Reklamı Kapat

Arafat ı seyrederken

Arafat'ı seyrederken

Bir televizyondan naklen verilen Arafat Vakfesi ni seyrederken, Peygamber Efendimizin aynı yerde Veda Hutbesi ni vermiş olduğunu da düşündüm. O nun bu hutbede men veya tavsiye ettiği şeyler, bugün hâlâ insanlığa yol gösteriyor. Bilene! Bilmeyene bu, tarihî bir vak adan başka bir şey değildir.Hacıların kaynaştığı Arafat Meydanı nı seyrederken mahşeri de düşündüm. Mizanı düşündüm. Hesaba çekileceğimiz gerçeğini. Hakkın mı yanındaydık, yoksa öyle görünüp batılın yanında mı tamamladık ömrümüzü?Sonra şunu da düşündüm. Her şey artık çok hızlı cereyan etmeye başladı.Zaman, hâdiseler, dilekler, mükafat ve cezalar...Bu yüzden de artık her şey açık açık söylenme dönemine girdi. İma etme, bekleme, dokundurma, gizleme... Bunların çok ötesinde bir açıklıkla, "Hakikat" kendini göstermek istiyor.*Bir bayram yazısı yazacağım zaman eski bayram yazılarımı da okumak istiyorum. Gene öyle yaptım, kitaplarımdaki bayram yazılarını okudum, baktım ki hiçbir şey değişmemiş. Aynı hüzün, aynı keder, bendeki aynı teselli edici üslûp... Hadiseler ne zamandır devam ediyor? Azerbaycan daki Ermeni katliamıyla başlamıştı. Demek 15 yıl olmuş.Ondan sonra Bosna, ondan evvel ve sonra Filistin, Afganistan, Balkanlardaki başka Müslüman bölgeleri, en korkunç hadiselerin cereyan ettiği Irak, Lübnan,Çeçenistan... Bu, özelliksiz bir durum mu?.. Bize hiçbir şey söylemiyor mu? Müslümanlar Arafat ta lebbeyk Allahümme lebbeyk sesleri arasında yürüyor, dua ediyorlar. Milyonlarca kişi olarak Arafat ın kayalıkları arasında beyaz giysileriyle görünüyorlar.Lebbeyke la şerike leke lebbeyk...Evet, Allah tan başkası yoktur, O nun ortağı, şeriki yoktur.Biz O na, O nun çağrısına tertemiz gitmek isteriz. Lebbeyk Allahümme lebbeyk... Peki ama Müslümanlar gerçekten de böyle mi yapıyorlar? Hakkın yanında mı yer alıyorlar, yoksa Hubbu riyaseti mi (riyaset sevgisi) seçiyorlar?*İkindi Güneşi adlı kitabımdaki bir bayram yazısının son kısmına aldığım Yahya Kemal in bir şiirini yazacağım şimdi. Yukarıda, "bu keder 15 yıldır devam ediyor" demiştim ya, aslında hiç de öyle değil. Asrın başından beri devam ediyor. Osmanlı nın altının oyulmasından ve bin parçaya bölünmesinden beri. Bugünkü ıstıraplar o günkü ıstıraplardan kalma. İşte Yahya Kemal in 1918 lerdeki acıyı dile getiren o şiirinden bir parça: (Mondros silâh bırakışması, silâhları sadece biz bırakmıştık.Onlar, sonradan, bırakmadıkları silâhlarıyla Anadolu yu istilâ ettiler.)"Ölenler öldü, kalanlarla mustarip kaldıkVatanda hor görülen bir cemaatiz artıkÖlenler en son, kurtuldular bu dağdağadanVe göz kapaklarının ardında eski vatanBizim diyar olarak kaldı ta kıyamete dekKalanlar ortada genç, ihtiyar, kadın, erkekHarap olup yaşıyor talihinin azâbıylaVatanda düşmanı seyretmenin ıstırabıylaVatanda korkulu rüya içindeyiz gerçekFakat bu çok süremez, mutlaka şafak sökecekAteşle ve kanla siler ordumuz bir gün lekeyiBu insanoğluna bir şeyn olan mütarekeyi."*Kalbi kırık Yahya Kemal, ayrıca nesir olarak şunları yazıyor: "Aziz İstanbul" kitabının "Bir bir çalan saatler" başlıklı yazısından:"...İşte yalnız ben, bize diğer milletlerden fazla acıyorum.Çünkü diğer milletlerin vatanı, edebiyatlarına aksetmiştir. Hiçbir ideoloji de bunu önleyememiştir. Heyhat ki bizim edebiyatımızda bizim vatanımızın ancak hayal meyal akisleri vardır. Evet bütün Akdeniz kıyılarında en güzel manzaralar bizim vatanımızın manzaraları iken, hal böyledir."Yahya Kemal, bugünkü vatanımızda kültür dünyamızı, hayatımızı ve duygularımızı görüp tanısaydı, neler yazardı kimbilir.*Şimdi yazımı Yahya Kemal in o muhteşem, "Süleymaniye de Bayram Sabahı" adlı şiirinden son paragrafı alarak bitiriyorum ve hepinizin bayramınızı tebrik ediyorum."Ulu mabette karıştım vatanın birliğine,Çok şükür tanrıya, gördüm bu saatlerde yineYaşıyanlarla beraber bulunan ervahı (ruhlar)Doludur gönlüm ışıklarla bu bayram sabahı."

30 Aralık 2006 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi


Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?