Sabahın ışıkları aydınlatırken yeryüzünü, aydınlanmaya çalışan yüreğimle seyrediyordum sokakları... Ve düşünüyordum insanları sonra da kaybettiğim kendimi..

Kalabalıklar içinde kaybolan, kendini bulmak için geçen zamanı bile fark edemeyen tek ben miydim?.. Tek beni mi yutmuştu bu kalabalık şehirler, tek ben miydim kendinden uzak olan? Aslında herkes bir şeyler kaybetmiş gibiydi, herkes bir şeyin peşinden onu yakalamak ister gibi koşuyordu yoğun bir tempo ile...

Kimi zamanı yitirmişti, zamanın peşinden savrulan fikirleri, sevinçleri, hüznü ve gözyaşını toparlamaya çalışıyor ve bir taraftan da koşuyordu kendini geride bırakan zamanın peşinden.

Kimi sevgisini kaybetmişti. Kızmaktan yorulmuş benliği sevgiyi özlemiş ve onu arıyordu, kendisini sevenleri unutarak.

Kimi yüreğinde biriken sevgiyi paylaşacak birini ararken savruluyordu dört bir yana. Sonra durduğu her köşede kendine gönül kapısını açanları göremeyecek kadar yoğundu koşuşturmaca.

Kimisi dünyayı arıyordu sanki içinde bulunduğundan habersiz, içinde bulunduğu şeyi arıyordu. Elindekini, önündekini göremeyecek kadar yoğun ve yorgundu.

Kimisi de benim gibiydi. Kalabalıkta kaybolmuş gibi, sanki bir köşede unuttuğu, sanki geçmişte bıraktığı kendini arıyordu. Aslında O‘nun ile olduğunu unutarak.

Herkes bir arayıştaydı işte. Hatta öyle bir arayış ki, aradıklarını bulduklarını bile fark edemiyorlardı. Arayışla bütünleşmişti benlikleri. Doğru aramak için gelmişti insan ve aramak ile görevliydi. Fakat bulduğumuz her parça bizi aradığımıza ulaştıracak olandı bunu unutmuştuk. O parçalar yaşadığımız her anda vardı, bunu unutmuştuk. Evet biz anı yaşamayı unutmuştuk. Kimimiz geçmişte bırakmıştı kendini. Bu kimseler zamanı geriden takip ettiklerinden hep geç kalıyorlardı sanki... Kimi zamandan daha önce gidiyordu, bulduklarını geçip gidiyor hiçbir şey fark etmiyor sonra pişman oluyordu geçip gittikleri için...

Evet biz anı yaşamayı unutmuştuk, yani görevimizi. Bütün sorun buydu aslında. Aradığımız eninde sonunda bizi bulacaktı. Çünkü istediğimiz her şeyi halk edecek olan Rabbimiz vardı. Anı yaşarsak O‘nu bulacak ve o bize gerekli olanı verecekti.

Ama biz anı yaşamayı unutmuştuk...

Panik atakla başa çıkma yöntemleri

Neredeyse, karşılaştığınız iki kişiden biri panik atak olduğunu ve ölüm korkusu yaşadığını ifade ediyor. Dünyanın küçük bir köye dönüşmesi, bilgi ve teknolojinin insanın yaşam alanını daraltması, yerel zenginliklerin, değerlerin zayıflatılması birey ve toplumları korku ve endişelere sürükledi. Yaşadığı sorunlarla başaçıkamayan insanlar ise depresyon ve panik atak gibi rahatsızlıkların tuzağını düştü.

Panik atak, birden gelen ve kişinin bedeninde ve düşüncelerinde bazı belirtilerle kendini gösteren bir sorundur. Bedensel olarak, çarpıntı, aşırı terleme, titreme, nefes alma güçlüğü, ellerde titreme, ağız kuruluğu bulantı, baş dönmesi şeklinde ortaya çıkar. Ruhsal olarak ise aşırı ölüm korkusu ve endişe haliyle kendini gösterir.

Neler yapılabilir?

Nefes egzersizleri

Gün içinde doğru nefes alıp verme alışkanlığı kazanmak yaşadığımız atak durumlarında da işimize yarayabilir. Yani, diyaframdan aldığımız nefes, kaygı ve stresimizi ortadan kaldırmaya yardımcı olacak, stresimizi azaltacak, konsantrasyonumuzu arttıracak ve rahat hareket etmemizi sağlayacaktır. Atak nöbetleri geldiğinde, nefes alış verişlerimiz hızlanabilir, böylelikle vücuttaki oksijen ve karbondioksit miktarında dengesizlik meydana gelir. Bu durum bulanık görme, ellerde uyuşma gibi belirtilere neden olabilir. Atak esnasında doğru nefes alıp vermek atağı daha rahat atlatmamızı sağlayabilir.

Dramatik senaryoyu uzaklaştırmak

Atak esnasında, mümkün olduğunda rahat bir ortama geçmek ve zihnimizde canlanan dramatik senaryoyu değiştirmek atağı kontrol etmemizi sağlayacaktır. Bununla beraber, atağı tetikleyen, düşüncelerin yerine, yapıcı ve gerçekci, telkin edici düşünceler geliştirmek gerekir. Atak sırasında gelişen korku, durumu daha da ağırlaştırabilir. Bu nedenle, bakış açımızı değiştirmek, durumu kontrol edebileceğimizi düşünmek daha faydalı olur. Bunun için düşüncelerinizi kontrol etmeyi öğrenmelisiniz:

Yaşadığınız durumun bir atak olduğunu fark edip, bu durumla daha önceden de karşılaştığınızı fakat başa çıktığınızı, aynı şekilde yine başaçıkabileceğinizi düşünün.

Yaşadığınız atağın, geçici olduğunu bilin ve kendinize birazdan geçecek telkini verin.

Sorunun kalıcı bir durum olmadığını kısa sürede sona ereceğini düşünün.

Küçük nefes egzersizleri yapın

Akşamları çay kahve içmemeye gayret edin

Stresten uzak durun

Olaylara olumlu tarafından bakmayı öğrenin.

Panik atakla başaçıkma noktasında kendi çabalarınızın da önemli olduğunu unutmayın. Ancak bu süreçte bir psikiyatristten yardım almanız da gerekebilir. Bu nedenle sorununuzun kemikleşmesini beklemeden doktora başvurun ve size verilen tavsiyeleri dikkate alın.

Muhabir: Haber Merkezi