Güney Çin Denizinde Kıvılcım Savaş

Abone Ol

Uluslararası kamuoyu Suriye üzerinden bir “Üçüncü Dünya Savaşı”nı konuşurken, bu savaş bütün çıplaklığıyla daha uzaklarda çıkacağa benziyor. En azından verilen mesajlar, daha doğrusu savrulan “tehditler” bunu gösteriyor.

ABD Deniz Kuvvetleri Muharebe Başkanı Richardson ile telekonferans görüşmesi gerçekleştiren Wu Shengli Güney Çin Denizi’ndeki yapay adalara yaklaşan ABD Deniz Kuvvetlerine ait USS Lassen adlı destroyeri vurmakla tehdit ediyor ve “bakmayın gülümseyen yüzüme, gerekirse fena çakarım” diyor.

***

ABD ile aralarında gerginliğin tırmanmasına yol açan söz konusu ada ve resiflerde yaptığı inşa faaliyetlerinin Çin’in içişleriyle ilgili olduğunu ve herhangi bir ülkeyi etkilemediğini (aslında “ilgilendirmediğini” demek istiyor) savunan Wu, ABD’nin ülkesine yönelik egemenlik ihlallerine son verilmesini istiyor.

ABD’nin tehlikeli provokatif eylemlerini durdurmadığı takdirde, küçük bir kıvılcımın savaş çıkarabileceğini söyleyen Wu da kim mi Söyleyeyim: Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) Deniz Kuvvetleri Komutanı.

***

2014’ten bu yana tüm dünyadan daha fazla bütçeyi denizlerdeki çıkarlarını korumak ve ABD tekeline son vermek adına yeni bir donanma inşa etmeye ayırmış olan ülkenin en üst dereceli amirali.

“ABD ile daha sık karşı karşıya gelineceği” tespitinden hareketle Mayıs 2015’te yayımlanan yeni askeri strateji belgelerinde Çin’in kendi karasularından daha çok açık denizlerde görev üstlenmesi beklenen donanmanın en başındaki isim. Bu kapsamda, geçtiğimiz ay Rusya ile birlikte Karadeniz ve Akdeniz’de ortak tatbikatlar adı altında “yeni oyuncuklarını” deneyen amiral.

***

İhtilaflı bölgeye savaş gemisi gönderme konusunda ABD’yi uyaran sadece Wu değil. Benzer bir ikaz, Ekim ayının son günlerinde Pekin’de gerçekleştirilen bir seminer sonrası gazetecilerin sorusunu cevaplandıran bir sivilden de gelmişti.

“ABD’nin Güney Çin Denizi’nde, Çin’e ait adalara 12 deniz mili uzaklığındaki mesafeye savaş gemisi gönderme niyetinde olduğuna” ilişkin soruya cevap veren Wang Yi adındaki sivil, ABD’yi yoktan yere sorun çıkarmama konusunda uyarmış ve böyle bir eyleme geçmeden önce iki kez düşünmesini istemişti. ABD’ye düşüncesiz bir harekette bulunmama çağrısı yapan ve bu çıkışıyla askerden aşağı kalmayan Wang Yi ise ÇHC Dışişleri Bakanı’ydı.

***

Olay ilk bakışta “ani kriz” gibi gözüküyor. Hatta bu gidişle, Çinli Amiralin imalarıyla ABD savaş gemisine yönelik kontrol dışı bir atışla (aynen bizim Muavenet Muhribi’nin başına gelen bir “olay” gibi) “kazara kriz”e dönüşecek gibi. Ama olayın aslı astarı böyle değil. Ertelenmiş, dolayısıyla da kronikleşmiş bir kriz durumuyla karşı karşıyayız. Amiyane tabirle, ABD-Çin arasında “öküzün öldüğü, ortaklığını bittiği” bir durum söz konusu.

Soğuk Savaş döneminde SSCB karşısında el ele kol kola müttefiklik pozları veren ve bundan dolayı aralarındaki sorunları ileri bir tarihe erteleyen ABD ve Çin, şimdilerde bu ertelenmiş krizin buz gibi soğuk yüzüyle karşı karşıyalar. Ve asıl “tehlikeli belirsizlik” şimdi başlıyor.

***

Çin’in yükselmeye başlamasıyla paralel seyreden ve önümüzdeki süreçte daha da şiddetlenmesi beklenen krizin aktörleri sadece ABD ve Çin değil. Dolayısıyla Çinli Amiralin bahsettiği “kıvılcım” en azından bölgesel bir savaşı ateşleyebilir. Nitekim bununla ilgili mesaj Mayıs ayında verilmişti.

ÇHC’nin Güney Çin Denizi’nde yapay adalar oluşturma kararının hemen ardından ABD, Avustralya ve Japonya “Tılsım Kılıcı” adı altında geniş çaplı bir tatbikat Temmuz ayında gerçekleştireceklerini açıklamışlardı. Tatbikatta deniz operasyonları, amfibi iniş, özel kuvvetlerin taktik operasyonlarının yanında kentsel savaş uygulamalarının da yer alacağı belirtilmişti.

***

Hepsi tamam da, “kentsel savaş uygulamaları” neyin nesiydi Tatbikata bunun dâhil edilmesi ne anlama geliyordu Bu soruya verilecek cevap, hiç kuşkusuz bölgede hangi güç ya da güçlerin işgalci pozisyonda olacağıyla ilgili önemli bir ipucu veriyor. Bu arada, benzer bir tatbikat bölgede son olarak 2014 Temmuz’unda ABD, Hindistan ve Japonya’nın katılımıyla düzenlenmiş ve bir hafta sürmüştü. Dolayısıyla, görünen o ki bölge yavaş yavaş önce doktrinler, ardından gerçekleştirilen askeri tatbikatlar ile sıcak bir savaşa doğru gidiyor. Bu konuyu yazmaya devam edeceğiz...