Tarihte Osmanlı-İslam şemsiyesi altında aynı kaderi paylaştığımız kardeşlerimizle bir seyahat vesilesiyle buluşmanın heyecanıyla varıyoruz Sarayova ya. Uçaktan inerken, yanımda bulunan bir öğretim üyesi "Bursa ya geldik" diyor. Ben de gülerek "Önemli değil hocam, ha Bosna , ha Bursa, İkisinin de adı B ile başlıyor, A ile bitiyor. İkisi de Osmanlı şehri." esprisi ile karşılık veriyorum.
Selami Çalışkan
Sarayova da Başçarşı yı, Kovaçi şehitliğini, Mostar da Mostar köprüsünü, Sarı Saltuk tekkesi ni, vezirler şehri Travnik i, minyatür Osmanlı şehri Potiçel i görünce Niyazi Yanmaz ın haklı olduğunu anlıyorsunuz. Sarayova nın Baş Çarşı semti, mimarisi, tek katlı dükkanları, sebili ve camileriyle, buram buram Osmanlı kokuyor. Girişteki sebil ve etrafını saran güvercinlerle birlikte geçmişimizi hatırlatıyor. El sanatlarının sergilendiği dükkanların ara sokakları Arnavut kaldırımı döşeli. Burada yürürken kendinizi Bursa ya da Safranbolu sokaklarında zannediyorsunuz. Savaşta Sırp topçusu ve uçakları tarafından yakılıp yıkılan çarşı, daha sonra aslına uygun olarak inşa edilmiş.
Boşnak kızlarının vefa sözleri
Tıp Fakültesi mezunu Mine ve Münevver, savaşta bütün ailelerini yitirmişler. Savaş yıllarında yapılan yardımları asla unutmadıklarını belirten Boşnak kızları, "Türkiye den yardım gelmeseydi, bizi yok ederlerdi" diyorlar. Savaş anında Türkiye den Bosna ya yapılan yardımları engellemeye çalışan birtakım medyanın yayınlarını "Sırpların ekmeğine yağ sürmek" şeklinde yorumlayan Boşnaklar, vefalarını ifade etmek için de "Türkiye ye şükran borçluyuz" diyorlar.
Miladi Müslümani
Bosna da Baş Çarşı nın ara sokaklarında bir Osmanlı şehrinin ruhunu oluşturan bedestenin, medresenin ve camilerin arasında dolaşırken Gazi Hüsrev Bey tarafından yaptırılan Moriçe Han da buluyoruz kendimizi. Burası bize İstanbul daki kapalı çarşıyı hatırlatıyor. Hanın alt katında İran dan getirilen İsfahan kilimleri satılıyor. Üst katında ise Aliya Izzet Begoviç in gençlik yıllarında kurduğu Miladi Müslümani -Genç Müslümanlar- Derneği nin lokali ve bürosu var. Burada biri Mısırlı, biri Boşnak, diğeri Libyalı 3 gazeteci vardı. Meslekdaşlarımızla Müslümanların niçin bu hale geldiğini konuşuyoruz.
Sebilden su içenler
Baş Çarşı nın orta yerinde şanlı ceddimiz Osmanlıların yaptırdığı muhteşem bir sebil var. Başçarşı nın sembolü haline gelen bu sebilden içenler mutlaka Sarayova ya ve Başçarşı ya bir daha gelirlermiş. Biz de "inşallah" diyerek kana kana içiyoruz.
Semt pazarı değil, can pazarı
Başçarşı dan otele giderken Markal Semt Pazarı nın yanından geçiyoruz. Otobüsten inmeden fotoğraf çekiyorum Burası 1995 te yüzlerce insanın sofrasına yiyecek götürmek için alış veriş yaparken, atılan vahşi bombayla tam 67 Müslüman kardeşimizin can verdiği o kanlı pazar yeri. ?Buraya semt pazarı değil, can pazarı demek daha doğru olur diyor ve gözyaşlarımı tutamıyorum. O dehşet dolu dakikaların korkusu, patlamada hayatını kaybedenlerin çığlıkları, yaşayan insanların gözlerinden okunuyor.
Bilge Kral a saygı
Ilıca daki otele yerleştikten sonra önce Bosna nın bilge kralı Aliya İzzet Begoviç in kabrini ziyaret ediyor, bütün şehitlerle birlikte O nun da ruhuna fatiha okuyor, kabri başında nöbet tutan asker gibi selam duruyoruz. Sonra Gazi Hüsrev Bey Camii ne gidiyoruz. Namaz kılan iki bayana rastlıyoruz.
Arkadaşımız Selami Çalışkan, Bosna savaşını destanlaştıran Bilge Kral Aliya İzzet Begoviç in kabri başında Boşnakça saygı duruşunda...