Millî Görüş Lideri Erbakan‘ın ardından yazılanlar

Millî Görüş Lideri Erbakan‘ın ardından yazılanlar

Türkiye ‘milli‘ bir ‘değerini‘ kaybetti!

Sevgili dostlar, Erbakan "küresel-yerel" yerleşik düzene karşı her zaman karşı durmuş, bu düzenin medyası tarafından her zaman karalanmış, onlarla anlaşmayı asla seçmemiş, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı‘ndan başlayarak 28 Şubat süreci öncesinde "finansal düzene" çomak sokması dahil birçok "ülke yararına eyleme" imza atmış bir isimdi...

Sonuç: Erbakan‘ı "irtica" yaftası ile yaşatanlar ile bu ülkeyi soyanlar" aynı yerleşik düzenin bileşenleri"! Türk halkı bir gün ne olduğunu, neler yapıldığını ve kimlerin küresel efendileriyle birlikte kanımızı emdiğini çok iyi anlayacak. Erbakan, bu yolda "bildiği gibi" bir mücadele verdi, Allah rahmet eylesin...

Necmettin Erbakan

Necmettin Erbakan‘ın siyasî hayatımızdaki yeri, rolü ve lideri olduğu hareket konusunda şimdiye kadar ciddî bir araştırma maalesef yapılmadı... Necmettin Erbakan‘in önemi, işte 1923 sonrası resmî düşünce sisteminin ve o sistemin uygulamalarının muhalifleri arasında yetişmiş ve zamanla iktidara gelebilmiş ilk kişi olmasıdır. Osman Yüksel Serdengeçti yahut Necip Fazıl gibi ezelî muhaliflerin susturulduğu veya başka yollarla memnun edilerek seslerini yükseltmelerinin önüne geçildiği devir, Necmettin Erbakan‘in ikbal merdivenlerinde yavaş yavaş yükselmeye başladığı günlerdir. Adım adım, dikkatle ve taviz vermeden attığı adımlar Erbakan‘ı zamanla merdivenin en yüksek basamağına, yani başbakanlığa kadar yükseltmiştir. Dün vefat eden Necmettin Erbakan‘ın siyasî hayatımızdaki asıl önemi, işte bu "ilk" oluşudur... Siyaset dünyamız sözleriyle, hareketleriyle ve düşünceleriyle kendine mahsus, apayrı ve rengârenk bir unsur olan Erbakan‘ın ardından maalesef biraz daha kuru ve tatsız olacak.

Çınar

Dile kolay; Bir askeri müdahale (12 Mart 1971), bir darbe (12 Eylül 1980), bir post-modern darbe (28 Şubat 1997) yaşamış ve çilelerini çekmiş bir Lider‘e veda ediyoruz. Üç koalisyonda (CHP-MSP, MC-1 ve MC-2) Başbakan Yardımcılığı, bir hükümette (RP-DYP) Başbakanlık yapmış bir "Siyaset Çınarı" nı uğurluyoruz... 37, 39 ve 41‘inci hükümetlerin Başbakan Yardımcısı ve 54‘üncü hükümetin Başbakanı Erbakan‘ı saygıyla ve Türkiye‘ye hizmetleri için teşekkürlerimizle uğurluyoruz. Ruhu şad olsun.

Siyasal İslam gerçeğini kabul ettirdi...

Necmettin Erbakan "Siyasal İslam" gerçeğini Türk çok partili demokrasisine kabul ettiren çok önemli bir siyasetçidir. Sosyo-politik gerçeklerin görmezden gelindiği veya bastırıldığı ülkelerdeki patlamaları yine izlemekteyiz. Erbakan‘ın "Milli Görüş"ünün siyasal partiler içinde seçmenin tercihine sunulabilmesi sayesinde, Türkiye‘de bu eğilim sokak ayaklanmaları yoluyla değil, parlamentoda temsil edilerek varlığını sürdürdü. Bu gerçeği hafife alan ve yok etmeyi amaçlayan 28 Şubat post-modern darbesinin mimarlarının ve kalfalarının sonunda içine düştükleri durum, siyasette gerçekçiliğin ne kadar önemli olduğunun kanıtıdır...

Ağaçlar ayakta ölür

Sağlık sorunları vardı... Ayağa kalkmakta zorlanıyordu... Ama "şaka ile karışık" kendisine takılmıştık: - Hocam, kafanız maşallah, Zenith gibi... İyi çalışıyor.  "Bıyık altından" gülerek yanıt vermişti: - Çalışmamız lazım... Malum... 12 Haziran yaklaşıyor... İktidara geliyoruz. İnsan hayal ettiği müddetçe yaşar. Hoca parti kurdu (Milli Nizam), çıtayı yüksek tuttu: - İktidar olacağım. Milli Nizam "kapatıldı", sonra Milli Selamet‘i kurdu. İddia "aynı iddia."  "İddiası" yıllar sonra Hoca‘yı "Başbakanlığa kadar taşıdı.".. Türk siyaseti bir "karizmasını" kaybetti. Allah rahmet eylesin...

Türkiye‘nin kaderini değiştiren Hoca!

Gerek dünyaya bakış, gerek hayatı yaşayış açısından Erbakan‘la çok farklıyız. Fakat ben kendisini oldum olası sevmiş ve takdir etmişimdir. Bunun ele aldığı konu ve kişilerle özdeşleşmek, yani "mesleki deformasyon"la bir ilgisi yok. Yakın çevremi öteden beri şaşırtan Erbakan‘a yönelik muhabbetimi uzun uzun anlatmaya çalışacak değilim. Onun 50 yıla yaklaşan siyasi macerası, bu süreçte maruz kaldığı adaletsizlikler ve zulümler, bütün bunlara rağmen, sanki hiçbir şey olmamış gibi, üstünü silkeleyip ayağa kalkması ve kaldığı yerden devam etmesi ve asla boyun eğmemesi için ne söylenebilir ki!..

İnna lillah ve inna ileyhi raciun

Dile kolay, son 50 yılda Türkiye‘nin yakın tarihinde nereye bakarsanız bakın onun ve arkadaşlarının mücadelesinin izlerini göreceksiniz. Bugün onun talebeleri iktidarda.. O artık aramızda değil. Her canlı ölecektir. Onun da dünya sürgünü bitti. Şimdi çocukları, arkadaşları, onun maddi ve manevi mirasını, arkasında bıraktığı kurumları, çileli bir ömrün mirasını nereye ve nasıl taşıyacaklar göreceğiz. Erbakan‘ın mirasına sahip olmak ve onun hakkını vermek kolay bir iş olmasa gerek...

Erbakan‘ın misyonu

Hemen söylemeliyiz ki, Erbakan herhangi bir siyasetçi değil, bir misyon adamıydı... Neydi bu misyon; Erbakan Türk siyasetinde neyin öncüsüydü? Erbakan, 70‘li yılların başında politikaya atıldığı andan itibaren, Türkiye‘de İslami duyarlılığa sahip olan, rejimin yaptığı laiklik tanımından şikâyetçi olan, İslami yaşam tarzının toplumsal hayatta görünmez hale getirilmesine ve siyasette "gayrimeşru" görülmesine itirazı olan kitlelerin temsilciliğini yaptı. Bu kitlelerin talep ve hatta isyanlarını vesayetçi rejimin bütün engellemelerine rağmen siyaset alanına taşımaya, parlamentoda temsilini sağlamaya çalıştı. Bu yüzden de yarım asırlık siyaset hayatı uzun ve zorlu bir engelli koşu oldu. Partisinin defalarca kapatılmasına, uğradığı sayısız soruşturmaya, bitmek tükenmek bilmeyen davalara, çarptırıldığı hapis cezalarına, siyaset yasaklarına rağmen bu misyonundan vazgeçmedi...

"Savunan Adam"a rahmet

Evet, "Savunan Adam" Necmettin Erbakan‘ın siyasi misyonunu tanımlama açısından anahtar bir ifade olarak nitelenebilir.  Türkiye, özellikle Din-Devlet-Toplum ilişkisi alanında yoğunlaşmak üzere, sistem sancısı yaşayan bir ülkedir.  Erbakan Hoca, toplumun dindar kimliğini siyasi bir bilince ve güce dönüştürmek üzere devreye giren ve bu noktada hem kendi ekseninde oluşturduğu güçle hem, sağı-solu etkilemesiyle çok özel bir simadır.  Bu etkiye, bir de onun mektebinde yetişmiş siyasi kadroların ulaştığı etkinlikle baktığınız takdirde, Erbakan, ayrı bir "Hocalık" vasfını hak ediyor...

Bir öncü Rabbine yürüdü

Erbakan, her şeyden önce, Türk siyasetinde bir milattı; bir öncüydü: Türkiye‘de, bütün izleri hayattan silinen İslâm‘ı yeniden Türkiye‘nin en temel görünür öznesi hâline getirmiş; Türkiye‘deki İslâmî siyasî bilincin kitleselleşmesinde öncü bir rol oynamıştı.  Bu açıdan, Türkiye‘de, bir "Erbakan‘dan Önce" ve "Erbakan‘dan sonra" sürecinin varlığına dikkat çekmek gerekir: Erbakan, geliştirdiği İslâmî söylemle, hem ülke için/de imza attığı, hem de küre ölçekli boyutları ve vaatleri olan projelerle yalnızca Türkiye‘nin siyasî ve sosyal anlam haritalarının yeniden şekillenmesinde değil, dünyanın stratejik, politik ve ekonomik haritalarının potansiyel olarak yeniden çizilmesinde de öncü projelere imza atmış bir liderdi...

28 Şubat‘ın ölümü ve Erbakan

Erbakan vefat etti, her nefis ölümü tadacaktır hükmüne ram oldu. Hazreti Mevlana‘nın dediği gibi, "Şeb-i Arus"a yani sevgiliyle buluşmaya gitti. Mekanı cennet olsun. Ama geriye dönüp baktığımızda asıl ölen kimdi acaba? Bin yıl devam edeceği söylenen ancak tüm sonuçlarıyla iflas eden 28 Şubat sizce yaşıyor mu?

Bin yıl unutulmayacak adam!..

Kuvvetin üstünlüğüne değil hakkın üstünlüğüne tastamam "inanan adam"dı ve bu uğurda mücadele etmenin (sonuç ne olursa olsun) "zafer" olduğunu biliyordu. Çünkü o "Hayat iman ve cihattır" ilkesini şiar edinmişti. İnandığı değerler hususunda tarihin en büyük devrimcileri kadar tavizsizdi. "İman"ının önündeki her engelin, her açmazın sadece ve sadece bir "imtihan" olduğuna inanıyordu. Bu "imtihanı" geçmek için mücadele ettiği için de gittiği her yerde "Mücahit Erbakan" sloganları arasında karşılanıyordu. En olumsuz, hatta "imkansız" koşullarda dahi asla "yeise" düşmez, azminde zerre miskali tavsama olmazdı...  Filistinlilerin lideri Halid Meşal bir defasında şöyle demişti: "Erbakan bizim için çok önemlidir. Siyonizm‘i ümmete anlatan çağımızın Abdulhamit‘idir o. Filistin davasına en çok o sahip çıktı. Dünya Müslümanları Siyonizm‘i ondan öğrendi..."  Erbakan, "karanlık oda rejimi" adını verdiği "vesayet rejimi"nin ağalarına Türkiye‘nin er ya da geç demokratikleşeceğini söylüyordu...

Savunan Adam‘ın son yolculuğu

Necmettin Erbakan Türk siyasi tarihinin kuşkusuz en ilginç, en velud, en yaratıcı şahsiyetlerindendi. Bugün Türkiye‘nin siyasi hayatına yeni bir istikamet kazandıran siyasetçi veya entelektüel simaların hepsinin yetişmesinde belirleyici bir isimdi. Ölümü onun bu kabil amellerinden oluşan sadaka-i cariyelerinin bir anda günyüzüne çıkmasını sağlayacak ve şahitlikleri onun için bir kıymet ifade edenlerin şahitliği vaki olacaktır: Salihlerden bilirdik, hakkımızı helal ediyoruz, Allah‘tan rahmet ve mağfiret diliyoruz.

Erbakan‘dan sonra Türk siyaseti

Şöyle bir düşünüyorum da... Erbakan, ‘özgün bir kişilik, renkli bir siyasetçi‘ portresi. Çok değişik bir hitabet yeteneği ve espri anlayışına sahip.  Bir zamanlar çok eleştirilmiş, hafiften alaya alınmış ‘ağır sanayi hamlesi‘... Aslında büyük bir vizyon sahibi olduğunun kanıtı. Kalkınmacı hem de milli... Son ana dek siyasetle uğraştı. Üç-dört gün öncesinde hastane odasında partisinin yöneticileriyle toplantı yapmıştı. Böyle bir kuşak...

Mekanı cennet olsun

Telefonum çaldı. Verilen haber kısa ve özdü: Erbakan Hoca vefat etti. Prof.Necmettin Erbakan, şahsi hasletleri bir yana bırakılırsa sahici bir mücadele insanıydı. Kıvırtmayan, özü sözü bir, anti küreselleşmeci, anti Amerikan inanmış bir dava insanıydı. Bugünün Türkiye‘sinde dikey veya yatay; dört bir yana serpili, iktidarla ilintili siyasetçi, bürokrat her kim varsa yolu, bir şekilde, Erbakan‘dan geçmiştir... Bu toprağı mayalayan bir insan Hakk‘a yürüdü...

Erbakan‘ın kabına sığmayan zekâsı

Siyasal hayatımız, renkli ve ilginç bir kişisini kaybetti. Üniversite hayatında zekâsı ve sıradışı öğrenciliğiyle ilgili efsaneleri, kendinden yedi-sekiz yaş küçük olan bizim devremizdekiler de dinlemiştir. Mühendislik hayatında ve sonraki yöneticiliğinde hep uçları talep etti. Almanya ve İTÜ‘deki akademisyenliğine, yanı sıra motor fabrikası ve Odalar Birliği‘ndeki yöneticiliğine fark edilerek geldi, ses vererek ayrıldı. Kabına sığmayan bir huyu vardı: Hayalleri ve hedefleri, çevresini ve eline verilen güçleri aşıyordu...

Hapishane arkadaşım Necmettin Erbakan

Bismillahirrahmanirrahim...Bismillahirrahmanirrahim...Bismillah... Uzun boylu, iri yarı adam, hüzünlü bir yüzle koridorda volta atıyordu. Bayramdan üç gün önce tutuklanmasından bu yana sürekli abdest alıyor, namaz kılıyor, dua ediyordu.. Kalan vakitlerinde de Dil Okulu‘nun koridorlarında, bahçesinde besmele çekiyordu.  "Liderler Hapishanesi" kitabında bu cümlelerle kendisinden söz ettiğim kişi, cezaevi arkadaşım Prof. Dr. Necmettin Erbakan‘dı... Necmettin Erbakan son 50 yılımıza damgasını vurmuş önemli bir siyaset adamı ve renkliliği tartışılamayacak bir toplumsal figürdü. Teraziye koyduğumuzda Türkiye‘nin demokrasi yolculuğunda önemli bir rol oynadığını düşünüyorum. Bir hapishane arkadaşı olarak onu saygıyla anıyor ve rahmetler diliyorum...

Hoca‘nın siyasi misyonu

Tarih boyunca Türkiye‘de ya da halkı Müslüman ülkelerde elinde İslam bayrağıyla siyaset yapanların başı hiçbir zaman demokrasiyle hoş olmadı... İslam devleti tasavvurları/denemeleri şu ya da bu şekilde yanılmazlığı kabul edilen kişi veya fakih kabul edilen kişilerden oluşan grubun iradesi çevresine örülegeldi.  Tüm İslam tarihinde bunun tek bir istisnası var: Necmettin Erbakan.  Demokratik değerleri önceleyen siyasi düşünceyi benimsemiş ilk/tek kişi değildi elbette Erbakan ama demokratik kurallarla siyaset yapmayı seçip bu yolla başarıya ulaşan, açtığı yolda kurulan partinin İslam dünyasına örnek gösterildiği tek isim...

Lider olmak

Necmettin Erbakan öyle 5-10 makaleye sığacak bir sima değildir. O, bir idealistti, dava ve mücadele adamıydı, ufuk sahibiydi ve hatipti. Düşüp kalkmalarının haddi hesabı yok. Bunların hepsinin bir araya gelmesiyle de liderdi. Lider olunmaz, lider doğulur. Olağanüstü bir zekaya sahip olduğunu kendisini tanıyan herkes teslim etmekte. 22 yaşında dışarıda doktora bitirmiş olması çok şey söylüyor olsa gerek. Siyasette bir ekol oldu. Milli Görüş diye bir çığır açtı. Tek başına yola çıktı, milyonlarla buluştu...

Siyasette çığır açan adam...

Siyasette kalıcı izler bırakmak, hele hele değişik yeni çığırlar açmak herkesin harcı değildir!  Prof. Dr. Necmettin Erbakan, davasına inanmış bir kişi olarak; önüne konulan bütün engellere, örülen kalın duvarlara rağmen, Türk siyasi hayatında kalıcı ve derin izler bırakmayı başarmış nadir isimlerden biridir. Merhum Erbakan‘ın siyasi hayata adım atması da diğerlerinden çok farklı oluştur... O, "Kurulu Düzen‘e-Establishment" karşı; ciddi itirazlarla, o güne kadar kimsenin hemen hiç dillendirmediği farklı ve altını çizerek ifade edersek, aykırı görüş ve iddialarla siyasete atılmıştı. Bundan dolayı da işi hayli zordu...

Erbakan, bir çınar!

Bundan birkaç ay önce kendisiyle görüşme fırsatım oldu. Yine takım elbisesi, kravatı üzerindeydi. Her sabah, sanki o gün Başbakan olacakmış gibi hazırlanır, güne böyle başlardı. Son derece disiplinliydi. Nüktedandı, yerine göre ayağa kalkmış sinirleri yatıştırmak üzere mizah yapardı, ama ciddi bir insandı, işlerini tesadüflere bırakmazdı.Siyasi kimliği ve mücadelesi dışında o bir misyon adamıydı. Diğer hocaefendiler ve hocalar gibi bu toprakların yetiştirdiği büyük bir çınardı. Bu çınar büyük bir medeniyetin, kerim bir geleneğin, zengin bir tefekkür, bilgi ve irfan mirasının sularıyla sulanmış, bereketli topraklarda neşvü nema bulmuş kutlu bir çınar. Erbakan Hoca‘nın Türkiye siyasetini, toplumsal ve kültürel algılarını bir şekilde etkilediğinde hiç kuşku yok. Yaşadığı tecrübeden herkes istifade edecek. Güzel, yoğun ve anlamlı bir hayat yaşadı, her fani gibi süresi dolunca Rabb‘ine doğru yürüdü. Hepimiz O‘ndan geldik, O‘na döneceğiz. Allah rahmet etsin, nur içinde yatsın.

Bir örnek insan olarak Necmettin Erbakan

Her insan bir hayat sürdürür, pek azımız o hayata bir anlam katarız; Prof. Necmettin Erbakan hayatına anlam katmış o küçücük azınlıktandı. Ömrünün tamamını bir gaye uğruna vakfetmişti..  Siyasi hayatının henüz başlangıcındayken, 1969 seçimi öncesinde, İzmir‘de çıkan ‘Tekyol‘ dergisi adına kendisine yönelttiğim "Profesörlüğe kadar yükselmiş bir bilimadamıyken Odalar Birliği‘nde genel sekreter ve sonra başkan oldunuz, şimdi ise milletvekili olmak istiyorsunuz; neden?" soruma verdiği cevap zihnimde hâlâ kazılı: "Benim tek bir amacım var, Türkiye‘yi saygı duyulacak bir ülke haline getirmek..."  Dün kaybettiğimiz Prof. Necmettin Erbakan‘ın hayatının bütünü, yaklaşık 40 yıl önce bana verdiği o cevap akılda tutularak daha iyi anlaşılıyor. Ne yapmak istedi ve ne kadarını yapabildiyse, hepsini, kendisini çok aşan tek bir gaye uğruna benimsedi Necmettin Erbakan...

Erbakan‘ın bana anlattığı...

Erbakan için söyleyeceklerimi, bu yazının münderecatı içinde özetlemem mümkün değil... Cumhuriyet‘ten andaç "Yeni Türkiye"yi kuran ve "taşra"ya özgüvenini kazandıran liderlerden biriydi. Belki de, en mühimiydi. Bu ülkenin ruhuna yabancılaşmış kadrolar, özellikle "bin yıl sürmesi tasarlanmış" yıkım projesini "kurtuluş" diye dayatan 28 Şubat‘ın generalleri ve gazetecileri anlamadılar onu... Anlamak istemediler. Bu millet anlıyor...  Bereket anlıyor ve gereğini yapıyor.  Mekânı cennet olsun!

Erbakan Hoca‘ya veda

Kişiliğini oluşturan "tasavvuf ahlakı ve şuuru" Erbakan‘ın imanını ve inancını her zaman diri tuttu.  Hoca nazik olduğu kadar sabırlı ve ısrarcıydı... Hayatını inandığı davaya adadı, bu uğurda bıkmadan usanmadan yürüdü. O‘nun için dünya "Hak" ve "batıl" mücadelesinden ibaretti. Hak bildiğinin peşinden ayrılmadı, batıl gördüğüyle de mücadele etti. O yolu açmak için her türlü baskıyı ve küçümsenmeyi sineye çekti. Sonunda kazandı ve siyasi tarihe damga vuran ender liderlerden birisi olmayı başardı.  Ağır sanayi hamlesi, İslam dünyasıyla ilişkiler ve D-8 projelerinin ne kadar isabetli ve gerekli olduğu bugün daha iyi anlaşılmaktadır. Tarih, Erbakan Hoca‘yı daha sağlığında haklı çıkarmıştır.  Allah rahmet eylesin, Türkiye‘nin başı sağolsun.

Erbakan Hoca siyaset dehasıydı...

28 Şubat Darbesi iktidarını elinden almıştı.. 28 Şubat, vefatının yıl dönümü olacağı için, iktidarını elinden alanların da hiç unutulmadan "darbeciler diye" anılmasını sağlamış oldu.. Sanki şık bir ilahi intikam durumu yani!! Hiç kuşkusuz Türk siyaset tarihinin en önemli köşe taşlarındandı ve önemli bir liderdi.. Ve üniversite tezi olacak kadar müthiş bir siyasi kariyeri vardır.. Kırk senelik bir uğraşı ile yeşerttiği, kadrolarını tek tek yetiştirdiği, stratejisini belirlediği siyaseti, sistemle ters düşmesine karşın iktidara taşıyacak kadar müthiş bir siyaset dehasıydı...

28 Şub 2011 - 22:10 - Kültür-Sanat


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Tarım Kredi Kooperatifi marketi fiyatları pahalı mı?