Hocam, gündemi belirleyecek işler yapmalı, hep biz
konuşulmalıyız diyen dostlarıma son günlerde bütün dünya gündemine düşen ve
bütün gazete, radyo ve televizyonlarda haber olan güneş tutulmasını örnek
veriyorum.
Güneş, 365 gün doğar ve batar. Sayısını yalnız Allah ın
bildiği canlılara, ağaçlara, otlara, sebzeler, madenlere, balıklara ve
yaratılan birçok şeye renk verir, tat verir, ışık verir, ısı verir ama sesi
çıkmadığı gibi gündeme de gelmez. O, gün olur, gündüz olur ama gündem olmaz.
365 gün doğar gündem olmaz, bir günün beş dakikasında
tutulursa gündem olur.
Bir gün bir salonda üniversite öğrencilerine Herkes en
çok sevdiği üç nimeti aklından geçirsin dedim.
Bir müddet sonra Bu üç nimetin içine her gün teneffüs
ettiğimiz havayı hatırlayanlar parmak kaldırsın dediğimde birkaç el
kaldırmıştı.
Halbuki hayatımızda ekmekten, sudan, yağdan, baldan daha
değerli olan havadır. Ama her yerde ve bol olduğundan hava hiç gündeme gelmez.
Diyojen e (m.ö.
413-324) sormuşlar Seninle Eflatun arasındaki en ayırıcı özellik nedir
Demişler.
Diyojen- Ben un gibiyim, Eflatun altın gibi demiş.
Altın, Atina nın sayılı insanlarının kendi aralarında
alıp verdikleri, değer biçtikleri, sakladıkları, saldırdıkları, üzerinde
konuşmalar yaptıkları kıymetli bir maden ama un, her evin ihtiyacı, her evde
var ve herkesin muhtaç olduğu fakat altın kadar kıymet vermediği bir gıda
maddesi ama zengin fakir herkesin sofrasından damarlarına un gider ve kalbinden
beynine kadar o besler.
Her sofrada vardır, hiçbir sofra unsuz olmaz fakat
varlığından hiç bahsettirmeden hizmetine devam eder.
Günümüzde, gündemi belirleyenler, ihanetlerini,
dönekliklerini, vefasızlıklarını anlatarak gündemde kalmayı marifet sayıyorlar.
Hani, meşhur Köpek adamı ısırırsa manşete çıkmaz ama
adam köpeği ısırırsa manşete çıkar sözü
vardır.
Isırarak gündemi belirlemek yerine kuduz insanların
gönüllerde açtığı yaraları sessizce sarıp ses çıkarmadan güneş gibi, gönülleri
ısıtmaya devam edelim.
Sizin sessiz hareketleriniz dünyada gündem olurken siz
sakın dönüp de gündeminizi okumaya kalkmayın. Yola devam edin, güneş gibi
gidin, arkanızda laleler, güller açsın, küllükler kurusun ve siz başka
gönüllerde İslâm ın gülüne su taşımaya devam edin.
Gündemden düşen otuz iki eski solcumuzla kapitalistimiz,
anadan üryan soyunup bir dergiye poz vermişler ve böylece bir hafta gündemde
kalmışlardı.
Sanatçılar çevresinde parasını vererek kendi topuğuna
kurşun sıktıranları ve böylece gündem oluşturmayı sağlayan çaresizleri okuduk
gazetelerden.
Peygamberimizin mübarek ayaklarına batsın diye yoluna
diken döken kadın, kıyamete kadar adını Tebbet süresinde devam ettirebiliyor.
Sonra saman alevi gibi veya yıldırım şavkı gibi kaybolup
gidiyorlar veya Zemzeme işeyen Yahudi gibi kötü bir adla anılıyorlar.
Siz ise, hiç gündemi düşünmediniz. Rabbin emrini, her
yerde her zaman, herkese tebliğ etmeye ve nasıl uygulanacağını da yaşayarak
örnek olmaya çalıştınız.
Mesela siz, yalnız Allah ın emrini yerine getirdiniz ve
tesettür ayetlerine imanla sarıldınız.
Tesettür yasağıyla gündem oluşturanların adını bugün
hatırlayan insan sayısı azalmaya başladı bile.
Karıncanın gönlünü almaya, Afganistan da, Irak ta,
Suriye de, Filistin de, Afrika da, Amerika da ve dünyanın her tarafında acı
çekenlerin acısını yüreğimizde paylaşmaya ve gücümüz oranında sessizce yarasına
merhem olmaya devam edersek, sessizliğin ses getirme gücünü görürüz. 365 günün
her saniyesini Allah için çok iyi değerlendiririz de bu dünyamız güzel olur. Allah
iki dünyada da asıl gündemine girmemiz gereken melekler ve salihlerin arasına
bizi de katar inşallah.
Asıl olan da budur.