Reklamı Kapat

Denktaş tan özür dileyin

Denktaş'tan özür dileyin

Başbakan Erdoğan 3 Kasım 2002 seçimlerinin hemen ardından ilk demecini Yunanistan ın devlet kanalı olan NET e vermişti. Orada Kıbrıs konusunda çözümsüzlük yanlısı olmayacaklarını; değişik modellerin denenebileceğini; örneğin Belçika modelinden çözüm arayışlarında yararlanılabileceğini söylüyordu. Yunan kanalında seyrettiğim zaman konuyu bilmediği kanaatiyle bu açıklamaları yaptığını düşünmüştüm. Sonraki günlerde yaptığı açıklamalar, bu sözleri bilmeden söylemediğini; konuyu bilmemekle beraber Kıbrıs konusunda ön yargıları bulunduğunu anladım. Zaten daha başbakan bile olmadan ilk yurtdışı gezisini 18 Kasım günü Atina ya yapmıştı. Oradaki büyükelçiyi dahi içeri almadan iki saate yakın Simitis ile görüşmesinde de benzeri ifadeler sarfettiğini ertesi günlerde çıkan Yunan gazetelerinde takip etme şansımız olmuştu. O görüşmelerin ardından ve gerek Türkiye de gerekse yurtdışı gezileri sırasında sarfettiği sözlerinde öne çıkan bir söz vardı: ?çözümsüzlük çözüm değildir veya ?biz çözümsüzlük politikaları izlemeyeceğiz . Bu sözler ve daha sonra izlenen politikalar yan yana getirildiğinde Erdoğan ve AKP polit bürosunda Kıbrıs konusunda hakim olan görüşleri şu şekilde özetlemek mümkündür. Başbakan Erdoğan ve AKP polit bürosu Kıbrıs meselesinde bir çözüme ulaşılamamasının sebebi olarak Türkiye yi görüyordu. Türkiye deki hükümetler Kıbrıs konusunu çözmemişler veya çözmek istememişlerdi. Hatta belki de ?derin devlet Kıbrıs meselesi ve Yunanistan la alakalı diğer sorunların çözülmesini bile istemiyor olabilirdi. Bu sayede gerginlik ortamları devam ediyor ve o gerginlik ortamlarında da ?derin devlet Ankara daki hakimiyetini sürdürüyordu.Denktaş Kıbrıs taki çözümsüzlük politikalarını derin devletten aldığı talimatlarla devam ettiriyordu. Dolayısıyla Kıbrıs ta ne pahasına olursa olsun bir çözüm politikası izlenmeliydi. Bu düşünce tarzı beraberinde şu hususları da getiriyordu. Kıbrıs ta zaten Batı dünyası adil ve kalıcı bir çözümden yanadır. Ayrıca Rumlar ve Yunanistan da o kadar kötü değildir. Onlar çözüm istemektedirler; ama bizim taraf iç politika gerekçeleriyle çözüme yanaşmamaktadır. Müzakere/mütareke basın ve televizyonlarının yıllardır bir şekilde pompaladığı bu görüşler Erdoğan ve arkadaşalarının kafasını da ifsad etmişti. Kaldı ki onlar da AB yoluyla dini özgürlükler elde etmek gibi temel bir yanlış varsayımdan hareketle politikalarını belirlemeye çalıştıkları için, bu görüşlere meyyal hale gelmişlerdi. Bu görüşler temelden yanlıştı. Çünkü Kıbrıs ta o zamana kadar iki çözüm paketi görüşülmüştü. Bunların birincisine Türk tarafı tümüyle ?evet demiş Rumlar ise reddetmişti. İkinci paketin nihai şeklini almasına bile Rumlar izin vermemişler ve paketi çöp sepetine atmışlardı. Üçüncüsü de Annan paketidir. Bütün bunlar ortadayken kendimizi çözümsüzlükle suçlamak neye hizmet ederdi?AB yoluyla dini özgürlükler elde edilemeyeceği de açıktı. Daha sonra AB nin belgelerine de girdiği şekliyle AB tarafının dini özgürlükten anladığı şey Hristiyan azınlıkların dini özgürlükleri ve misyonerlik faaliyetlerinin olabildiğince serbest ve kapsamlı yapılabilmesiydi. Bunları görmek için özel olarak AB uzmanı olmaya da gerek yoktu. Ama görememek için AKP polit bürosu üyesi olmak gerekiyordu herhalde.Geçen hafta AB zirvesi, aldığı kararlarla, Türkiye ile müzakereleri durdurdu. Müzakereler Rumların girişimiyle AB tarafından Haziran ayında zaten askıya alınmıştı. Askıdan indirilmesi beklenirken şimdi Kıbrıs yüzünden müzakerelerin hiç yapılamayacağı karara bağlandı. Sekiz başlıkta hiç müzakere yapılamayacak; diğer başlıklar açılsa bile kapatılamayacak. Yani müzakere olmayacak. Artık AKP de gerçeği saklayamıyor ve yapılanın haksızlık olduğunu söylüyor. Peki, o zaman Denktaş ve diğer herkesin günahı neydi??? Onlar da aynı şeyleri söylemiyorlar mıydı? Yılların tecrübesiyle Batı yı ve Avrupa yı daha iyi anlamamışlar mıydı??? Ne oldu şimdi??? Kıbrıs la başladı ve Kıbrıs la bitti!!! Denktaş ve Kıbrıs davasına sahip çıkanlardan özür dileyecek misiniz???

18 Aralık 2006 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?