Reklamı Kapat

Yoksullaştıran politika: Faiz politikası

Yoksullaştıran politika: Faiz politikası

Türkiye gibi zengin kaynaklara ve çalışkan insanlara sahip olan ülkelerin yoksulluğu, ülke gerçekleriyle uyumlu olmayan yanlış politikaların uygulanmasından kaynaklanır. Türkiye yoksul bir ülke değildir. Bilerek veya bilmeyerek; kasten veya gafletle yoksul bırakılmış bir ülkedir. Ülkemizi yoksullaştıran yanlış politikalardan biri de uygulanan faiz politikasıdır. Bugün ülkemizde uygulanan yüksek faiz politikası üretken yatırımları azalttığı gibi işsizliği ve gelir dağılımındaki adaletsizliği artırmaktadır. Türkiye Avrupa da reel faiz oranı en yüksek olan ülkedir. Faiz oranı, bazı iktisatçıların savunduğu piyasada arz ve talebe göre oluşmaz. Her zaman ve dönemde faiz oranına müdahale edilmiş ve faiz oranları siyasi ve iktisadi gücü ellerinde bulundurulanlar tarafından belirlenmiştir. Malın ve hizmetlerin fiyatı serbest piyasada arz ve talep kanunlarına göre oluşabilir. Ekonominin bu kuralı faiz için işlemez.Bu kural faizde işlemediği için her zaman merkez bankaları piyasadaki gelişmelere göre veya piyasa kuralları dışındaki gerekçelerle faiz oranlarını belirler veya belli sınırlar korlar. Türkiye gibi tasarrufların önemli bir bölümünün kamu tarafından borçlanma yoluyla kullanıldığı ülkelerde faiz oranlarının oluşumunda arz ve talep kanunları hemen hiç işlemez. Nerede olursa olsun eğer devletin arz veya talebin oluşmasında etkili olduğu bir ortamda piyasa mekanizması zaten çalışmaz. Çünkü devlet tekellerin en büyüğü ve rekabet edilemeyen bir kurumdur. Kural koyma ayrıcalığına sahiptir.Bu nedenle ülkemizde uygulanan genelde para politikaları ve özellikle yüksek reel faiz politikası yatırımları engellemiş, işsizliği artırmış ve kitlelerin yoksullaşmasına ortam hazırlamıştır.   Yüksek reel faiz ülkeyi yoksullaştırmaktadırBütün dinlerin kabul etmediği ve birçok filozofun karşı çıktığı faiz oranı yükseldikçe iktisadi ve sosyal denge bozulur. Nerde yüksek faiz uygulanırsa orada işsizlik, adaletsizlik ve sefalet artar.Son yıllarda kamu borçlarının artması, hem bütçe içinde, hem de GSMH içinde faizin payını yükseltmiştir. Böylece devlet, halktan topladığı vergilerden elde ettiği gelirin büyük bir bölümünü faize ayırmaktadır. Faiz dışı fazlalığın GSMH nın % 6.5 civarında tutulmaya çalışılması, ülkemizin adeta faiz ipoteği altına girmesine ortam hazırlamıştır.Faiz harcamalarının fazlalığı Devletin temel yatırım yapma imkânını sınırlamaktadır. Devletin toplam yatırımları, temel ve alt yapı yatırımlarda meydana gelen eskime ve yıpranmaların yarısını bile karşılamamaktadır.Bir ülkenin zenginliği, ancak ülkenin üretim kapasitesinin artırılmasına bağlıdır. Üretim kapasitesinin artışı, yatırım hacminin büyüklüğü tayin eder. Kamunun borçlarının ve dolayısıyla faiz harcamalarının artması, üretim kapasitesinin daralmasına yol açarak ülkeyi yoksullaştır. Güney Kore gibi 1960 larda gelişme seviyesi Türkiye nin gerisinde olan birçok ülke hızlıca kalkındı. Gelir seviyeleri yükseldi. Yanlış ve tutarsız para ve faiz politikasından dolayı ülkemizi hâlâ Avrupa nın gelir düzeyi bakımından en yoksul ülkesidir. Yüksek reel faiz politikası ülkemizi yoksullaştırmaktadır.Yüksek reel faiz politikası sefaleti artırmaktadırYüksek faiz politikası, özel ve kamu yarımlarını azalttığı için işsizliğin artmasına ortam hazırlar. İşsizlik sorununun kalıcı çözümü, üretken yarımları artırmak ve yeni iş alanlarının açılmasıyla mümkündür. Türkiye de reel yüksek faiz politikası hem kamu, hem de özel kesim yatırımlarının azalmasına yol açmaktadır. Kamu kesimi yatırıma ayırabilecek tasarruflarını faiz ödemelerinde kullanmaktadır. Gelirinin büyük bir bölümü faize harcayan Devlet, eskiyen yollarını tamir etmeye kaynak aktarmamakta ve hastalanan emeklinin ilaç masraflarını kısmaktadır. Reel Faiz oranlarının yüksekliği özel sektörün yatırım yapmasını da engellemektedir. Çünkü özel sektör kullandığı sermayenin maliyetine göre yarım kararı vermektedir. Reel faiz oranlarının yüksekliği özel sektörü, yatırım yapmaktan alı koymaktadır. Kamu ve özel sektörün istihdam artırıcı yatırımlarının azalması, işsizlik sorununun kronikleşmesine yol açmaktadır. Ülkemizde kırsal yörelerdeki gizli işsizleri ve iş arama ümidini kaybedenleri birlikte ele aldığımız zaman işsizlik oranının % 18 civarında kabul edilmesi, sorunun vahametini ortaya koymaktadır. İşsizlik yoksulluk demektir. Sefalet demektir. Bir ülkenin en büyük zararı çalışma yaşında olan işgücünün iş bulamamasıdır. Çünkü insan enerjisi saklanmaz, ileride kullanmak amacıyla depolanamaz. İstihdam edilmeyen emek en büyük milli ziyandır.Ünlü iktisatçı J. M. Keynes in deyimiyle "ideal ekonomi faiz oranının sıfır olduğu ekonomidir". Bir ülkede reel faiz oranı ekonominin büyüme oranının üzerinde ise faiz o ülkeyi yoksullaştırır ve kitleleri sefaletle baş başa bırakır. Bugün birçok gelişmiş ülkede reel faiz oranı yüzde 2-3 dolayındadır. Bizde mevduat reel faiz oranı yüzde 10 un üzerindedir. Kredi faizi daha yüksektir. Kredi kartı faizinin aylık yüzde 4.5 - 5 olduğu ülkemizde uygulanan faiz politikası kitleleri yoksullaştırmakta ve sefaleti yaygınlaştırmaktadır.Cari faiz politikası milletimizi yoksullaştırmaktadır.

21 Aralık 2006 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?