Güvenlik İhtiyacımız

Abone Ol

Güvenlik, çok önemli ihtiyaçlarımızdan... Din, hayat, akıl, nesil/aile, mal... Tüm değerlerimizin, temel hak ve özgürlüklerimizin sağlanması, korunması “olmazsa olmaz” ihtiyaçlarımızdan... İlahi ve beşeri/laik hukuk düzenleri bu ihtiyaçları karşılamak konumundadır… Zamanımızda tüm değerlerimizin tehdit ve tehlikede olduğu bir gerçek. “Güvenlik ihtiyacımızı etkin ve maliyetsiz nasıl karşılayabiliriz?” sorusuna cevap Hayat Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de var. Çünkü, “...Bu Kitap’ta eksik bir şey yok...” (En’am/38), “...Din/İslâm nimeti de ekmel/mükemmel… Eksiği de, fazlası da yok… (Maide/3)

Güvenlik de, huzur ve refah da (Nahl/112), adalet de (Nahl/90, Hadid/25, Şûra/13), güzel bir hayat da (Taha/123-124) ancak İslam’la sağlanabilir. Sadece bizim değil, tüm insanlığın İslam’a ihtiyacı vardır.

İyiliklerin emredilmesi, kötülüklerin önlenmesi, adaletin sağlanması için toplumsal, siyasi teşkilatlanmaya, siyasi ve teknolojik güce (adil ve güçlü devlet) muhtacız... Güçlü olmadan adaleti de sağlayamayız.

Değerleri sağlayıcı, koruyucu hukukî düzenlemeler, ekonomik ve sosyal tedbirlere ek olarak, ahlâkî/itikadi, ilmi tedbirlere de ihtiyaç var... İ.Gazali Hz.’nin ifade ettiği gibi hem gıdalar özelliğindeki bilimlere hem de ilaçlar özelliğindeki şeriat hükümlerine insanlık muhtaç...

Hukuk ve eğitim sistemimizin özüyle/özgünlüğüyle “millî”leştirilmesine zaruret var… Anlamalıyız ki, AB hukukuna uyum, AB ve Fulbright arası eğitimle nesillerimiz; şuursuz, sorumsuz, bencil, kişiliksiz, kimliksiz, materyalist, ateist ve terörist... oluyorlar! Batılıların değerleri, inançları, ölçüleri, yasaları ile bizimkiler ayrı değil mi? Hangisi üstün?

Cibril hadisindeki (s.a.v) “ihsan” tanımlamasıyla “Allah Teâlâ’yı görüyormuş gibi bir hayat yaşamak” bilincine/doğru tevhid bilgisine/eğitimine nesillerimizin ihtiyacı yok mu?

RABBİMİZ; her yerde/her an bizi gözetlemede (Fecr/14), Kiramen kâtiplerine de, her an amel defterimizi/hayat kitabımızı/kendi videomuzu kaydettiriyor. (Kaf/ 17-18). Ahirette de önümüze konulacağını (İsra/13-14), kendi ellerimizin, ayaklarımızın kendimize şahitlik edeceğini (Yasin/65) her şeye şahit, her zaman ve mekânda bizimle birlikte olduğunu, bize şah damarımızdan daha yakın olduğunu (Kaf/16) bildirdiği ayetlere, her an karşılaşacağımız ölüm ayetine rağmen, neden, bu ayetleri görmezden/duymazdan gelerek, zulüm ve gaflet içindeyiz?! Adı geçen ayetlerin bilgisi/bilinciyle/eğitimiyle yaşayabilsek, hangi günahları/suçları işleyebiliriz? İlahiyatçılarımız, siyasetçilerimiz, hukukçularımız, eğitimcilerimiz, düşünürlerimiz bu hayat/şifa veren ayetleri neden görmezden geliyorlar? Güvenlik çözümlerini başka yollarda/kapılarda/adreslerde arıyorlar?! (Enfal/24, Tekvir/26) Rabbimiz, adaleti de, imarı da emrediyor. (Nahl/90, Hadid/25, Hud/61)

Allah Teâlâ dilemeden, izin vermeden, yaratmadan hiç kimse için zarar yoktur. O halde, tüm zararlardan, yaratıkların şerlerinden, korkulardan, Rabbimize sığınmalıyız; O’ndan (c.c) yardım dilemeliyiz. (Fatiha/5, Kureyş/ son, Felak, Nas), Vesselam…