Reklamı Kapat

Bir sömürü aracı olarak Hz. Mevlana

Bir sömürü aracı olarak Hz. Mevlana

Hz. Mevlana nın 733. vuslat yıldönümü etkinlikleri başladı. Bu çerçevede her yıl vuslat yıldönümü sebebiyle hummalı çalışmalar göze çarpar. Çalışılır da gerçekten. Buna bir söyleyeceğimiz yok şimdilik. Resmi törenler bu programlar dâhilinde hep sıkıcı, yeknesak geçer. Kürsüden yankılanan sayın bakanım, sayın başkanım, sayın vekillerim, sayın il?., sayın falan filan sesleri örter adeta Hz. Mevlana nın ışığını. Vuslattan çok, bir tür gövde gösterisi... Resmiyet söylevleri birbirini takip eder, gider. Bunlara da bir diyeceğimiz yok, diyoruz...Esas konumuz Mevlana sömürüsü. Mevlana nasıl sömürülebilir ki? Sömürülür... Hem de acayip yöntemlerle. Kimi Hz. Mevlana nın Türkiye şefi rolünde, kimi Mevlana alt şube şefliklerini idare eder durumda. Matbuat âlemi dahi canlanır her vuslat yıldönümü etkinliklerinde. Hele bu sene 2007 Mevlana yılı olması münasebetiyle, daha komik manzaralar çıkacak karşımıza. Kültür Bakanlığı, Mevlana yılı ile ilgili projelere ciddi destek sağlıyor ve bu bazılarınca pastadan pay kapma odağı haline gelebiliyor. İyi projeler de olacak elbette ama kanımca kötü projeler iyilerin yanında arada kaynayacak. Bu da, o türden gelir elde edenler için tam da aradıkları dumanlı hava kabilinden. Bir de özel yayınevlerinin Mevlana avcılığı var ki akıllara zarar. İşin aslına bakarsanız, Hz. Mevlana ya pirim, efendim diyenlerin bir kereliğine olsun ?hiç karşılık beklemeden verebilmek gibi bir sadakat tertibinde bulunmaları gerekmez mi? Vefa diye bir şey yok mu yoksa? Sevmek, diye? Dostluk, diye? Pir dostluğu? Velayet?İkinci tür sömürü şekli biraz mizah biraz hüzün barındırır. Hz. Mevlana bazı nesnelere isim olmuş /müşahhaslaşıvermiş ve bu şekilde sömürü aracı haline dönüştürülmüştür. Buna "kültür ve turizm aksiyonu" diyenleri duyar gibiyim ve fakat bana göre sömürü sömürüdür. Değil midir yoksa? Et ile peynir karışımından elde edilen pideye "Mevlana" deniyor. Mevlana sürekli yenen bir şeydir yani. Yenmek ve bitirilmek üzere masanıza konup göçer bir Mevlana; gerçekte bir İslam âlimi, bir büyük mutasavvıf, bir büyük şair ve hikâyeci olamıyor işte! Bu Mevlana başka bir Mevlana oluveriyor. Bir de esnaf dükkânlarının levhalarına biraz göz atalım isterseniz. Mevlana Kuaförü, Mevlana Kasabı, Mevlana Buzdolapçısı, Mevlana Spor Giyim, Mevlana Kebapçısı, Mevlana Hac Ve Umre Ürünleri Satış Mağazaları, Mevlana Şekeri, Mevlana Kaşıkları, Mevlana Elektrikli Süpürge ve Ev Aletleri, Mevlana Çayocağı, Mevlana Restoran, Mevlana Müzikli Dinlenme Tesisleri... Velhasıl uzar gider liste?Bunca sömürüye karşılık Mevlana hâlâ bir değer olarak ayakta duruyor ve giderek büyüyor dünyada. Bir isim olarak büyüyor, bir kültür olarak büyüyor. Büyüyor fakat bizim dahlimiz olmadan, bizim ona kattığımız bir değer olmadan büyüyor. Kendi öz yapısıyla ününe ün katıyor Hz. Mevlana. Mesnevi si ile, Divan-ı Kebir i ile, Fîhi Mâ Fih i ile, Mecâlis-i Seb‘a sı ile, Mektubât ı ile kendi ününe ün katıyor, katmaya da devam edecektir. Peki, bunca para akıtılıyor bu etkinlikler bünyesinde. Devlet ya da millet, biz hepimiz. Neden acaba Mevlana adının gerçek bir namla bir kültür hareketliliğine dönüştürmek konusunda zafiyet gösteriyoruz dersiniz? İnanıyorum ki sadece kırtasiye abur cuburu, bir Nobel edebiyat ödülünün verdiği para armağanı kadar vardır? Hadi yok diyelim, sadece Mevlana Müzesi nin gelirlerinden bir bütçe oluşturulsa Nobel edebiyat ödülünün para armağanı miktarını fersah fersah geçer. Öyleyse bizde dünyaya açılmak gibi bir ukde yok, olacağa da benzemiyor. Etkinlikler bir fasid daire neviinden. Hadi buyurun, ilk büyük Mevlana ödülü şiir için olsun. Bir ödül koyalım Hz. pir adına. Divan-ı Kebir in aziz hatırası için şiirle başlayalım. Sonraki de hikâye olsun. Dönüşümlü yani. Bu da Mesnevi aşkına olsun. Fakat Nobel i aşacak, aşmalı. Matbuat ve gereksiz kırtasiye ve çıtkırıldım devlet erkânı ağırlaması şaşaalarından bu tarafa iyi bir kaynak oluşturmak gerek ama ilkin. Bu güç, bu potansiyel var. Ama büyük olmayı düşünen kim?Bu arada sizi takip edecek dünya basınının azalacağı endişesine de kapılıyor olabilirsiniz. Hemen açıklayalım: Büyük ödüller yanlarında bir çanta gibi taşır yazıp çizen zevatı. Endişeye mahal yok. Daha başka Mevlana sömürüleri üzerine de konuşmak gerek, fakat saymakla bitecek gibi değil. Fakat ödül teklifimi yineliyorum. Yineliyorum. Yeniliyorum? Bize bir Mevlana Edebiyat Ödülü gerek. Hemen şimdi?

03 Aralık 2006 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?