ESAM Kocaeli Şubesi, "Kentleşme" konusundan sonra belirlediği ikinci çalışma alanı olan "Dünyevileşme" konu merkezli faaliyetlerini sürdürüyor. Dünyevileşme Söyleşilerinden sonra geçtiğimiz günlerde Dünyevileşme konulu dergilerinin ikinci sayısını kamuoyuyla buluşturan ESAM Kocaeli Şubesi, son olarak büyük bir panel organize etti.
Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) Kocaeli Şubesi, "Kentleşme" konusundan sonra belirlediği ikinci çalışma alanı olan "Dünyevileşme" konu merkezli faaliyetlerini sürdürüyor. Dünyevileşme Söyleşilerinden sonra geçtiğimiz günlerde Dünyevileşme konulu dergilerinin ikinci sayısını kamuoyuyla buluşturan ESAM Kocaeli Şubesi, son olarak büyük bir panel organize etti. Konuyla ilgili 4 uzman ismi Kocaeli‘ye getiren ESAM, içerik ve katılım açısından doyurucu ve başarılı bir programa imza attı. Kur‘an-ı Kerim okunmasıyla başlayan Paneli ESAM Kocaeli Şube Başkanı Salim Tekoğul yönetti. İlgiyle takip edilen panelin ilk bölümünde konuyu kavramsal değerlendiren panelistler, ikinci bölümde çözüm odaklı fikirlerini ortaya koydular. Son bölümde ise dinleyicilerin yazılı sorularını cevaplandırdılar.
İslam‘ın Hak ve Batıl tasnifi...
Gazetemizin yazarı Dr. Ebubekir Sifil, Sekülerlikle Modernizm arasında vazgeçilmez bir bağın olduğunu belirterek, "İslam‘ın dinleri sınıflama biçiminden yani Hak ve Batıl tasnifinden uzaklaşırsanız sizde başka dinlere karşı nötrleşme emareleri belirir. Kapsayıcı vs. gibi kategorilere İslami olmayan ayrımlara gitmenin doğal sonucu Hıristiyanları ve Yahudileri de cennete doldurmaktır. Dinin bireysel hayata indirgenmesi, ambalaja ve kaportaya önem verilmesi arızi hallerimizdendir" şeklinde konuştu.
Mağluplar, Galipleri taklit ederler
İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tahsin Görgün konuşmasında, Dünyevileşmenin çok önemli bir konu olduğunu, bu anlamda bu konunun çalışma konusu yapılmasını tebrike şayan bulduğunu dile getirdi. Görgün söylerine şöyle devam etti: "İbn-i Haldun der ki; ‘Mağluplar, galipleri taklit ederler‘ Bu anlamda Modern kurgu seküler bakışa yol açmıştır. Modernleşme batının o kendini üstün ve özel görme hastalığı olan, "Varoluşsal Üstünlük" zehabının bir yansıması olarak dünyayı etkilemektedir."
İlahiyatçılar, dinin dilini kullanmıyorlar
Zaman Gazetesi Yazarı Ali Bulaç, Dünyevileşmeyi İslam ve Sekülerleşme bağlamında değerlendirdi. Laiklik ile sekülerleşme arasında fark olduğunu, seküler bakışın din dışı olmakla açıklanabileceğini, dini, kutsalı, Allah‘ı hayatın dışına çıkarmak anlamına geldiğini vurgulayan Bulaç "Seküler bakış için bizim ilahiyatçıların halleri çok güzel örnektir. İlahiyatçılarımız konuşurken dinin dilini kullanmıyorlar. Seküler bir dilleri var. Ulema profilini hakir görürler, aydın, uzman ve bilim adamı olduklarını lanse etmeyi severler."
Modernizm, Sünnetten uzaklaşmaktır
Prof. Dr. Bedri Gencer ise, Sekülerizmin modern dünya görüşünün bir vasfı olduğunu, söyledi. Modernizmin İslam‘daki karşılığının "bidat" olduğunu söyleyen Gencer, "Modernleşme sürecinin hızlandırılmasının en önemli kanıtı, Fıkhi çözümleri ele alan 80 li yıllardaki ortaya koyan eserlerdir. Modernleşmeyi sünnetten uzaklaşma şeklinde açıklamak gerekir. İslam‘ı yaşamak gerek sözü çok soyuttur. Sünneti yaşamaya kendimizi adamalıyız. Sünnetlerden soyutlanan hayatımız büyük yanlışlara düşmeye ve dünyevileşmeye mahkumdur" dedi.



