Şer?iye ve Evkaf Vekaleti bütçesinde mekatip ve medarise tahsis olunan mebaliğ Maarif bütçesine nakledilecektir.

Madde 4- Maarif Vekaleti yüksek diniyat mütehassısları yetiştirmek üzere Darülfünunda bir İlahiyat Fakültesi tesis ve imamet ve hitabet gibi hidematı diniyenin ifası vazifesiyle mükellef memurların yetişmesi için de aynı mektepler küşat edilecektir.

Madde 5- Bu kanun neşri tarihinden itibaren terbiye ve tedrisat umumiye ( Talim ve Terbiye Kurulu) ile müştegil olup şimdiye kadar Müdafaii Milliyeye merbut olan askeri rüşti ve idadilerle Sıhhıye Vekaletine merbut olan darüleytamlar, bütçeleri ve heyeti talimiyeleri ile beraber Maarif Vekaletine raptolunmuştur. Nezkur rüşti ve idadilerde bulunan heyeti talimiyelerin ciheti irtibatları katiyen ait olduğu Vekaletler arasında tahvil ve tanzim edilecek ve o zamana kadar muhafaza edecektir.

Madde 6- İş bu kanun tarihi neşrinden muteberdir.

Madde 7- işbu kanunun icrayı ahkâmına İcra Vekilleri Heyeti memurdur.?

Bu maddelerin uygulamaya geçmesiyle medreseler İslam ilmi öğreten bir kurum iken yasaklı, vebalı bir kurum gibi gösterilmeye başlandı. Müslüman halka tek tek zorbalıklar uygulanmaya başladı. Din adamları asılmaya ?yeni neslin ise ?laik? eğitimin verdiği hezeyanla kendi dini geleneklere düşman bir şekilde yetiştirildi.

Kitaplarda Medreseler  Kötülendi

Tevhid-i Tedrisat Kanunu?nun çıkarılmasına neden olan en önemli neden kuşkusuz Osmanlı eğitim sisteminin Kemalist zihniyetin oluşmasına engel olduğu inancıydı. Bu bakımdan özellikle ders kitaplarında sıklıkla medreselerin kötülendi, medrese denildiğinde eli sopalı, gerici, yobaz, şiddet yanlısı hocalar, ahırdan bozma derslikler ve dünyadan kopuk bilgilerin verildiği ucube bir sistem olarak gösterildi. 1924?ten bu yana tüm ders kitapları Talim Terbiye Kurulu?nun onayından geçmeden yayınlanmaması bu bakışının hala devam ettiğini gösteriyor. Bu kitapların içerisinde yer alan sıkıntılı bilgileri Milli Gazete daha önce de birçok kez gündeme getirmişti. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitaplarındaki Peygamber efendimize sansürden tuttun da Türkçe kitaplarında İslam inancına göre giyinen kişilere gerici olarak lanse edilmesine kadar çok fazla karalama ve aşağılama var.

Meb Medreselerin Kaldırılmasını Haklı Görüyor

Bu zihniyetin değiştirilmesi gerekirken hala Milli Eğitim Bakanlığı?nın resmi sitesinde yer alan belirli gün ve hafta bölümünde Tevhid-i Tedrisat Kanunun övülüyor. İşte Milli Eğitim Bakanlığı?nın resmi sitesinde Tevhid-i Tedrisat Kanuna dizilen övgüler; ? Daha Kurtuluş Savaşı yıllarında Mustafa Kemal, eğitim konusunda da çalışmalara başlamıştı. 16 Temmuz 1921‘de yaptığı bir konuşmada millî kültürün önemi ve gerekliliğinden bahsederek, eğitim ve kültür konusundaki bölünmüşlüğün kaldırılmasını savundu. Osmanlı Devleti‘nde var olan, mektep-medrese ayrımının kaldırılacağını söyledi. Eğitimin yaygınlaştırılarak bilgisizliğin yok edilmesi gerektiğini vurguladı. Büyük zaferden sonra çağdaş bir eğitim sisteminin kurulması için düşündüklerini uygulamaya koydu. Bu amaçla Türkiye Büyük Millet Meclisi‘nde 3 Mart 1924‘te Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu kabul edildi. Bu kanunla, medreseler kaldırıldı ve Türkiye Cumhuriyeti sınırlan içindeki bütün okullar, Millî Eğitim Bakanlığı‘na bağlandı. Böylece eğitim kurumlarının bir çatı altında toplanması ve eğitimin millî bir nitelik kazanması sağlandı.    Bu kanunla lâik eğitime uygun, ilk ve ortaöğretim programlan belirlendi. Eğitim hizmetleri, modern bir hâle getirildi. Bundan sonra millî ve lâik eğitimi yaygınlaştırmak için, hızla ilkokullar, ortaokullar, liseler ve yüksekokullar açıldı.?  Bu ibareden de anlaşılacağı gibi amaç bilimsel bir eğitim sistemi değil tamamen köklerinden kopuk İslam dininden uzak bir eğitim sistemi inşa etmek.

Medrese Hocaları Aşağılanıyor

Tevhidi Tedrisat Kanunuyla yeni eğitim sisteminin İslam?ın nasıl aşağılandığını ve çocuklara İslami eğitim kötü olduğunu empoze ettiğine dönemin dergi ve yayın organlarında görmek mümkün. Türk Çocuğunun Dergisi?nin 210. sayısının 11. Sayfasında ?Çocuklar Cumhuriyetinizin Kıymetini Bilin? başlıklı okuma parçasında skandal ifadeler yer alıyor. Dergide yer alan  ? Çocuklar, Cumhuriyetinizin Kıymetini Bilin? başlıklı  okuma parçasında bir resim konulmuş. Resimde başı fesli, ağzında köpükler saçan, sakallı, elinde sopası gayet çirkin iki insan ve aralarında eline de Arapça yazılar yer alan masum bir çocuk yer alıyor. Sırf Osmanlı dönemindeki eğitim sistemini (Medrese eğitimini) aşağılamak ve kötülemek için bu aslı astarı olmayan kara propagandalarla temiz zihinleri bulandırdıkları görülüyor. Bu kirli propagandanın sonucunda ise kendi köklerine, aslına düşman bir nesil yetiştirme amacının olduğunu açıkça görmek mümkün. Resmin hemen altında da şu ifadelere yer verilmiş ?? Padişahlık devrinde (vatan, millet, hürriyet) gibi kelimeleri kullanmak kimsenin haddi değildi. Çünkü bu kelimeleri kullananlar padişah aleyhinde milleti ayaklandıracak, hürriyet fikri aşılacak sanılırdı ve bu insanlar zindanlara atılır, sürgünlere gönderilirdi. Hatta bunların manasını bilmeyen ve bilmeden kullanan çocukların bile dayaktan halleri berbat olur, ailelerin başına olmadık işler açılırdı! İşte bu resimde bir çocuk kağıda bu kelimelerden yazmış mubassır yakalamış mektep müdürünün huzuruna sürüklüyor bir taraftan da sorgu yapılıyor neticede mektepten kovularak yahut bin bir tövbe ettirilecek! Belki mubassırın da bunu yakaladığı için maaşı arttırılacak!? İslami eğitim çocuklara bir işkence gibi lanse edilmiş.

Benim Dinim Milliyetimdir

Tek parti döneminde Tevhid-i Tedrisat Kanunu yürürlüğe girmesinden bir süre sonra 25 Ekim 1926?da Samsun Milletvekili Ruşeni Barkur?un oldukça rağbet gören Atatürk?e sunduğu ve beğenisini kazandığı  ?Din yok Milliyet Var? isimli 247 sayfalık kitabındaki ifadeler tam bir rezalet. Kitabın 217. sayfasında ? Benim dinim benim milliyetimdir? Bizim kutsal kitabımız, bilgiyi esirgeyen, varlığı taşıyan, mutluluğu kucaklayan, Türklüğü yükselten ve bütün Türkleri birleştiren ulusalcılığımızdır. Ulusunu seven, ulusunu yükselten ve ulusuna dayanan insan, her zaman güçlü, her zaman namuslu ve her zaman onurlu bir insandır? şeklindeki sapkın ifadelere yer veriliyor.

03 Mar 2014 - 08:00 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?