Reklamı Kapat

Su mu kirli, bardak mı

Su mu kirli, bardak mı?

Basından duyduğumuza göre geçtiğimiz günlerde Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslâm Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Tekin Gökmenoğlu, sarhoş olmayacak şekilde içki içtikten sonra, kendini kaybetmemiş ve söylediklerini hatırlayan bir kişi namaz kılabilir diye bir laf etmiş. Alkolün haram olduğunun altını özellikle çizen Prof. Gökmenoğlu, bu fikrini Kur an daki "Sarhoşken namaza yaklaşmayın, ta ki ne dediğinizi bilinceye kadar" ayetine dayandırıyormuş. Beni şaşırtan Sayın Profesörün günah işleyenlerin de haklarını savunan yorumu değil, ona karşı gösterilen gözü kapalı fevri reaksiyon oldu. Gelen tepkilerin büyük bir kısmı nedense İslâm ın ıslah edici, onarıcı tarafını göz ardı eder nitelikteydi. Yani İslâm ın zehre karşı panzehir, toksine karşı antitoksin olabileceği hiç düşünülmüyordu.İslâm sadece normal insanların dini değil, anormal insanları hatta hiçbir insanî dereceye ulaşmamış yozlaşma derekesinde debelenenlerin de dinidir. Acaba Profesör Gökmenoğlu, ?bir şekilde içkiye bulaşanlar ne olursa olsun Allah ı zikre yaklaşamazlar deseydi daha mı iyi olurdu?İslâm yeni inmiş bir din midir ki en ufak meseleyi bile bütünden ayrı tutarak tartışıp duruyoruz. Namazın kötülükten uzaklaştırıcı etkisi göz önünde bulundurulursa, biçare insanların yoga ya da transandantal meditasyon teknikleriyle çıkış yolu aramaları yerine, ruku ve secde ile arınıp rehabilite olmaları her zaman daha iyidir.Diyanet-Sen Genel Başkanının bu konu üzerindeki tepkisi samimi olduğu kadar sıradandır. Şöyle diyor Genel Başkan: "Bu iddianın sahibi de büyük bir ihtimal içkili iken bu sözü sarf etmiştir." Farz edelim ki Gökmenoğlu nun yaklaşımı tepeden tırnağa yanlış, peki yanlışa yanlışla gitmenin bir anlamı var mı? Sayın Profesör bir nassı mı inkâr ediyor? Hayır. İçkiyi mi övüyor? Tam aksi haramlığını teslim etmekle beraber içki kokuyorsa kişi cemaate katılması fitne unsuru olabilir diyor. İçki, zina, hırsızlık, yalan, gıybet, iftira gibi değişik boyutta günahlara batmış ya da batıp çıkmış olanları yeryüzü mabedinden kovmak kimsenin haddi değildir.Diğer dinlere göre İslâm dininde mabedin sınırlarının tüm yeryüzünü kapsaması biraz da bu genişlik ve esnekliğe işaret olamaz mı? Son zamanlarda ilahiyatçılara karşı korkunç bir güvensizlik oluşmaya başladı.Akademik kariyeri ve samimiyeti ne olursa olsun bu merkezden gelen düşünce ve yorumlara toplum temkinli yaklaşıyor. Bunda bir takım kalpazan ve şarlatanların da payı yok değil. Ama bu güvensizlik durumu öyle bir hâl aldı ki, artık yanlış ağızlar doğru bir şey söylemeye kalktıklarında söyledikleri sözlerle birlikte hükümsüz kılınıyorlar. Kirli bir bardaktaki temiz su gibi. Bardak kirli olduğu için suyu içmeyi de mideniz kaldırmıyor.Ortada ?dinsel bilgi kirlenmesi olduğu elbette su götürmez. Fakat leğendeki kirli suyla beraber çocuğu da fırlattığımızın farkında değiliz. Modern dünyanın din anlatıcıları inancını amele dönüştürme savaşı verenlere ya da dinin emir ve yasakları arasında iradesine yenik düşenlere kılavuzluk etmeli, yıkılmamaları için onlara destek vermelidirler.Din "kalan sağlar bizimdir" mantığıyla ölülerini çiğneyerek ilerleyen bir sistem değildir. Yanlışını fark eden uykudan uyanmıştır. Uykudan uyananın sabahı olmuştur. Herkes kendi uykusunu uyuyup kendi sabahına uyanır.

18 Aralık 2006 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?