Güzel söz, temiz hava, helal yiyecek, salih bir çevre

Abone Ol

Tarihi mekânların, kapı, pencere, minber, mihrap, kürsü gibi ahşap bölümlerinin tamirini aslına uygun olarak yapan bir ustanın atölyesini ziyaret ettiğimde işlediği ağacın servi ağacı olduğunu söyledi. Ben de ona “İşiniz kolay, malzemeniz bol, mezarlıklarda bol miktarda servi ağacı var” dediğimde usta, “Mezarlık servilerini kullanmıyoruz. Kökleri insan teninden de yararlandığı için işlendikten sonra aradan elli yıl da geçse kötü kokusu geçmez, onun için geçmiş zamanlarda da mezarlık servileri kullanılmamış” dedi.

Malatyalı vatandaşlarımız, İstanbul’da yaptıkları evlerinin bahçesine Malatya kaysısı ekiyorlar ama toprak, hava ve suyun başkalığı nedeniyle aynı tadı bulamadıklarını söylüyorlar. Yediklerimiz, içtiklerimiz ve soluduklarımız tenimiz ve aklımız üzerinde etkili olduğunu günlük hayatımızda görüyoruz ve biliyoruz. Bu haftaki haberlerde günde 22 insanımızın trafik kazalarında öldüğünü duyurdu. Trafik kazalarında ölenlerin yüzde altmış beşi alkollü sürücüler tarafından gerçekleşiyormuş. Buna göre alkol teröristleri günde 14 kişi öldürüyorlarmış.

Dağa çıkıp teröristlik yapanlarla şehirde bu günün insanlık anlayışına göre saygın yerlerde olanlar da dağ teröristlerinden fazla adam öldürüyorlar. İki çeşit teröristin de eğitim olarak kulağından ve gözünden yediği eğitim gıdası aynı olduğundan ikisinin de yaptığı aynı ama biri saygın diğeri terörist olarak kabul ediliyor. Hatta saygın kabul edilenler yılbaşı, cumartesi-pazar gibi bazı belirli günlerde daha rahat alkol alsınlar diye polisleri de onların hizmetine veriveriyorlar. Kokusu feryatlarla, gözyaşlarıyla ortaya çıkıveriyor.

Okuduklarımız bizi uyuşturucuya, tacize, tecavüze, öldürmeye, soyguna, hortuma, çalışmadan kazanmaya, bedavadan geçinmeye, şirket kurar gibi adam öldürme çeteleri kurmaya sevk ediyorsa pirincin içinden taş ayıklar gibi okuttuğumuz kitapların her kelimesinin pirinç tanesi gibi içinden, azdıran, kudurtan, saldırtan, öldürten kelimelerden arındırıldığı gibi yediklerimizin içinden de haram olanlar çıkarılmalıdır.

Rabbimiz buyurur:

“Allah’ın rızk olarak verdiklerinden helal ve temiz olarak yiyin ve iman ettiğiniz Allah’tan sakının.” (Maide suresi ayet 5/88) İyi, güzel, temiz bir toplum için herkesin iyi, güzel ve temiz olması lazım. Küllükte gül yetiştirirseniz görüntü güzel olur ama pislik kokusu gül kokusunu boğar.

Onun için Rabbimiz:

“Kötü (söz, davranış ve kadınlar)ler kötü erkeklere layıktır. Kötü (söz, davranış ve erkek)ler kötü kadınlara layıktır. İyi (söz, davranış ve kadın) ler iyi erkeklere layıktır. İyi (söz, davranış ve erkek)ler iyi kadınlara layıktır. İşte onlar (Hz. Peygamber, Hz. Aişe ve Hz. Safvan) bunların söylediği (iftiraları)ndan uzaktırlar. Onlar için mağfiret ve bol rızk vardır.” (Nur süresi ayet 24/26) Güzel davranışların, iyi amellerin olması için temiz ve helal yiyeceklerle beslenmiş bir tene de ihtiyaç olduğuna dikkatimizi çeker Rabbimiz:

“Ey elçiler, güzel, temiz ve helal şeylerden yiyin ve salih amel işleyin. Şüphesiz ben yaptıklarınızı bilirim.” (Mü’minun suresi ayet 23/51)

Sevgili Peygamberimiz, çevrenin ve aile yapısının insan üzerindeki etkisine dikkatimizi çeker:

“Küllükte biten çiçekten sakınınız” buyurmuş. O nedir ya Rasülellah? Denildiğinde kötü bir çevrede yetişen güzel kadındır” buyurmuş. (MüsnediŞihab, hadis no 890, Darakutni ve Deylemi’den naklen Mekasıd-i hasene 135, Keşf-ül hafa 1/272)

Kadın veya erkek fark etmez, güzel söz, helal gıda ile yetişmiş olmalı. Böyle olmasına rağmen iyi topraktan da pıtrak dikenleri bittiği gibi Nuh aleyhisselamın oğlu, İbrahim aleyhisselamın babası, Muhammed aleyhisselamın amcası Ebu Leheb gibi kötü mahsullerde alınır mı alınır. Firavunun evinde Firavun’un hanımı gibi değerli Mümin insanlar çıkar mı çıkar. Biz, “ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran” Rabbimizin emrettiği şekilde görevimizi yapalım, kadere karışmayalım.

“Ben karışırım” diyen oldu da, kaderi değiştiren, yaşlanmasını engelleyen, ölümüne mani olan, tarih boyunca olmadı.