Reklamı Kapat

Pontos Hulyası: Alan da kaçan mı

Pontos Hulyası: Alan da kaçan mı?

Herşeyden önce bu adın Karadeniz in adından geldiğini bilmek ve bunu hiç unutmamak gerekecektir. Coğrafî olarak böyledir. Bununla birlikte ilk çağda ve sonrasında tarihî -coğrafya niteliği oluşmuştur. Kelimenin otantik yanı geride kalmaya başlamıştır. Siyasî gelişmeler akışında Pontos (konuşma dilinde) Doğu Karadeniz kıyılarını ifade eder olmuştur.Biz bugün Pontos denilince Trabzon Rum İmparatorluğu nu anlamaktayız. Bu yüzden olmalı, Pontus denildikte, doğrudan doğruya Rum, dolaylı olarak da Bizans çağrışımı yapmaktadır. Eksik tarih bilgisi, edilgin bir telâşa da yol açabilmektedir. Bu konuya bakışımızı yönelttiğimizde görüyoruz ki, Karadeniz bölgesinde yaşayan halkımız bir tedirginlik içersindedir. Bu tedirginliğin kaynağı da bölge halkına asıllarının Rum olduğu telkininin yapılmasıdır. Bu psikoloji havada gezen bir "şey"dir. Türkiye; ister Osmanlı Devleti nin son zamanlarında olsun, ister 1923 ten sonra olsun ne zaman dış politika alanında dışarının baskısına maruz kalsa, bu Pontus konusu bir mesele halinde propaganda edilir durur. 1990 lı yıllarda bu yeniden başladı; tahmin etmek güç değil hangi odaklardan geçerek yansıdığı, hangi merkezlere bağlı olduğu.*Pontus meselesini ısıtmak, dünkü yazımızda belirttiğimiz gibi, Ermeni sözde soykırımının yanına konulmak isteniyor. Yani ardında Avrupa var, Amerika var. Belli ölçüde Rusya var. Ortodoksluk unsuru bakımından Yunanistan var. İşin içine ortodoksluk girince Rus-Slav ortodoksluğu ile Yunanistan ın bağlı olduğu ortodoksluk arasındaki siyasî nüfuz boyutunu görmeliyiz. İstanbul Fener Patrikhanesi nin Aynaroz [Yunanistan daki ortodoks merkezidir] tarafından dışlandığı da bir gerçektir. Öte yandan yeniden hayata girmeye çalışan Rusya ortodoksluğu ile Yunanistan arasında da bir temsil rekabeti olduğu ortadadır. Fener Patrikhanesi nin ekümenik [dünya çapında sözü geçen] olmak istemesinin ardında, belki, Yunanistan ile Rusya karşısında bağımsız olmak niyeti bulunuyor. Bu ise, Bizanten eğilimler anlamını taşıyabilir. Papa da Türkiye yi ziyaretinde, İstanbul u Doğu Roma başkenti olduğu devirdeki adıyla telâffuz ediyordu. İnce ama cüretli bir politika sergilemiştir diyebiliriz. Pontos ile ilişkili olabileceğini düşünüyoruz.*Persler döneminde, Dara (Darius) I zamanında bu bölgeyi kapsayan satraplık oldukça bağımsızdı, diyor Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi (Genel Yönetmeni Adnan Benk tir.Yayın Kurulu nun titiz olduğunu düşünüyorum. Yer alan isimler otantik ve orijinal olana dikkatleriyle farkedilirler; ilk çalışmaları ikinci derecede yoruma iltifat etmeyen, asıl olanı yansıtan Cumhuriyet Ansiklopedisi idi). Pontos maddesinde dikkat çeken şudur: Trabzon Rum İmparatorluğu çerçevede ele alınmaz. Bu, önemli. Çünkü, Pontos göndermesinin her dönemde magazine bir tarafı olduğuna bir atıf mahiyetindedir.Pontos İ.Ö. 370 te bağımsız bir Kappadokia devleti kurmak isteyen Datames in yönetimine girdi. Büyük İskender istilâsında işgal edilmedi. Pers kökenli Mithridates I (İ.Ö. 302-266) devrinde Ktistes (kurucu) unvanıyla Pontos devletini kurdu. Trabzon mu?Hayır: Amasia (Amasya) yı başkent yaptı. Roma ile Pontos karşı karşıya geldi: Pompeius (İ.Ö. 66); Pontos topraklarını paylaştırılarak Pontos-Bithynia ya bağlandı.Doğu Roma İmparatorluğu ndaİzmit [Nicomedİznikmid (Osm.)] Hıristiyanlık için ilk merkez olmuştur, Bitinya nın kalbiydi denebilir.*İşte (1919-1923) te D.Karadeniz kıyısıyla bu bölgenin iç kesimlerini kapsayan yörede Rum yönetiminde bir Pontos Cumhuriyeti kurulmasını amaçlayan başkaldırma, Osmanlı Devleti nin bitiş halini fırsat bilerek (Ayaklanmanın öncülüğünü üstlenen Pontos Cemiyeti 1904 te, Merzifon Amerikan Koleji nde okuyan Rumlar tarafından, Amerikalı müdür White ın gözetiminde kuruldu. Büyük Larousse, Milliyet Y.) Harita bile bastırdılar.Bu haritaya göre merkezi Samsun olmak üzere Batum dan İnebolu ya kadar olan Karadeniz kıyıları ile Kastamonu, Çankırı, Yozgat, Sıvas, Tokat, Amasya, Çorum, Gümüşhane ve Erzincan ilinin kuzey bölümü. Ayrıntılar için en iyi kaynak merhum Mahmut Goloğlu nun kitaplarıdır. 1025 ten beri Türk boylarının yurdu "alan da kaçan mı?" demek lâzım demeli bir kısım medyaya.Geçen hafta gazetemiz yazarlarından Yusuf Genç Gürcistan da Müslümanlara uygulanan baskıları önemli atıflarla dile getirdi. Bir ortodoks kıyı şeridi için Müslümanlar aleyhine sinsî plânları sergiledi. Büyük bir hizmettir.

24 Aralık 2006 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?