Gürüz içerde, Baba dışarda!

Abone Ol

28 Şubat soruşturması kapsamında önceki gün tutuklanan eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüzle ilgili meşhur anekdotu Milli Gazete okurları bilir, ama yine de et tekrârü vel ehsen-velev kâne yüzseksen diyerek bir kez daha altını çizelim.

Eski TBMM Milli Eğitim Komisyonu Başkanı olan Prof. Mehmet Sağlam YÖK Başkanıdır...

Artık kendisine ayrılan zamanın son demleridir...

Veda turlarına başlar...

Adettendir, kendilerini atayan Cumhurbaşkanı veda turlarında ilk sırada yer alır...

Sağlam hoca da bu geleneğe uyarak Köşkün yolunu tutar...

Köşkün o dönem sakini Bir Bilen, nam-ı diğer Baba, yani Süleyman Demireldir...

Hoş beşten sonra Demirel kurtluğunu daha ilk dakikada gösterir;

-Hoca, tamam gidiyorsun da yerini kime bırakacaksın YÖKü kime emanet edelim

Mehmet Sağlam da Demireli iyi tanıyanlardandır; sorudaki niyeti ve göndermeyi sezinlese de bozuntuya vermeden, makamın nezaketine de hassasiyet göstererek cevap verir:

-Efendim takdir elbette sizlerindir. YÖK Başkanlığı yapacak çok kıymetli arkadaşımız vardır. Ancak YÖKü bir isme emanet etmeyiniz...

-Kimmiş o isim

-Efendim sadece bir isme rezervim var, o da Prof. Dr. Kemal Gürüz... Gürüzü YÖK Başkanı yapmayın da kimi yaparsanız yapın...

Konuşma bu minvalde sona erer...

Sonrasını biliyorsunuz...

Demirel, Mehmet Sağlamın sadece o olmasın dediği ismi, Kemal Gürüzü YÖK Başkanı olarak atadı...

Ve Demirel, üniversitelerde başörtüsü yasağından tutun da öğretim üyelerinin fişlenmesine varan baskı dönemini bu şekilde sürdürmüş oldu...

Şimdi sormak gerekmez mi

Gürüzün yargılanmasını ve tutuklanması sonucunu getiren bu uygulamalarda Demirelin hiç mi payı yok

Kemal Gürüz içerde, Demirel dışarıda!

Çevik Bir hapiste, TBMM üyelerine "İşiniz zor" diyen Baba elini kolunu sallaya sallaya yol gösteriyor...

Söyler misiniz; Hak bunun neresinde

Kemal Gürüzle ilgili yolsuzluk iddiaları...

Tamam, Kemal Gürüz 28 Şubat soruşturmasından tutuklandı ama YÖK Başkanlığı döneminde Gürüzle ilgili iddialar TBMMde araştırma konusu oldu...

Öyle iddialar dile getirildi ki...

İşte bunlardan birkaçı;

* YÖK Döner Sermaye İşletmesinin zarar ettirilmesi ve sermayesinin aşındırılması.

* İta amiri olduğu ÖSYM Başkanlığının sınav hizmetlerine ilişkin ihale işlemlerinde rekabeti engelleyici, aykırılıkları giderici tedbir almamak.

* Informatica firması teslim etmekle yükümlü olduğu süreli yayınları YÖKe teslim etmediği halde teslim etmiş kabul edilip ödeme yapılması. YÖKün 900 bin 904 ABD Doları zarar ettirilmesi.

* 1996, 1997 ve 1998 yıllarında yurtdışına gönderilen araştırma görevlilerinin sözlü geçme sınavlarında usulsüzlük yapmak. Puanları yüksek adayların değil de düşük adayların yurtdışına gönderilmesi.

* Dekanlar ile öğretim elemanlarının sicillerinin birinci amirlerce doldurulması ve ikinci amirlere gönderilmesinde keyfi davranmak.

* YÖK Genel Kurulunun 78 sayılı KHKya aykırı bir karar alarak akademik kadroların dağıtımını rektörlerin yetkisine vermesi ve rektörlerin de bunu seçim dönemlerinde baskı aracı olarak kullanması.

*Haklarında herhangi bir soruşturma ve disiplin cezası bulunmayan bazı rektörleri keyfi olarak istifaya zorlayan Gürüzün, haklarında çok sayıda şikayet ve soruşturma bulunan başta dönemin İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu ve İnönü Üniversitesi Rektörü Ömer Şarlak olmak üzere diğer bazı rektörler hakkında herhangi bir işlem yapmayarak görevini kötüye kullanması...

İddialar bu minvalde uzayıp gidiyor...

Bu iddiaların peşini bırakmayan ve bir dönem Kemal Gürüzle birlikte çalışmış eski MHP milletvekili Mustafa Gülün şu sıralar neler yaptığını merak etmiyor değilim...

Gürüzün yükselmesinde şaşırtan referans!

Şimdi sizlere şaşırtıcı bir bilgi vermek istiyorum...

Yakından takip etiğim için bugün gibi hatırlıyorum...

TBMM YÖK Araştırma Komisyonunun ilk dinlediği isim Dr. Uygur Tazebaydı. YÖKte Genel Sekreter, Üye ve Başkanvekilliği görevlerinde bulundu Tazebay.

Uygur Tazebay, TBMM Komisyonuna verdiği ifadelerinde Gürüzün kendilerine eski rektörlerden Tarık Somer tarafından tanıtıldığını belirtiyor.

Tarık Somer kim mi MHPye yakınlığı ile bilinen, milliyetçi görüşleri ağır basan eğitimci...

Tazebay, Kemal Gürüzün kimyacı olarak Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanlığına atanmasında Tarık Somerin referans olduğunu, kendilerinin de bunu gerçekleştirdiğini belirtiyor...

Şu cümleler Uygur Tazebaya ait; "Kişileri kısa bir sürede lâyık olmadığı yerlere getirirseniz bu hale gelir. Nedir bu; bunu biraz açıklamak istiyorum: Yeni profesör olmuş bir kişi hatta onun profesörlüğü hakkında da bazı yerlerde bir şeyler çıkmış, zabıtlara geçsin, Komisyon bir araştırsın, (Kemal Gürüz) 5 yıl doçentliği doldurmadan prof. olmuş deniliyor. Tabii o konuda benim elimde kayıtlar yok, onun için bir şey söylemek istemiyorum, sadece Komisyon araştırırsa YÖKteki arşivlerden filan çıkar. Bilahare, KTÜ Rektörü Sayın Lami Eser ayrıldıktan sonra yine Tarık hocanın lanse etmesiyle Karadeniz Teknik Üniversitesine rektör yaptık. Tarık Somer vefat ettikten sonra sayın başkan da şahittir buna, duymuştur veyahut Tarık Somerin eşi, Biz Kemali yanlış tanımışız, Tarık, Kemali yanlış tanımış, son anda biz öğrendik falan diye de böyle bir serzenişte bulunduğunu duydum ben."

YÖK kasasından ABDye gönderilen iki gazeteci!

Dr. Uygur Tazebayın TBMM Komisyonu raporlarına yansıyan ilginç bir ifadesi daha var; Gürüz, YÖK Başkanlığı döneminde iki ünlü gazeteciyi, YÖKün kasasından ABDye göndermiş meğer... İşte o ifadeleri:

"YÖK Başkanlığı zamanında bazı basın mensuplarını, bunların iki tanesinin ismini biliyorum, diğerlerini bilmiyorum, Hürriyet gazetesinden Kamuran Zeren, Milliyet gazetesinden Abbas Güçlü ve diğer bazı basın mensuplarının yollukları, uçak bilet bedelleri YÖK tarafından karşılanmak suretiyle ABDye gönderildiklerini ve 15 gün süreyle orada kaldıklarını ben YÖKten ayrıldıktan sonra duydum."

NOT: Bugün 27 Haziran 2012. Uyan da balığa gidelim... 2012 yılında yeni Anayasa vaadini sıcak tutmak adına... 2012den 5 ay 27 gün daha eksildi. Yeni sivil anayasanın yazımına başlandı, ilk cümleler ortaya çıktı... Ama bugünlerde tık yok... Takipçisiyiz...