Toplum olarak yaşadığımız problemlere şöyle bir göz
atınız! Aile facialarından toplumsal çözülmelere kadar pek çok problemle karşı
karşıya kalacaksınız. Sonra da tarihe bir yolculuk yapıp son peygamber Hz.
Muhammed (s.a.v) öncesi dünyanın durumunu hatırlayınız: Zayıflar eziliyor, güç ve
otorite sahipleri baş tacı ediliyor, insan onuru ayaklar altına alınıyor.
İnsanlık huzur ve barışın hasreti içinde... Herkes,
kurtarıcı bir el beklemekte... O gün ile bugün arasındaki benzerlikleri fark
ediyor musunuz
O gün Allahü Tealâ peygamber göndererek kullarını
ferahlatıyor ve rahmetini indiriyor. Kutlu mesaj, Nur dağındaki Hira
mağarasından dalga dalga yayılmaya başlıyor: Oku, seni yaratan Rabbinin
adıyla!.. (Alâk, 1)
Artık, İslâmiyet güneşi doğmuş, ilâhî nur insanlığın
istifadesine sunulmuştur. İlk mesaj, insanlığın kurtuluşunun ilim le olacağını
müjdeliyor. İlmin kaynağı ise Allahü Tealâ!.. İlim O nun (c.c.) sıfatı.
El-Alîm güzel isimlerinden biri Her şeyi hakkıyla bilen anlamında. Onun
için ilim öğrenmeye Allah ın ismi -besmele- ile başlanması isteniyor.
Oku, ilim öğren ama ilmin sahibini unutma!.. Besmele, ne
büyük rahmet! Gam ve kasaveti dağıtıyor; meltem rüzgârları misali insanda
ferahlık oluşturuyor. İlim adamları, besmele ile içilen suyun molekül yapısının
değiştiğini açıklıyorlar. Besmeledeki sırrı anlayabilseydik, her işimize
besmele ile başlamayı ihmal etmezdik. Kur an-ı Kerim deki surelerin
başlığının besmele oluşunu, 114 surede 114 besmelenin yer almasını sebepsiz
mi sanıyorsunuz Allah ı tanımadan öğrenilen bilgi ile saadet ve huzura
ulaşamazsınız!
Besmele ile kurulan toplum
Allah tarafından elçi olarak görevlendirilen kutlu Nebi
(s.a.v) tebliğ ve davete başladı. İnsanlar arasında ayrım yapmadı. İslâm
davetini en yakınlarından başlattı. Her ırk ve renkten insana mesajını
ulaştırmaya çalıştı. Tatlı dil, güler yüz ve yumuşak bir üslup kullandı. Çünkü,
Rabbimizin buyruğu şöyleydi: (Rasülüm!) Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel
öğütle davet et ve onlarla en güzel şekilde mücadele et! (Nahl, 125)
Hakkın kendi içinde kabul ettirme gücü var. Allah
Rasülü nün (s.a.v) tebliğ ve daveti meyvesini veriyor, insanlar bölük bölük
İslam a koşuyordu. Kalbler yumuşuyor, kin, nefret ve intikam duygularının
yerini sevgi, şefkat, merhamet duyguları alıyordu. Herkes, aynı zamanda kardeşi
için yaşıyordu: Müminler ancak kardeştirler. (Hucurat, 13) Kendiniz için
istediğiniz iyilik ve güzellikleri Müslüman kardeşiniz için de istemedikçe
kâmil mümin olamazsınız. (Buharî)
Allah Rasülü (s.a.v) Kur an-ı Kerim ölçüleri ile bir
toplum, bir medeniyet inşa ediyordu: Sevgi medeniyeti, gül medeniyeti İnsanlık
böylece, kişinin yapı ve yaratılışına uygun olan yaşanmaya değer bir hayatın ne
olduğunu görüyordu.
Allahü Teala, Efendimizi (s.a.v) insanlığa örnek olarak
seçmişti: Andolsun ki, Allah ın Rasülü, sizin için, Allah ı ve âhiret gününe
kavuşmayı umanlar ve Allah ı çok zikredenler için güzel bir örnektir. (Ahzab,
21)
Üsve-yi hasene
-en güzel hayat modeli- olarak anlatılan Allah Rasülü (s.a.v) hayatın her
alanında eşsiz insan örneğidir. O, bir tebliğ ve davetçi, bir din önderi, Asr-ı
Saadet toplumunu inşa eden bir kurmaydır. İdeal bir eş, şefkatli bir baba,
insanlar arasında geçimli bir kişi, gelmiş geçmiş en büyük eğitimci, bir
ıslahatçı, bir cihat peygamberidir. Aklımıza gelen her alanda insanlığın ufku
O dur (s.a.v). Bu anlayışla, dünyanın en vahşi toplumundan, dünya durdukça
insanlığa örnek olacak Asr-ı Saadet toplumunu çıkarmayı başarmıştır.
Rahmet ve Cihat Peygamberi
Allah Rasülü (s.a.v) rahmet peygamberidir. Hem de Âlemlere rahmet. (Enbiya, 107)
Kur an-ı Kerim in canlı ve yaşayan örneği, o yüce Rasül ün (s.a.v) hayatıdır.
Peygambere itaat, Allah a itaattir. Çünkü, O nu (s.a.v) peygamber olarak
görevlendiren yüce Rabbimizdir: De ki: Eğer, Allah ı seviyorsanız bana uyun
ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. (Ali İmran, 31) Kim
bana itaat ederse, Allah a itaat etmiş olur. Kim bana isyan ederse, Allah a
isyan etmiş olur. (Buharî)
Allah Rasülü (s.a.v) aynı zamanda cihat peygamberidir.
İyiliklerin yayılması, kötülüklerin ortadan kaldırılması için mücadele
vermiştir; ifsada uğramış toplumun ıslahı için çalışmıştır.
Efendimiz (s.a.v) vefat etti, ama Allah tan getirdiği
Kur an-ı Kerim ve mübarek sünneti bütün tazeliği ile elimizdedir. O (s.a.v),
Allah ın dini hâkim olsun, diye cihat etmiş, İslâm ın iyilik ve güzelliklerini
bütün insanlığa ulaştırmıştır: Namaz dinin direği, cihat ise ibadetlerin
zirvesidir buyurmuştur.
İslâm dininde cihat, İslâm ın öğrenilmesini, yaşanılır
hale getirilmesini, gelecek nesillere aktarılmasını ve İslam ın iyilik ve
güzelliklerinin bütün insanlığa ulaştırılmasını amaçlar. Asr-ı Saadet modelinin
günümüze taşınmasının yolu budur. Cihat en büyük ibadettir. Çünkü, İslâm
nimetinin bütün insanlığa ulaşmasını sağlar. İnsanlığa dünya ve âhiret
saadetinin yolunun açılması, cihat ibadetinin yapılmasına bağlıdır:
Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak
ticareti size göstereyim mi
Allah a ve Rasülü ne inanır, mallarınızla ve canlarınızla
Allah yolunda cihat edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
İşte bu takdirde O, sizin günahlarınızı bağışlar, size
zemininden ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerindeki güzel meskenlere
koyar. İşte, en büyük kurtuluş budur.
Seveceğiniz bir şey daha var: Allah tan yardım ve yakın
bir fetih. Müminleri (bunlarla) müjdele! (Saff Suresi, Ayet 10-13)