Gaflet uykundan ne uyandıracak seni acaba Emperyalist
işgale topyekün direnen, zalime mezar olan bir şehri, bugün geçmişin
işgalcilerinin “koruması” kadar acı veren ne olabilir ki Bazılarının “NATO
toprağı” saydığı yerlerin alman askerinin ve onun kontrolündeki Patriotların
“koruması” kimsenin mi kanına dokunmuyor Ne kadar meraklıymışız “NATO toprağı”
olmaya, NATO’nun kirli senaryolarına alet ve maşa olmaya…
Sömürüleri uğruna dünyayı ateşten bir topa çevirmekten
çekinmeyen küresel zalimlerin “vurucu gücü” konumundaki NATO’nun bu denli sadık
bir muhibbi olmak bile kimseye ters gelmiyor, kimseyi rahatsız etmiyor.
Manzaranın vahametine bir bakın; emperyalizmin oyuncağı NATO’nun koruyucu (!)
kanatları altında bir “kahraman” şehir! Emperyalistler, 100 yıl önce tokat
yedikleri şehirde, bu sefer “koruyucu” hüviyetiyle fink atıyorlar. Bu ne yaman
çelişkidir böyle!
Dünün işgalcisi ve tüm dünya Müslümanlarının
gözyaşlarının bir numaralı sebebi olan zihniyetin kolluk kuvveti, zalime
direnmenin ve ayağa kalkmanın vatanında boy gösterebiliyor. Daha da vahimi,
davet eden de biziz. “NATO toprağı” bahanesiyle davet ettiğimiz zalimin ta
kendisi ve herhalde çağıranlarında içleri çok rahattır şimdi.
Kimileri çıkıp da “sanki Türkiye işgal mi edildi ” diye
sorabilir. Bir memleket, bağımsızlığa karşı inancını yitirmeye başlamışsa,
“vatan” kavramının kutsiyetini unutmaya başlamışsa ve küresel zalimlerin
koruyucu (!) kanatları altına girmekten herhangi bir rahatsızlık durmuyorsa,
bir yerlerde bir sorun var demektir. Yüzyıl önce defedilen emperyalist, bugün
sembolik de olsa bir zafer kazanmış sayılır. En azından, bizi kendilerinden
“güvenlik” dilenme noktasına getirdiler. Gelişen ve değişen şartlar işgallerin
de niteliğini değiştiriyor. Önce zihinler işgal ediliyor, ki en kötüsü de o
zaten, sonrasında sizi kendi istedikleri noktaya getiren olaylar zinciri…
“Post-modern” bir işgal böyle olsa gerek.
Bağımsızlık, vatan gibi kavramlar kimilerine “sembolik”
gibi geliyor belki de. Öyleyse Rıdvan Hoca neden “kaledeki Fransız bayrağı
altında namaz kılınmaz” dedi, sormak lazım. Bir milletin en kutsal
değerlerinden değil midir kendi toprağını kendisinin koruması Hele ki, işin
emperyalist bir çeteden yardım dilenmek kısmı var ki, işte en kötüsü de o.
Ne oldu sana ey Maraş Tekme tokat kovduğun işgalci
zalimler, bugün “davet” üzerine geliyorlar bağrına. Dünya üzerinde milyonlarca
Müslümanın kanına giren zalimlerin kolluk gücü, senin toprağında güya seni
koruyacak! Zalimin askerinin, füzesinin varlığı da mı rahatsız etmiyor seni
İslam toprağını “NATO toprağı” sayıyorlar, sesin
çıkmıyor. İslam için savaşanların, 100 sene önce işgalcileri defeden dedelerin
duysa ne der bu duruma Neden bu sessizlik
Uyku hali, tatlı bir haldir. İnsana her dem cazip gelir.
Ancak, “Az uyku kalbe ciladır, çok uyku ise beladır” diye boşa söylememiştir
elbet. Derin uyku, aynı zamanda da gaflettir. Ey Maraş, ne derin bir gaflet
uykusundasın ki, “koruyucular” geldi diye daha da derin bir uykuya dalıyorsun,
ses etmiyorsun hala
Uyanma zamanı ne zaman gelecek bu gaflet uykusundan