Başkent‘te gerçekleştirilen Beyaz Buluşmaya, polis kayıtlarına göre 150 bine yakın kişi katıldı. Başörtülü, başı açık, genç, yaşlı, kadın, erkek demeden mağduriyete uğramış on binlerce insan, AKP iktidarına verilen sürenin bittiğini ve artık somut adım atma zamanı geldiğini açıkça ortaya koydu. Ancak mitinge bir AKP‘li yetkili katılmadığı gibi, Başkent‘in göbeğinde toplanan on binlerin masum talebi görmezden gelindi.
Gündemine başörtüsünü almak istemeyen Erdoğan, Kızılcahamam‘da milletvekilleriyle yaptığı bir toplantıda, bu konuda hiçbir vaatte bulunmadıklarını söyleyerek, sözünden çark etti: "Bizim vaat etmediklerimizi, vaat edilmiş gibi gösteren, provoke edenler var. Başörtüsü konusunda herhangi bir vaadimiz, sözümüz olmamıştır. Hiçbir yerde, hiçkimseye bu konuda söz vermedim. Yapamayacağım sözü de vermem. Bunu söyleyen varsa, çıksın ortaya. Bu konu ancak toplumsal mutabakat ile çözülebilir. Biz bir ağacı değil ormanı kurtarmak istiyoruz. Acele etmemek lazım. Acele eden ecele gider"
Gül‘den geri adım
AKP dönemindeki başörtüsü konusundaki ilk resmi geri adım Abdullah Gül‘den geldi. AKP iktidarının ilk başbakanı olan Gül‘ün eşi Hayrunnisa Gül‘ün tavrı da gelecek yıllarda izlenecek başörtüsü politikalarıyla ilgili yol haritasını ortaya koydu.
Çünkü Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi‘nde Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü‘nü kazanmasına rağmen başörtülü fotoğrafı nedeniyle kayıt yaptıramayan Hayrunnisa Gül, eşinin konumunu ve davanın siyasallaştırılmasını gerekçe göstererek AİHM‘ye açtığı davadan vazgeçti. Gül‘ün bu kararı, AKP hükümetinden bu konuda çözüm bekleyenleri iyice umutsuzluğa sevk etti.
Başörtüsünü namus sözü olarak gören Bülent Arınç da, TBMM Başkanlığı görevine gelince soruna bakış açısını yumuşattı. Eşinin resepsiyonlara davet edilmemesi, Cumhurbaşkanı Sezer‘i uğurlama töreninde yaşanan tartışmalar ile tabandan gelen baskı arasında kalan Arınç, yasağının kalkması için Türkiye genelinde topladıkları 300 bin imzayı kendisine teslim eden İnanç Özgürlüğü Platformu temsilcilerine bol bol sabır tavsiye etti. Arınç‘ın "Sabırsız olmayınız. Sabırla bekleyiniz. Devlete küsmeyiniz. Toplumda kendini ifade etmek için çile çeken insanlar vardır. Siz onlar kadar da çile çekmiyorsunuz, açıklıkla söyleyeyim" şeklindeki sözleri, bu sorunun çözümünün artık başka bahara kaldığını gösterdi.
‘Beyaz Miting‘
Ülkenin her yerindeki başörtüsü eylemleri ve faaliyetleri, AKP‘nin iktidara gelişi ile birlikte bıçak gibi kesilmişti. Ancak iktidar partisinin zikzaklı tavrı, sorunun çözülemeyeceğine ilişkin genel bir kanaat oluşturunca, eylemler yeniden başladı.
Şanlıurfa‘dan Ankara‘ya kadar yürüyerek gelen ‘başörtüsüne özgürlük‘ yürüyüşçüleri yasağı, bir kez daha gündeme taşındı. Sıhhiye‘deki Abdi İpekçi Parkı‘nda düzenlenen imza kampanyalarına, yüz binlerce kişi katıldı. Bu imzalar, AKP‘li yetkililere ulaştırıldı ancak hiçbir sonuç alınamadı.
Öte yandan İslami hassasiyetleri olan az sayıdaki gazete ve televizyonun dışında boyalı basın sorunu çözülmüş gibi göstererek bu yöndeki eylem ve talepleri görmezden geldi.
Ancak o dönemde henüz haksız yere kapatılmamış olan Milli Gençlik Vakfı, Mazlumder ile Memursen‘in başını çektiği ve 50‘ye yakın sivil toplum kuruluşunun içinde yer aldığı İnanç Özgürlüğü Platformu, Türkiye genelinde birçok şehirde on binlerce kişinin katıldığı miting serilerini başlattı. Bülent Arınç‘ın başörtüsü sorununda yeni bir beyaz sayfa açılması ifadelerinden yola çıkılarak, bu mitinglere Beyaz Buluşma adı verildi.
Başkent‘te gerçekleştirilen Beyaz Buluşmaya, polis kayıtlarına göre 150 bine yakın kişi katıldı. Başörtülü, başı açık, genç, yaşlı, kadın, erkek demeden mağduriyete uğramış on binlerce insan, AKP iktidarına verilen sürenin bittiğini ve artık somut adım atma zamanı geldiğini açıkça ortaya koydu. Ancak mitinge bir AKP‘li yetkili katılmadığı gibi, Başkent‘in göbeğinde toplanan on binlerin masum talebi görmezden gelindi.
HÜLYA ŞEKERCİ (ÖZGÜRDER Yön. Kr. Üyesi)
Hükümet çözmezse, vebal altında kalır
Başörtüsü yasağı, üniversitelerde önemli ölçüde kalkmış görünüyor. Arkadaşlarımız üniversitelere başörtülü bir şeklide giriyorlar ama bizim istediğimiz kamusal alan dahil her alanda başörtüsünün serbest olmasıdır.
Çünkü başörtülüler birçok alanda sıkıntı yaşamakta, yasakla karşılaşmaktadırlar. Kaldı ki, ALES ve YGS gibi sınavlarda yasak kalkmış olmasına rağmen bir takım kraldan kralcı tutumlarla karşılaşılmakta ve öğrencilerin sınava girmeleri engellenmektedir.
Mesleklerini icra etmek isteyen bayanlara yönelik yasak, hala büyük ölçüde devam etmektedir. Bunun derhal kaldırılması gerekir. Yani yaşanan serbestlik yeterli bir özgürlük alanı getirmemiştir. Artık başörtüsü yasağından, bu ülkede söz edilmiyor olması gerekir.
Ama maalesef başörtülülerin milletvekili adayı olarak gösterilmemiş olması, tek bir adayın onun da seçilmeyecek bir konumda bulunması, aslında maalesef parlamento düzeyinde bu yasağın var olduğunu göstermektedir. Meclis‘e başörtülü vekilinin sokulmaması çok ciddi bir kayıptır. O yüzden AK Parti bu konuda iyi bir sınav vermedi. Eğer başörtülü bir vekil seçilseydi, psikolojik bir eşik aşılmış anlamına gelecekti. Toplum nezdinde, Merve Kavakçı‘ya zalimce ve zorbaca karşı koyuş, bir rövanşı alınmış olacaktı.
Artık öyle bir noktaya geldik ki, başörtüsü yasağının ciddi bir savunucusu kalmadı. Yasağı destekleyenler bile artık buna karşı duramıyorlar. Hatta Meclis‘e girmesi noktasında bile insanlar yumuşamış durumda görünüyorlar. Bu ortam ve psikolojik duruma rağmen, AK Parti hükümeti açısından, hala frene basmak ve sorunu çözmek için ciddi adımlar atmamak büyük bir zaaf olacaktır. Böyle bir zaaf görüntüsü vermemeli ve artık yasak tamamen, bütün alanlardan kaldırılmalıdır.
28 Şubat sürecine göre, çok daha avantajlı bir konumdayız. Gerçi, yüksek yargı hala direniyor. Mahkemeye giden konular, maalesef özgürlükler açısından aleyhimize dönebiliyor. Ancak CHP‘de, eskisi kadar rijit söylemler görmüyorsunuz.
Yasak artık savunulabilir olmaktan çıkmıştır. Ben çok daha rahat bir zemin ve ortam olduğunu düşünüyorum. Böyle bir ortamda tümüyle sorunun ortadan kaldırılması, kaldırılmadığı takdirde de hükümetin bir vebal altında kalacağını düşünüyorum.




