Bir Ramazan ayını ve arkasından da Ramazan Bayramı nı geride bıraktık. Ramazan ayında söz ve fiillerimizle kul olmanın hazzını, Ramazan Bayramı nda da bu hazzın neş esini yaşadık.
"Bayram geçti" deyip kulluğumuzu unutmuş değiliz; bunun icapları ne ise yerine getirme gayreti içindeyiz, elhamdülillah.
Şu günde bir def a daha yalvarıyoruz ki, Allah (c.c.) hepimizi trafik ve enflasyon canavarı başta olmak üzere, bilumum kolu uzun, vicdanı kısa her türlü canavarlardan korusun ve kurtarsın...
Bugün, atalarımızdan bizlere intikal eden bayrama dâir bâzı tâbir sözleri hatırlatmaya çalışacağız. Meselâ, "Bayram etmek" diye bir tâbirimiz vardır. Bu tâbiri "Çokça sevinmek" mânâsında kullanırız. İçinde bu tâbirin geçtiği bir tanıtım cümlesini kurmak gerekse deriz ki:
"İnsanlar, maddi-mânevi sıkıntılardan bir an için bile de olsa kurtulunca, sokaklarda bayram etti.
Bayram etmek, çok sevinmek demektir. Bayramlar sevinç ve sürurun dışa vurduğu, mutlu yaşantının haz verdiği mübârek günlerdir. Her günümüz bayramlar gibi olsa ne de güzel olur değil mi İnsanlar bunu başarmalılar. Elbette bu, inanç isteyen, itikatları sağlam olan insanların oluşturabilecekleri bir olgudur.
Bayram deyince neyin kastedildiğini de iyi kavramak lâzım. Osmanlı (Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye de), sâdece Kurban ve Ramazan sonundakilere "Bayram" demiş. Bugün bizim bayram dediğimiz diğer günlere ise Donanma Şenliği ismini vermiş ve böylece mukaddes günlerle diğer günleri birbirinden ayırmıştı. Bizler de "bayram"dan kastedilenin ne olduğunu iyi tefrik etmeliyiz. İşin şuurunda olmamız yaşantımızı da renkli kılar.
Bayram ile alâkalı bir başka tâbirimiz daha var:
"Ay ı görmeden bayram etme!"
Bu ikâz yüklü söz ile de atalarımız:
* İhtiyatlı davranmanın ehemmiyetine,
*Herhangi bir iş tahakkuk etmeden, ona oldu gözüyle bakıp sevinmenin yanlışlığına,
*Dereyi görmeden paçayı sıvamanın, doğmadık çocuğa don biçmenin gülünçlüğüne dikkat çekmişlerdir.
Atalarımızın bayrama dâir, öfkeli ve kızgın zamanlarında söyledikleri zannedilen bir güzel söz daha vardır:
"Bayramdan sonra gelen kınayı al kendine yak." diye. Bu söz ile atalarımız, "birilerine yapılacak iyiliğin, zamanlamasının da, en az iyiliğin kendisi kadar önemli olduğuna" işaret buyururlar. Öyle ya, yapılacak iyiliğin zamanlaması da çok önemlidir.
Hayatı önemseyelim ki, günlerimiz bayram kadar mutlu geçsin...