Her ateşkes kararının ardından sağlanan mutabakatta Türkiye’nin işin başında ilan ettiği güvenli alan daralıyor. Aynı zamanda ilan ettiği güvenli alanı terör örgütlerinden ve rejim güçlerinden temizlemek için Türkiye’nin başlattığı harekât durdurulmuş oluyor. Böylece Türkiye’nin mücadele ettiği güçlere nefes aldırılıyor, daha fazla kayıp vermeleri engelleniyor. Hatırlanacağı gibi önce Suriye’de Türkiye’nin isteği doğrultusunda bir güvenli bölge ilan edilmiş, buralarda ABD ve Rusya ile birlikte devriyeye çıkılmaya başlanmıştı. Ne var ki, buna rağmen rejim güçlerinin ve terör örgütlerinin saldırıları ve katliamları bir türlü durmadı, durdurulmadı. Bunun sonucu olarak da ülkemiz yeni bir göç dalgası ile karşı karşıya kaldı. Sonuç itibarıyla Türkiye ilan ettiği ancak ABD ve Rusya’nın desteği ile oluşturulacak güvenli bölgeden ümidini kesince harekâta geçti. Netice itibarıyla öncelikli olarak bir ABD heyeti soluğu ülkemizde aldı. Ardından benzer görüşmeler Rusya ile yapıldı ve sonuçta belli konularda bir mutabakat yeniden sağlandı ama bu mutabakatı imzalayanlar da buna uymadı.
Yeniden bir araya gelindi, ondan da istenen sonuç alınamadı, son olarak bu defa Rusya ile bir mutabakat sağlandı. Bu mutabakata Rusya ve rejim güçlerinin ne kadar uyacakları şimdilik belli değil. Gönül uyulmasını, çatışmaların kalıcı olarak son bulmasını arzu ediyor. Ancak görün o ki, ABD Suriye’de çatışmaların son bulmasını ve huzur gelmesini istemiyor. Çünkü ABD Suriye’de terör örgütleri PKK/YPG ile birlikteliğine son vermeyecek. Rusya ile sağlanan mutabakat sonucu ateşkes ilan edilmiş, ardından sağlanan mutabakat gereği M4 karayolunun güneyinde ve kuzeyinde 6 kilometre derinlikte oluşturulmasına karar verilen güvenli koridor hususunu görüşmek üzere Rus heyetinin ülkemize gelmeye hazırlandığı sıralarda ABD’nin IŞİD ile mücadele koalisyonu sözcüsü Caggins, “IŞİD ile mücadelemiz sona erene kadar PKK/YPG ile ortaklığımız devam edecek” açıklaması yapıyor. Sanki Suriye’de IŞİD kalmış, Suriye için en büyük tehdidi IŞİD oluşturuyormuş havası estiriliyor. Kısacası gerek bölge ülkeleri gerek dünya kamuoyu böylece kandırılıyor. Yani ABD Suriye’de terör örgütleri ile birlikteliğini sürdürmekte kararlı. Böyle olunca Suriye’ye barışın gelmesi, çatışmaların son bulmasını beklemek gerçekçi olmayacaktır.
Bu arada bir başka gelişme ise geçtiğimiz cuma günü Rusya’nın talebi üzerine İdlib ateşkesini ele almak için BM Güvenlik Konseyi toplandı ama sonunda bir açıklama yapılamadı. Rusya’nın BM temsilcisi Vasily Nebenzia, konseydeki ülkelerden birinin İdlib’de ateşkes ilanını öngören karara BM’nin destek vermesi ile ilgili kararın yayınlanmasını engellediğini açıkladı. Kulislerde engelleyen ülkenin ABD olduğu söyleniyor. Kısacası ABD, Suriye’de çatışmaların durmasını istemiyor. Çünkü çatışmaların devam etmesi işlerine geliyor. Böyle olunca zaman zaman dile getirdiğim Suriye’de ABD ve Rusya’nın birbirlerine paralel hareket ettikleri hususu netlik kazanıyor. Suriye’de Türkiye’nin rejim güçleri ile verdiği mücadele hız kazanıp, Rusya ve rejim köşeye sıkışma noktasına geldiğinde ateşkes sağlanmasını dillendiriyor ama, böyle bir sonuç elde edildiğinde de terör örgütleri ile birlikteliklerini yeniden dillendiriyorlar.
Bu noktada varılan ateşkesin, çatışmaların durması açısından iyi olduğunu söylemek gerekiyor ama, gelişmelerin sonunu beklemeden ateşkesin kalıcı hale geleceğini beklemek aldatıcı olabilir. Daha önce de benzer mutabakatlar sağlandı, birlikte devriyeye çıkıldı ama terör örgütleri ve rejim bildiklerini okumayı sürdürdüler. Çünkü ABD ve Rusya, terör örgütlerine desteklerini kesmediler. Masa başında söyledikleri ve attıkları imzaya sadık kalmadılar.