Gurbet içinde gurbeti yaşıyoruz

Abone Ol

İnsanın ilk gurbeti ana karnıdır. İnsan yavrusu bu

karanlık mekânda dünyaya geleceği günü bekler. Vakit bellidir, bu anı ne bir

lahza geri ne de ileri alabilirsiniz. Allah ın takdir ettiği gün bebek dünyaya

gelecektir

İnsanın sevdikleri ile arasında perde olan bu karanlık

tünel, vakti geldiğinde açılır ve insanoğlu dünya ile tanışma şansı bulur. Anne

ve ailenin diğer fertleri uzun bir yoldan gelen bu yavruyu sevgiyle kucaklar ve

ona hayatı öğretirler. Çocuk eşyaları, insanları ve olayları anlamaya ve

anlamlandırmaya çalışmaktadır. Çocuk dünyaya gelmiştir ve artık ikinci bir

tüneldedir, bu tünelin sonu ebediyete açılmaktadır.

İnsanın ikinci gurbeti ise evinden, yakınlarından ve

çocuklarından uzaklaşması ile ortaya çıkar. İnsanoğlu doğup büyüdüğü mekânın,

birlikte vakit geçirdiği insanların ve yakınlarının kokusunu üzerinde taşır.

Onlarla arasında gizil bir bağ geliştirir. Eşyalarına bağlanır, yakınındaki

kişilerle bir bağ geliştirir. Yaşadığı mekândan uzaklaştığında onların

yoksunluğunu bütün benliğinde hisseder, mesafeler uzadıkça kişi acı çeker.

Böyle durumlarda hatıralara koşar, yaşanmış sayfaları tek tek açar ve o günleri

yeniden yaşamaya başlar. Gurbet onun bedenini uzaklara taşısa da ruhu hep

sevdikleri ile beraberdir.

İnsanın üçüncü gurbeti ise ahiretle arasında perde olan

dünyadır. Onun gerçek yurdu doğup büyüdüğü bu yer küre değildir. O bu dünyanın

misafiridir ve burada gurbeti yaşamaktadır. Ne zaman dünya ile ünsiyet kursa

vatanını hatırlatacak bir işaretle karşılaşmakta ve yalnızlaşmaktadır. Bir

insan evinden, yakınlarından, doğup büyüdüğü topraklardan uzaklaştığında ne

hissediyorsa a o da yaşadığı bu dünyada aynı duyguları hissetmektedir. Gurbet

içinde gurbet yaşayan insan, ölümle birlikte gerçek yurduna kavuşacağının

farkındadır. O yüzden zorlukları içinde barındıran hüzün ve gurbeti

sevmektedir.