Müslümanlar hassasiyetlerini kaybedeli, batının maddi gelişmişlik düzeyinde bariz bir üstünlüğü vardır. Batılılar bu üstünlüğün verdiği özgüven ve güçle Müslümanların tasavvur ve düşüncesine de müdahale etmektedir. Özellikle Tanzimat’la birlikte Müslümanlar ancak batının kavramsal çerçevesi içerisinde düşünebilmekte ve fikir üretebilmektedir. Günümüz Müslümanları bu düşünce mahkûmiyetinden kurtarmak ve İslami bir bilinç ve şuurla fikir üretebilmesini sağlamak temel vazifemizdir. Bunun için yapmamız gereken Müslümanlar olarak kendi zamanımıza dönmemizdir.
Müslümanlar için zaman kavramı önemlidir. Çünkü zamanı insan ve medeniyet unsurundan farklı düşünemeyiz. İslami kimliğin muhafazası açısından zamana sahip çıkmanın büyük önemi vardır. Zamana hükmetmek Müslümanın varlık amacına göre düşünmesini ve hareket etmesini sağlayacaktır. Fakat şu bir gerçek ki, günümüzde Müslümanlar bugün kurgulanmış ve planlanmış bir zamanı yaşıyor. Zamana bütünüyle hâkim olmayı bırakın anı yani gündemi bile belirleme imkânına sahip değildir. Çünkü bizler kendi zamanımıza değil, başkalarının zamanına talibiz.
Bugün gündemi belirleme gücü ve etkinliği medya, daha da etkin olarak sosyal medyanın elindedir. Zihinlerin uyuşturulması, kirletilmesi medya ve sosyal medya eliyle gerçekleştiriliyor. Geriye ise gündem vasıtası ile zihinlerin yönlendirilmesi ve yönetilmesi kalmaktadır. Sürekli değişen ve vurgulanan gündem ile insanların düşünmesine fırsat verilmiyor. Bu yüzden toplumların gündemini belirleyen fertlerin hür iradeleri değil, dünyaya şekil vermeye çalışan güç odaklarının stratejileridir.
Bugün haber programları, gazeteler ve sosyal medya gündemimizi işgal etmiş durumdadır. Mazlum coğrafyanın asıl meselesi topraklara yapılan işgal değildir. Asıl mesele zamanın işgal edilmiş olmasıdır. Maalesef bu mazlum coğrafyanın fertleri işgal edilmiş gündemin gönüllü esirleri gibidir.
Takip ettiğimiz gündem gözümüze sokulmuş bir gündemdir. Bu yüzden günümüz Müslümanlarının gündeme farklı bir pencereden bakması gerekmektedir. Gündemin bize sunulan tarafı ile değil, bizden gizlenen tarafıyla meşgul olmalıyız. Bu topraklarda düşünmekten yana gayreti olanların olayların gizlenen, gözden kaçırılan yönlerini derinlemesine ele almasını, böylece Müslümanların İslami bir bakış açısı ile gündemi değerlendirmesini amaçlamalıdır.
Amacımız gündemin peşinden gitmek değil asıl gündemimize dikkat çekmektir. Biz biliyoruz ki, hızla değişen gündem aslında bir noktadan belli bir stratejinin tatbik edilmesinin bir sonucudur. Bu oyunu ve planları görebilmek önemlidir. Feraset ehlinin gündem koyucuların stratejilerini sekteye uğratacak, engelleyecek ve deşifre edecek bir zihne ve iradeye sahip olması gerekmektedir.
Gündeme tutulursak kayboluruz, bu yüzden gündeme tutulmadan gündemin bir kenarından tutunmalıyız. Kurguya kapılmadan kurgunun bilincinde olmalıyız. Dünyayı öncelemeden dünyada olup bitenlerin farkında olmalıyız. İhtiyacımız olan, kurgulanmış ve dayatılmış gündeme kendini kaptırmış Müslüman bakışı değil, belirlediği gündemle diğerlerini de istikamet verebilen bir Müslüman duruşudur. Bunun için öncelikli olarak herkese söyleyecek sözümüz olmalıdır. Söylemek yetmeyecek aynı zamanda onlara duyurabilme imkânına da sahip olmalıyız.