Reklamı Kapat

Osman Kavala’nın komşusu İsmet Berkan: Ne çok Tayyip Erdoğan var

Karar Gazetesi yazarı İsmet Berkan, Gezi Parkı davasında Osman Kavala ve 7 kişiye verilen karara tepki göstererek yargının şimdi ve ilerleyen süreçteki tutumuna çarpıcı bir şekilde dikkat çekti.

Karar Gazetesi yazarı ve Eski Radikal Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan bugün kaleme aldığı köşe yazısında Gezi Parkı davasında verilen cezaları ele aldı. Osman Kavala’yı 82-83’lü yıllardan beri tanıdığını ve uzun yıllardır da mahalle komşusu olduklarını ifade eden İsmet Berkan, “Zaman zaman sokakta, salı günleri kurulan pazarda karşılaşır ayaküstü sohbet ederdik. Ben onun yüksek sesle konuştuğuna bile tanık olmadım; bırakın darbeye teşebbüs etmeyi. Onunla birlikte mahkum edilenler arasında sahiden yakın tanıdığım başkaları da var; onları ve geride bıraktıklarını düşündükçe yüreğim sıkışıyor.” dedi.

Karar yazarı İsmet Berkan, “Bugün iktidarın oyuncağı olan yargının yarın muhalefetin intikam aracına dönüşmeyeceğinin bir garantisi var mı? Hayır yok. Türkiye’de siyaset iyi örneklerden değil kötü örneklerden öğrenir. Etrafınıza bir bakın, ne çok Tayyip Erdoğan göreceksiniz.” değerlendirmesinde bulundu.

İsmet Berkan’ın “Gelin, temyiz prosedürünü bir de Tayfun Kahraman’ın kızına anlatın” başlıklı yazısını şöyle:

“Evet Osman Kavala ve arkadaşlarının aldığı son mahkumiyet kararıyla ilgili olarak ben de Taha Akyol gibi düşünüyorum; bu dava Yargıtay’dan, orası olmadı Anayasa Mahkemesi’nden, orası da olmadı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden dönecektir.
Yine Taha Akyol’un yerinde tespitinde olduğu gibi, böyle mahkeme mahkeme sıralamamın nedeni, Türkiye’de hukukun ve hukuki öngörülebilirliğin kalmamış olması. Yoksa, daha ilk derece mahkemesinde beraat çıkması, hatta zaten bu davaların hiç açılmamış olması gerekirdi.
Bakmayın siz iktidarın propaganda makinesinin bazı köşe yazarları aracılığıyla “Ama Gezi darbe teşebbüsüydü, cezasız mı kalmalıydı” diye yazmasına ve “Oh oldu Kavala’ya” tadında ironi yapmasına; ne Gezi bir darbe teşebbüsüydü ne de öyle organize bir hareketti. En başında, polisin ağır tahriki olmasa kendi halinde bir çevreci eylem olarak sönüp gidecek bir protestoydu sadece. Gezi olayları nedeniyle birisi yargılanacaksa o sabah çevreci eylemcilerin çadırlarını yakan belediye görevlileri ve polisler yargılanmalıydı; illa bir komplo aranacaksa onların arkasındaki güç araştırılmalıydı, başkası değil.
Böyle diyorum ve Osman Kavala ile arkadaşlarının sonunda beraat edeceklerine inanıyorum ama gözümün önünden de 18 yıla mahkum edilerek tutuklanan Tayfun Kahraman’ın adliye koridorunda küçük kızıyla vedalaşmasının görüntüleri gitmiyor bir türlü.
Evet, elbette Tayfun Kahraman da serbest kalacak, kızına kavuşacak ama gelin siz babasından ayrı geçireceği günleri, haftaları, ayları, belki yılları küçük Vera’ya anlatın.
Veya gelin, oğlu yıllardır hapiste çürüyen ve kendisi 90 küsur yaşındaki Necla Kavala’ya, eşini görebilmek için Silivri yollarında perişan olan Ayşe Buğra’ya “Yargıtay, o olmazsa AYM, o da olmazsa AİHM” diye hukuki süreci anlatın…
Kolayca unutuveriyoruz, gerçek insanlardan söz ediyoruz bu davalar söz konusu olduğunda. Siyasetçi mahkemeye talimat verdiğinde, kendisi Ak Parti’den milletvekili aday adayı olmuş, eşi FETÖ itirafçısı biri kağıda “Ağırlaştırılmış müebbet” yazdığında, bundan eti kemiği duyguları olan insanlar etkileniyor.
Osman Kavala’yı 1982-83’ten beri tanıyorum. Mahalle komşusuyuz uzun zamandır; zaman zaman sokakta, salı günleri kurulan pazarda karşılaşır ayaküstü sohbet ederdik. Ben onun yüksek sesle konuştuğuna bile tanık olmadım; bırakın darbeye teşebbüs etmeyi.
Onunla birlikte mahkum edilenler arasında sahiden yakın tanıdığım başkaları da var; onları ve geride bıraktıklarını düşündükçe yüreğim sıkışıyor.
Gazeteciliğin yanında köşe yazısı da yazmaya 1994 yılında YeniYüzyıl’da başladım. O gazetenin aynı zamanda sorumlu yazı işleri müdürüydüm ve haftanın iki gününü adliyelerde ve Beşiktaş’taki DGM’de geçiriyordum; gazete haber merkezindeki arkadaşlarım kadar avukatlarımla da mesai yapıyordum.
Saymaya hiç girişmedim ama köşe yazısı olarak yazdığım yazılar içinde ifade özgürlüğüne ve yargı sistemine ilişkin olanların sayısı, esas işim olan gündelik siyaseti analiz etmeye çalışan yazılarım kadardır, hatta belki daha fazladır.
Daha en baştan itibaren, dile getirilen fikrin ne olduğuna bakmaksızın prensip olarak ifade özgürlüğünden yana tutum aldım. Tayyip Erdoğan’ın bir şiir okuduğu için mahkum edilmesini “bizim” mahallede en fazla eleştirenlerden biriydim.
Şunu biliyorum: Dünyanın neresinde ifade özgürlüğü yargılama konusuysa orada hukuku ve yargıyı kendine araç haline getirmiş bir siyasi anlayış vardır.
Türkiye’nin 90’lı yılları, hukukun bu anlamda araç haline getirilmesinin şahikalarından biriydi. “Eski Türkiye”nin devleti, vesayetini yargı yoluyla icra ediyordu.
Peki “eski Türkiye” böyleydi de şimdi Tayyip Erdoğan’ın kurduğu “yeni Türkiye” farklı mı? Hayır. Günümüzde yargının araç haline getirilmesi 90’lı yıllardan, hatta bütün vesayet yıllarından çok daha ağır biçimde uygulanıyor.
Ben kendi ömrümde bu denli ağır bir baskı ve kısıtlama dönemini sadece 12 Eylül rejimi sırasında yaşadım; o rejim bile 1984’ün sonunu göremedi, çözüldü gitti. Oysa şimdi yaşadığımız karanlık hiç bitecek gibi durmuyor.
Neden bu kadar kötümserim? Hayır, seçimi Tayyip Erdoğan’ın yeniden kazanmasını beklediğimden değil; seçimi kim kazanırsa kazansın eldeki bu tuhaf ideolojik yargı organının tutum değiştireceğini düşünmediğimden. Bazı savcılar ve yargıçlar öyle militanlar ki, iktidarda kimin olduğu onların çok da umurlarında olmayacak. Onlar mesleklerinin adalet dağıtmak değil, toplumu belli bir “ahlak”la terbiye etmek olduğunu düşünüyorlar.
Buradaki “ahlak”ı siyasi görüşten hayat tarzına kadar hayatın her alanına yayılan bir “iyi-doğru-güzel” anlayışı olarak okuyun lütfen. Türkiye’de adına “siyasi mücadele” denen şey böyle bir şeydir; topyekün bir savaştır, her alanı kapsar. Sadece günümüz iktidarı değil muhalefeti de bu savaşı böyle görür, topyekün bir karşıdaki “ahlak”ı yok etme mücadelesi olarak.
Kötümserliğimin ikinci bölümü de bu: Bugün iktidarın oyuncağı olan yargının yarın muhalefetin intikam aracına dönüşmeyeceğinin bir garantisi var mı? Hayır yok.
Türkiye’de siyaset iyi örneklerden değil kötü örneklerden öğrenir. Etrafınıza bir bakın, ne çok Tayyip Erdoğan göreceksiniz.”

28 Nis 2022 - 09:42 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

27

serdar - kavalamı kabalamı kabalacılar yani. zate şahısta ajan tipi var alemeti yüzüne vurmuş okumasını bilene insan fizyonomosi kitaptır cevir cevir oku anlarsın.zaten insan olmak çok farklı bir boyut.çok çalışlması gereken süreçtir.sıretler insan olabilir lakin.bazı gözler vardır onu görür.buda müminin ferasatidir.bilir ama ses etmez.çünki onunda sevenleri vardır. fitneye sebebiyet vermemek için susar.kaos ortam oluşmasın diye.ama devlet delilere göre hareket eder.suç sabitse.onu yapar.kimsede mırın kırın edemez. etmeyede hakkı yoktur.gevşerse adelet ayağının 1 ayağı noksanlaşır.denge kaçar.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Mayıs 22:22
26

Ali Haydar - Madem bu Kavala suçsuz neden Almanya, Amerika bunun peşinde. Hem unutmayın ne demişti ingiltere'ye sığınan zat "Mesele ağaç değil, sen anlamadın mı"

Siz de anlamamışsınız anlaşılan mesela ağaç çevre mevre değil, meşru iktidarın devrilmesiydi.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Mayıs 16:04
25

Karagöz. - İsmet ,(keşke İsmet Paşa ya adın benzeyeceğine huyun karakterin benzeseymiş.

Kabataş,'ın kör şahidi seni.

İnsan içine nasıl çıkabiliyorsun şaşıyorum.

Yanıtla . 4Beğen . 1Beğenme 29 Nisan 17:44
23

Ravensburglu Hasan - Sayın Berkan ne kadarda masumane ve inandırıcı anlatmışsınız , bütün bu Türk milleti aptal ya hemen inandılar sizin bahsettiğiniz bu laf salatasına , bu kalkışma sırasında devletin vede milletin malına zarar verilirken neredeydiniz ? Üstelik Türk Bayrağı bu şerfsizlerce yakılırken sizleri hiç göremedik , sizin dürüst gazeteciliğiniz bumu ? Ne diyelim ki , nedesek kar etmez , birkere niyet bozuk ...

Yanıtla . 6Beğen . 3Beğenme 29 Nisan 12:33
22

Savaş Cakmak - Bu gibi soros beslemelerini masum gosterme cabalariniz ne zaman sona erecek. Ne zamandan beri Ülke düşmanlarına masum gözüyle bakmaya başladık

Yanıtla . 4Beğen . 6Beğenme 29 Nisan 11:11
21

Yavuz - Korku siyaseti ülkem nelerle uğraşıyor el uşağı mars ı keşfederken biz hala öç alma peşindeyiz adalete güvenin olmadığı ülkede ne kalkınma olur nede huzur bizim yeterince düşmanımız var dusman yerine birlik beraberligimize ihtiyacimiz var

Yanıtla . 3Beğen . 2Beğenme 29 Nisan 09:42
20

Fatih - İsmet bey kavala madem dediğiniz kadar masusa AB li saldırganlar neoluyorda Türk mahkemesinin verdiği karara ağızlarından salya akarak saldırıyorlar. Menderes ve arkadaşları asılırken yaşasın adalet diyenlere ne olduda bugün ABD tasmalı birini hapse atınca kahrolsun adalet diyorlar.

çok manidar değilmi. sizin gibi dününüzle bu gününüz birbirini tutmuyor. neden acaba merak ettim

Yanıtla . 6Beğen . 3Beğenme 29 Nisan 09:35
19

Yandaşsavar - Ülkenin bu hallere gelmesinde emeği olan, yandaşlıktan taviz vermeyen hep hükümet politikalarını savunan zât mı bunları söylüyor?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 29 Nisan 09:19
18

Ozan Çetin - Siz kimi savunuyorsunuz.Yok efendim komşusiymuş.Taksim ve çevresini ne hale getirenleri göremiyecek kadar körsünüz.

Yazıklar olsun.Bu vatan da aldığınız her nefes haram olsun.

Yanıtla . 2Beğen . 2Beğenme 29 Nisan 08:49
17

Muharrem Söker - Yavşak yalaka sen önce gördüğünü söylediği. Kabataş filminin öz eleştirisini ver. Tadikslde yazdığın dönemlerde özellikle bilim yazılarını okuyup yakınlarıma tavsiye ettiğim için kendimi affetmiyorum.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Nisan 23:19
16

Valtundal - Hükumeti düşürmek halkı isyana teşvik etmek ve ülkede kaos ortamı oluşturmak için illede yuksek sesle yada bağırarak konuşmak gerekmiyor, bu nasıl savunma şeklidir.

Yanıtla . 4Beğen . 1Beğenme 28 Nisan 22:27
15

Fehmi - Tayyibi,tayyipcisi,kavalasi,demirtasi,ocalani,bohcalisi ve geri kalani Kılıçdaroğlu da dahil bi ulkeyi terketseniz ne güzel olcak

Yanıtla . 3Beğen . 1Beğenme 28 Nisan 22:03
14

Cetin - Ne kadar Osman Kavala varsa ondan daha fazla da Tayyip Erdoğan var unutmayın.

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 28 Nisan 21:11
13

Anb - Daha Gezi Parkı olayları olmadan 1,5 yıl kadar önce Alabora ve arkadaşları neden parka yerleşmiş ve propaganda videosu çekip halkı hükümete karşı koymaya kışkırtmışlardı, oradaki anonymous maskeli otsporcular kimlerdi, neden "occupy İstanbul" sloganları kullanmışlardı. Onlar her türlü kaosu körükleyip çıkan olayların sorumlu tutulmacakkarını, bu ülkeyi sahip çıkacak kimselerin olmadığını mı sandılar?

Yanıtla . 17Beğen . 13Beğenme 28 Nisan 19:11
12

1 Kişi - İllagel e yakın nekadar örgüt düşünce kuruluşu var ise hepiniz o örgütlerin destekçisi milletin ahlaki manevi değerleri,gelenekleri nin dibine dinamit döşeyen soros zihniyeti insanlarsınız.hadi gelin inkar edin de görelim

Yanıtla . 14Beğen . 13Beğenme 28 Nisan 18:48
11

Ah Ve Vah - gördün mü İsmet akıl hiçbir şeyi unutmuyor

Yanıtla . 5Beğen . 4Beğenme 28 Nisan 18:05
10

Ömer Seki - Osman kavala avrupa Amerika vatandaşımı yok türk vatandaşı neden bütün bu gavurları onun için bu kadar yaygara koparıyor bir sürü tutuklu türk vatandaşı var siyasi suçtan yatan onlar için neden kıllarını kıpırdamazlar çünkü kavala onların adamı ve burada geziyi finans eden kişileriydi fetoda onların adamıydı ama bizim içimizde ki bazı kesimlerde cumhurbaşkanı düşmanlığı üzerinden hukuk yok yaygarasıla ortamı geriyor hukuk onların düşüncelerine uygun karar verdiği zaman hukuk gergini yapmıştır istemedikleri bir sonuç çıkarsa hukuk bağımsız değil deyip ikiyüzlülük yapıyorlar.

Yanıtla . 17Beğen . 11Beğenme 28 Nisan 18:05
09

Bingül - Bu yolları siz döşediniz, gezi de Beşiktaş'taki bacimimizin hirpalayan,üstü çıplak erkekleri görmediğiniz halde gördüm demıstiniz bunları unutmadık,, şimdi timsah gözyaşı döküp,Osman Kavala ve arkadaşlarını savunmayın,yetmez ama evet diyerek bugünlere ülkeyi siz getirdiniz ,

Yanıtla . 27Beğen . 6Beğenme 28 Nisan 17:37
08

Günah Çıkaran - Ah be ismetim, elif çakır ile sözde Kabataş saldırısının borazanciligini yaparken hangi mahalledeydin?

Yanıtla . 22Beğen . 2Beğenme 28 Nisan 16:11
07

Turanbirliği - O zaman abd neden ağlıyor ab neden ağlıyor bu bence büyük bir soru işareti,çünkú onlar işlerine yaramayan adam için kılını bile kıpırdatmazlar.

Yanıtla . 20Beğen . 11Beğenme 28 Nisan 16:09
06

Beyinsiz Seçmen - Sen ve senin gibi tipler sayesinde şimdi bunları yaşıyoruz. Bir gram suçunuz yokmuş gibi sorumluluğu sadece militan dediginiz kamu çalışanlarına bırakın. Yıllarca desteğiniz sayesinde bu hükümet ve yandaşları palazlandı, küstahlaştı.

Yanıtla . 16Beğen . 9Beğenme 28 Nisan 16:07
05

Başak - Bu yargı elde kanıt olmadan mahkum etmez, ne de masum bir vatandaş profili çizmiş oysa adam vatan hainliğinden mahkum oldu. Polyanna gözlüklerinizi çıkarın artık.

Yanıtla . 21Beğen . 17Beğenme 28 Nisan 15:28
04

Vedat Çakır - Politikacılar,artisler nasıl oluyorda hep aynı mahalledeler enteresan

Yanıtla . 13Beğen . 2Beğenme 28 Nisan 15:25
01

Kayhan Cetinkaya - Bugünlere gelirken dösedigin taşları unutmadik

Yanıtla . 20Beğen . 1Beğenme 28 Nisan 14:20