"Mümin, elinden, dilinden ve sair azalarından diğer müminlerin emin olduğu kimsedir" buyurur Peygamberimiz. Kardeşlerin birbirleri hakkındaki tutumlarını, en ince ayrıntısına kadar bütün ashabına öğreten Allah Resulü, bu yönüyle ideal bir toplumun nasıl işleyeceğini de göstermiş olmaktadır. İşte, sahabe hayatlarından, kardeşlerimize karşı tutumumuzun nasıl olacağı sorusunun cevabı...
Müslüman‘a küfretmek
Hz. Aişe validemiz şöyle rivayet etmiştir: Bir kişi gelip Peygamber‘in huzurunda oturdu ve "Benim kölelerim vardır. Bana yalan söylüyorlar, hainlik yapıyorlar, isyan ediyorlar. Ben de onlara küfrediyorum, onları dövüyorum! Durumumuz ne olacaktır?" dedi.
Hz. Peygamber: "Kıyamet günü geldiğinde, onların sana yapmış oldukları hainlikler, isyanlar, yalanlar; bir de senin onlara tatbik ettiğin cezalar getirilecektir. Eğer senin onlara tatbik ettiğin cezalar onların günahları miktarınca olursa, bu, baş başa kalmaktır. Ne senin lehinde, ne de aleyhindedir. Eğer fazla ise fazlanın cezası senden alınacak, onlara verilecektir" buyurdu. Bunun üzerine adam bir kenara çekildi, bağırarak ağladı.
Hz. Peygamber ona: "Sen Enbiya: 21/47 ayetini okumuyor musun?" dedi. Adam:
"Ey Allah‘ın Rasûlü! Ben kendim ve bunlar için onlardan ayrılmaktan daha hayırlısını görmüyorum" dedi ve "Seni şahit tutuyorum, artık onların hepsi de hürdürler!" diye ilave etti. [Tirmizi]
Müslüman‘ı gücendirmek
Ebu Süfyan, Sahabeden Selman, Suheyb ve Bilal‘ın yanından geçti. Bir kaç kişi daha vardı. "Allah‘ın kılıçları, Allah‘ın düşmanının boynuna bir türlü isabet etmedi!" dediler.
O sırada oradan geçen Ebu Bekir: "Siz Kureyş‘in ihtiyarı, önderi olan bir kişi için mi bunu söylüyorsunuz?" dedi. Daha sonra Hz. Peygamber (sav)‘a geldi ve durumu anlattı. Hz. Peygamber "Ey Ebabekir! İnşaallah onları öfkelendirmemişsin. Eğer onları öfkelendirmişsen Rabbini öfkelendirmiş olursun" buyurdu.
Hz. Peygamber‘in bu sözü üzerine Ebu Bekir onlara gelerek: "Ey kardeşlerim! Sizi öfkelendirdim mi?" dedi. Onlar da: "Hayır, Allah senden razı olsun ey kardeşimiz!" dediler. [Müslim]
Müslüman‘ın arkasından konuşmak!
Biz Rasûlullahın yanında bulunuyorduk. Bir kişi kalktı. Gittikten sonra sahabeler
"Ey Allah‘ın Rasûlü! Amma da aciz bir kimsedir o!" dediler. Hz. Peygamber: "Siz arkadaşınızı gıybet ettiniz. Onun etini yediniz" dedi. [Tabarani]
Hz. Peygamber‘e: "Ey Allah‘ın Rasûlü, Bizim söylediğimiz vasıf, o adamda vardır!" dediler. Hz. Peygamber: "Eğer sizin söyledikleriniz onda yoksa o zaman kendisine iftira etmiş olursunuz" buyurdu. [Tabarani]
"Sen kardeşinin etini yedin"
İbn Mes‘ud şöyle anlatıyor: Bir gün Hz. Peygamber‘in yanında oturuyorduk. Oradakilerden biri yanımızdan ayrıldı. Daha sonra bir kişi ayrılan aleyhinde bir şeyler söyledi. Bunun üzerine Hz. Peygamber o kişiye: "Ondan helallik dile ve tevbe et" dedi.
O da: "Ne yaptım ki helallik dileyip tevbe edeyim" dedi. Hz. Peygamber: "Sen kardeşinin etini yedin" buyurdular. [Tabarani]
Hz. Peygamber, arkadaşının gıybetini yapan bir kişiye: "Dişlerinin arasını kürdanla temizle!" buyurdular. Bunun üzerine adam da: "Ey Allah‘ın Rasûlü! Ben et falan yemedim ki dişlerimin arasını temizleyeyim" dedi. [Heysemi]
"Onlardan biri olmadıkça fasıkları tanıyamazsın"
Muaviye, Ebu‘d-Derdâ‘ya: "Bana Dımaşk‘ın fasıklarının isimlerini bildir" diye bir mektup yazdı. Ebu‘d-Derdâ da cevap olarak: "Benim bu gibi insanlarla ne ilgim olabilir? Onları nereden bilebilirim?" dedi. Oğlu Bilal ise: "Ben onların isimlerini biliyorum" diyerek bazı isimler yazdı ve bunları babasına gösterdi.
Ebu‘d-Derdâ ise: "Bu adamların fâsık olduklarını nereden bildin. Onların fasık olduklarını ancak onlardan birisi olmak suretiyle bilmiş olabilirsin. O halde en başa kendi ismini yaz" dedi. Bunun üzerine oğlu Bilal bu isimleri Muaviye‘ye göndermedi. [Buhari]
Yöneticiye aksettirilen ceza uygulanmalı
İslam‘da uygulanan ilk ceza hırsızlık yapan bir kişiye verilen el kesme cezası olmuştu. Hırsızlık yapan kişiyi yakalayarak Hz. Peygamber‘in huzuruna getirdiler ve aleyhinde de şahitlik ettiler. Hz. Peygamber de yasalar gereği onun elinin kesilmesini emretti. Adamın eli kesildikten sonra sahabeler Hz. Peygamber‘in mübarek yüzünün sapsarı kesilmiş olduğunu gördüler. Bu durum üzerine Hz. Peygamber‘e sordular: Ey Allah‘ın Rasûlü! Onun elinin kesilmesi galiba size çok ağır geldi" dediler. Hz. Peygamber de: "Nasıl ağır gelmesin ki; siz, kardeşinizin aleyhinde şeytana yardımcı oldunuz!" buyurdu. "Ey Allah‘ın Rasûlü! Onu bıraksan olmaz mıydı?" dediler. Hz. Peygamber buna şöyle cevap verdiler: "Peki siz niçin onu, bana getirmeden önce bağışlayıp serbest bırakmadınız? İmamın (devlet başkanının), kendisine aksettirilen suçlarda ceza tatbik etmemesi uygun düşmez." [Kenz, Hayatüs-Sahabe, M. Yusuf Kandehlevi]




