Dünya‘da hızla gelişen dev bir ekonomiye sahip olan Çin, bu alanda bütün dikkatleri üzerine çekiyor. 1,3 milyarı aşan nüfusu, askeri gücü ve Komünizmden taviz vererek hızla dünyaya adapte olan ülke. Şangay ise bu ülkenin nüfusu 22 milyonu aşan bir şehri. Adeta bir gökdelenler kenti. Fakat, bilinenin aksine, sanki bir Amerikan şehri gibi. Diğer Çin bölgelerinden farklı yaşamıyla, karmaşık bir kültüre sahip.
Çekik gözlü insanların ülkesi Çin. 1.3 milyarı aşan nüfusuyla devasa bir insan gücü. Geniş toprakları ve yer altı zenginlikleriyle ve en önemlisi de askeri gücüyle dünyada sözü geçen büyük ülkelerden biri.
Bin yıllar öncesinde bizim de atalarımız olan Türklerle bazen savaşmışlar bazen de karşılıklı ilişkilerde bulunmuşlar. Herkesin bildiği gibi Çin Seddi yani dünyadaki bilinen adıyla Great Wall, Türklerin saldırılarından korunmak için yapılmıştır.
Dünyanın en büyük ülkelerinden biri
Çin dünyanın yüzölçümü açısından en büyük 3 ülkesinden biri. 9,6 milyon kilometrekare kadar toprağı bulunuyor. Bu dünya topraklarının yüzde 6,5‘ini oluşturuyor. Öyle ki doğuda güneş Wusuli Nehri‘nin üzerinde yükseldiği zaman batıdaki Pamir ovasında sabah daha yeni doğuyor. Başkenti Pekin, en büyük şehri ise Şangay (Shanghai).
Çin Halk Cumhuriyeti ismiyle anılan ülke komünizmle yönetiliyor ve şu anda cumhurbaşkanı olarak Hu Jintao devletin başında bulunuyor. Kişi başına yılık 7 bin 600 dolar geliri olan Çin‘in para birimi ise Yuan(Renminbi) kullanılıyor. Çin bayrağı kırmızı zeminde 5 köşeli 5 yıldızdan oluşuyor. Büyük olan yıldız komünist partiyi simgelerken, diğer dört yıldız ise dört büyük halkı temsil ediyor. 1954 yılında kurulan komünizm yönetimiyle Komünist Parti ülkenin tek hakimidir. Ülkede yasama ve yönetim 1227 üyeli ve yılda bir defa toplanan Milli Halk Kongresinin elindedir.
Kapalı ekonomiye son verildi
Uzun yıllar kapalı bir ekonomi ile yaşamaya çalışan Çin 1980‘lerin başlarında kolektif tarım uygulamasını durdurarak özel teşebbüse yeniden izin verdi. Şu anda Çin dünyanın en büyük ihracatçılarından ve rekor seviyede dış yatırım çekmektedir. Dünya Ticaret Örgütü‘ne de üye olan Çin‘in bu sayede yeni bir ekonomik devrim yaşayacağı uzmanlarca ifade ediliyor. Böylece Çin dış pazarlara daha kolay erişerek dış rekabete de açık hale gelmiş olacak. Bütün bunlara rağmen (özel sektör yatırımlarının artması) devlet hâlâ iktidardaki tekelini bireyler üzerinde sıkı bir şekilde sürdürüyor.
Çin‘in başlıca ihracat yaptığı ülkeler: ABD (% 21), Japonya(% 13), Güney Kore(% 4,6), Almanya(% 4), Hollanda(% 2,7), Singapur(% 2,2) ve Türkiye(% 2,1). İthalat da ise durum şöyle: Japonya(% 18), Tayvan(% 11,9), Güney Kore(% 10,4), ABD(% 8,2), Almanya(% 5,9), Rusya(% 3,3) ve Malezya(% 2,5)
11 şehir nüfusu 2 milyonun üzerinde
Çin‘de 666 şehir bulunuyor. Bu şehirlerin 11‘inin nüfusu 2 milyonun üzerinde, 23 şehir ise 1 ila 2 milyon arasında 44 şehir de 500 bin ile 1 milyon arasında nüfusa sahip. Çin, gelişen ekonomisinin yanında devasa bir askeri güce de sahiptir. Son yıllarda 140 milyar dolarlık bir yatırımla askeri sanayisini daha da güçlendirme yoluna gitti. ABD, Çin‘i en büyük askeri tehdit olarak gördüğünü ifade etmiştir. Çin ordunun ihtiyacı olan silahları ve araç gereçleri kendisi üretir. Özellikle tanklarıyla bilinir.
Birçok din bir arada
Çin‘de birçok dinin varlığını görüyoruz. Bunlar arasında İslam, Budizm, Taoizm, Katoliklik ve Protestanlıkla birlikte farklı etnik grupların farklı dinlere sahip olduğu da görülüyor. İslam‘ı Hunlar, Uygurlar, Kazaklar, Kırgızlar, Tatarlar, Dongksiang, Salar ve Monanlar yaşarken, Budizm ve Lamaizm ise Tibet, Moğol, Dai ve Uygurlar arasında yaygın. Hristiyanlığı Miao, Yao ve Yi‘ler, Şamanizm‘i ise Orogen, Evenki ve Daurlar benimsemiş. Han sülalesi Budizm‘e Hristiyanlığa ve Taoizm‘e inanıyorlar.
Çin yazısında 10 bine yakın karakter bulunuyor
Çin yazasının 4000 yıldan daha eski olduğu biliniyor. Çin yazısı üslubuna "hanzi" deniyor. Her karakter başlı başına bir sözcük ve anlam ifade ediyor. Birçok karakter başka bir karakterle bir araya gelerek başka bir anlama dönüşüyor. Yaklaşık 5000 yazı karakteri bulunan Çince‘nin günlük hayatta bunlardan sadece 3000 kadarı kullanımda. Üniversite mezunu bir Çinli ise 10 bin karakteri okuyabilecek seviyeye geliyor. Çince‘de lehçeler de önemli bir ayrımcılık oluşturuyor. Pekin lehçesi Putonghua(Mandarin) devlet tarafından kabul edilmiştir. Gan, Kejia, Min, Wu, Xiang ve Yue de diğer kullanılan lehçelerdendir. Çinliler, ülke toprakları çok büyük olduğu için farklı lehçeleri kullananlar birbirlerini anlamakta zorlanırlar. Bu yüzden Pekin Çincesini kullanırlar. Devlet de televizyonlarda bu lehçeyi kullandırıyor.
İpekçilik dünyaya Çin‘den yayıldı
İpek, Çin‘in en eski ekonomik ürünlerinden biridir. Bilindiği gibi ipek böceğinin yumurtaları suda kaynatıldıktan sonra kurtların çevresinde oluşan ipek iplikçikler birleştirilir ve daha sonra dokunarak kumaş haline getirilir. Çinliler binlerce yıl bu sırrı korudular. Bu yüzden o yıllarda ipek lüks bir eşya idi. M.Ö. eski Mısır‘da bulunan mumyalarda bile ipek eşyaya rastlanmıştır. Avrupayla Çin arasındaki İpek Yolu da bu yüzden çok önemliydi. Çin‘deki Xi An şehrinden başlayan bu yol Akdeniz kıyılarında sona eriyordu.
İngilizlerle Çinliler arasında afyon savaşları
1880‘lerde İngilizler Çin‘den daha çok ipek ve çay almaya çalışıyordu. Ama Çinliler artık daha fazla satmak istemiyordu. Çay milli bir içecek haline gelmişti. Hatta Çinliler, İngilizler‘in topraklarına ayak basmasını bile yasaklamıştı.
Daha sonra İngilizler, Çinlilere satmak için ilginç bir şey buldu. Hindistan‘da yetişen ve Çin‘deki bütün hastalıklar için ilaç olarak kullanılan haşhaştı bu. Haşhaş daha sonra neredeyse bütün Çinliler tarafından kullanılmaya başlandı ve ülke için bir sorun haline geldi. Bu yüzden imparator 1830 yılından İngilizler‘den haşhaş ithal edilmesini yasakladı. Ama İngilizler yasadışı bir şekilde buna devam etti. 1839 yılında Çin ordusu Guangzhou bölgesindeki bütün haşhaş depolarını tahrip etti ve böylece iki ülke arasında savaş başladı.
Çinliler I. Haşhaş Savaşı‘nı kaybetti ve 1842 yılında yapılan Nanjing Anlaşması‘yla Hong Kong Adası‘nı İngilizlere verdi. Çin, birçok limanı tekrar ticarete açmak zorunda kaldı. II. Haşhaş Savaşı‘ndan sonra ise İngilizler Kowlon Yarımadası‘nın kontrolünü de ele geçirdiler. 1898 yılında bu bölgenin 1997 yılına kadar İngiliz idaresinde kalması için anlaştılar.
Aile isimleri çok önemli
Çin‘de aile isimlerinin önemli bir yeri vardır. Bu isimler bundan 5000 yıl kadar öncelere kadar dayanır. En yaygın görülen aile isimleri Li, Zhang, Wang, Lee, Zhao, Liu, Çen‘dir. Çinliler, uluslar arası alanda batılı isimleri de kullanmaktadırlar.




