Günü bile kurtaramamak

Abone Ol

EKONOMİ  Bakanı

Nihat Zeybekci, ekonomik büyümeyle ilgili olarak karamsar veya gerçekçi

konuşmuş. Zeybekci, ilk çeyrek büyümesinin tatmin etmeyeceğini söylüyor ve

Eksi ya da sıfır olmayacak ama istediğimiz gibi de gelmeyecek diyor. Çok

şükür, negatif veya sıfır olmayacak mış!

İlk çeyrekte yüzde 1.5 büyüme beklediklerini söylüyor

Bakan. Türkiye gibi yüzde 5 civarında bir büyüme trendi tutturamadığında

yerinde saymaya mahkum bir ekonomi için yüzde 1.5 büyümeye, büyüme

denebilirse tabi!

Vatandaşın, dar gelirlinin, işçi, memur, emekli,

ücretlinin çektiği ekonomik sıkıntıları, işsizliği, enflasyonu, geçim

sıkıntısını, diplomalı işsizleri falan geçtik artık. Onların sıkıntısı, derdi

kimseleri ırgalamıyor bile. Varsa yoksa para piyasaları, borsa, faiz, döviz,

bankalar var onlar için. Ancak ekonomideki arızalar o kadar görünür halde ki,

ister istemez sıkıntılar ifade edilmek zorunda kalınıyor artık.

Ekonomi Bakanı, 2014 büyümesinden de bahsediyor ve yüzde

2.8 ile 3 arasında tahmin ettiklerini söylüyor. Halbuki hükümet yüzde 4 hedef

koymuş, sonra da bu hedefi yüzde 3.3 e revize etmek zorunda kalmıştı. Bakan ın

açıklamasına bakılırsa, revize edilen hedef de tutmayacak. Büyümedeki negatif

sapma yüzde 25-30 civarında olacak. Geçen sene büyüme hedefini revize eden

hükümet, 2015 yılı için de yüzde 5 ten yüzde 4 e düşürmüştü tahminini.

Muhtemelen bu hedef de yeniden düzeltilecek. Bakan ın söylediklerine ve ilk

çeyrekteki büyüyeme haline bakılınca, yüzde 4 de mümkün görünmüyor.

Ekonomi Bakanımız, TL deki değer kaybını, ısrarla değer

kaybı değil, dolardaki yükseliş olarak takdim etmesiyle dikkat çekmişti. Ne

fark eder ki dememeli. Mesele TL deki değer kaybı, yani devalüasyon olarak

takdim edildiği zaman, toplumda oluşan algıyı hesaba katmalı. Ekonomi nereye

gidiyor sorusunu sordurmamak üzerine bir çaba vardı sanki bu sözlerde.

Bakan Zeybekci, 2014 büyümesini değerlendirirken,

ekonominin hal-i pür melalini de gözler önüne seren bir değerlendirme yapmış.

İhracatın yüzde 2.7 lik katkısı olmasa, büyümenin sıfıra yaklaşacağını

söylemiş. Geçen yıl iç piyasanın büyümeye katkısının olmadığı tespiti de Türk

ekonomisinin içinde bulunduğu durgunluk tehdidini ortaya koyan bir

değerlendirme.

Önümüzdeki aylardan umutvar olan Sayın Bakan ın, ilk

çeyrek büyümesinden umutsuz olmasında düşüşteki ihracatın negatif etkisinin

payı büyük. İlk iki aydaki altın dahil yüzde 3.5, altın hariç yüzde 11 lik

ihracattaki düşüş ciddi bir sorun olarak duruyor. Türk ekonomisi ciddi manada

kırmızı alarm veriyor.  TÜİK in

açıkladığı Mart ayına ilişkin ekonomik güven endeksi de bunu doğruluyor.

Ekonomik güven endeksi, Mart ta geçen aya göre yüzde 15.4 azalarak 88.50

değerinden 74.85 değerine düşmüş. Yani resmen çakılmış. Bu çakılışın nedeni ise

tüketici, reel kesim (imalat sanayi), hizmet, perakende ticaret ve inşaat

sektörü güven endekslerindeki düşüşler. İşler tüm sektörler için kötü gidiyor

yani.

Türk ekonomisi, borca ve sıcak paraya dayalı anlamsız

politika tercihinin meyvesini topluyor. Zamanında bu yol çıkmaz sokak diye

uyaranları dinlemeyenler, bugün günü bile kurtaramamakla karşı karşıya. Her şey

çok belirsiz ve bulanık ama bir gerçek var. Bu sorumsuz ekonomi politikalarının

faturasını yine vatandaş ödeyecek.