Gündemin ilk maddesi terörle mücadele, ikincisi ekonomi

Abone Ol

Daha hükümet kurulmamış, hükümet programı açıklanmamış ama iktidar partisinde belli bir grup gündemin ilk maddesine başkanlık sistemini oturtmaya çalışıyor. Hâlbuki serinkanlı düşünülecek olursa bugün ülkenin öncelikli konuları sıralamasında birinci sırayı terörle mücadelenin, ikinci sırayı ise ekonominin aldığını görmek mümkündür. Bunu görmek için çok şeyler bilmeye de gerek yoktur. Halkın sesine kulak vermek yeterlidir. Ülkede huzurun sağlanması terörün son bulmasına bağlıdır. Huzurun olmadığı bir ülkede başka konuları tartışmaya açmak toplumu oylamak değilse zaman kaybı anlamına gelir. Aslında seçim sonuçları da bu gerçeği açıkça ortaya koydu. Barış sürecinin sonuçları 7 Haziran seçimlerinde AK Parti’yi tek başına iktidar olmaktan uzaklaştırırken, geçen 5 aylık süre içinde yürütülen terörle mücadele puan kazandırdı. Bu bakımdan öncelikleri doğru tespit etmek, adını doğru koymak gerekiyor. Terörle mücadelede başarı sağlanır, terör örgütünün beli kırılırsa ülkede huzur hâkim olacak, bunun sonucu olarak olayları serinkanlı bir şekilde değerlendirmek mümkün olabilecektir. Terörle mücadelede nihai hedef barışın tesisidir. Aksi halde terörle mücadelenin bir anlamı kalmaz. Yani terörle mücadele terör örgütünü silah bırakmaya zorlamaktır. Böyle olursa terörle mücadelede istenen hedefe ulaşılmış olur. Terör örgütü silah bırakmadan bir takım süreçlerin başlatılmasının anlamsız olduğu tecrübe ile görüldü. Ayrıca, terörle mücadele konusunda toplumun çok büyük bir bölümünde mutabakat söz konusu.

Konu böylesine ortada iken ülkenin öncelikli meselesinin başkanlık sistemi gibi takdim edilmesi ortamı germenin ötesinde bir sonuç vermeyecektir. Çünkü başkanlık sisteminin gelmesi anayasa değişikliği ile mümkündür. Sadece başkanlık sistemi için anayasa değişikliği yapmak toplumda ister istemez yeni bir tartışmayı ve sertleşmeyi gündeme getirecektir. Kaldı ki, iktidar partisi 7 Haziran seçim kampanyasını, “400 milletvekili verin yeni anayasa yapalım, başkanlık sistemine dönelim” söylemi üzerine bina etmişti. Bırakın 400 milletvekili almayı, seçmen iktidar partisini tek başına iktidar koltuğundan da indirdi. Benzer durum 1 Kasım seçim kampanyasında daha alçak sesle yürütüldü ama AK Parti tek başına yeni bir anayasa hazırlayacak çoğunluğu yakalayamadı. Yani seçmen arka arkaya yapılan iki seçimde de AK Parti’ye tek başına başkanlık sisteminin önünü açmadı. Bu gerçeği dikkate almadan bir yandan terörle mücadele sürdürülürken öbür yandan memleketin öncelikli meselesi olarak gündeme başkanlık sisteminin getirilmesi toplumu zorlamak anlamına gelecektir. Tüm bunlara rağmen yeni anayasa hazırlanamaz, başkanlık sistemine geçilemez değildir. Meseleyi dayatma haline getirmeden sonuca ulaşmak gerekir. Bunun için de öncelikli konu terörle mücadele, ikinci konu ise toplum kesimleri arasında adil dağılımın sağlanmasıdır. Bu iki hususta başarı sağlanabilirse toplumun önüne getirilecek başkanlık sistemine rahatlıkla destek bulunabilir. Aksi halde, kafalarda sorular oluşmakta, şu anda zaten yarı başkanlık sistemi uygulanırken, Cumhurbaşkanı’nın geniş yetkileri varken daha da artırmak anlamına gelebilecek başkanlık sistemini gündemin tepesine oturtmanın doğru olmadığı ortadadır. Özellikle de başlatılmış olan terörle mücadele bir kenara bırakılarak teröre farklı yollardan çözüm aramak da zaman kaybıdır. Çünkü çözüm sürecinden beklenen sonuç silahların susması, bunun için de silahların bırakılması -isterseniz buna silahların gömülmesi de diyebilirsiniz- gerekiyor. Toplumun önünü görebilmesi için artık insanlarımızın ölmemesi gerekiyor. Birileri eğer başkanlık sistemine geçilirse terör sona erecektir gibi bir iddianın sahibi iseler bunun nasıl olacağını topluma izah etmeleri gerekir.